Bitkisel Lifler

Lif, yeterli uzunluk, incelik ve mukavemete sahip, esnek eğirilebilir özellikteki tekstil hammaddesidir. Doğal lifler içinde önemli bir grubu oluşturan bitkisel lifler, bitkinin hangi bölgesinden elde edildiği esas alınarak sınıflandırılır.

 

Bitkisel lifler kimyasal olarak büyük oranda selülozdan oluştukları için selüloz esaslı veya selülozik lifler olarak da isimlendirilir. Fakat her lif, selülozun yanında pektin, lignin, hemiselüloz gibi başka maddeleri de farklı oranlarda içerir. Bu maddelerin cinsi, miktarı ve lifin bitkiden elde edildiği bölge, o lifi diğer bitkisel liflerden ayıran özellikler kazandırır. Örneğin; pamuk bitkinin tohumundan elde edilir ve hiç lignin içermez. Oysa jüt bir gövde lifidir ve selülozun yanında lignin de içerir. Bu yüzden pamuğa göre farklı özelliklere ve kullanım alanına sahiptir.

 

Bitkisel lifler selülozun dışında içerdikleri maddelere göre de üç ana gruba ayrılır:

  • Yüksek oranda selüloz içeren, çok az başka madde bulunduran lifler (normal selülozlu lifler): Pamuk
  • Selülozun yanında en çok pektin içeren lifler (pektoselülozlu lifler): Keten, kenevir
  • Selülozun yanında en çok lignin içeren lifler (lignoselülozlu lifler): Jüt, sisal

Pamuk

Hem lif hem yağ bitkisi olan pamuk, birçok sanayinin temel hammaddesini karşılar. Doğal lifler içerisinde en çok üretilen ve tüketilen lif pamuktur.

 

Pamuk, lifi işlenen ilk bitkilerdendir. Hindistan’da en az 5000, Peru’da 4500 yıl önce pamuk tarımının yapılarak pamuktan kumaş dokunduğu arkeolojik kazılarla belirlenmiştir. Asurlular bu sanatı 3000-3500 yıl önce öğrenmiştir. Pamuğun Akdeniz sahillerinde yetiştirilmesi 2200 yıl önce Mora yarımadasının batısındaki küçük bir adada başlamış, ardından büyük bir pamuk ekim alanı oluşturulmuştur. Akdeniz’ in liman şehirlerinde dokunan pamuklu kumaşlar, altınla aynı değerde kabul edilmiştir. Farklı kıtalardan farklı kromozom ve genetik yapılı pamukların çıkması, pamuğun dünyanın değişik bölgelerinden türediğini ortaya koymaktadır.

 

Pamuk Anadolu’ya 1900 yıl önce Hindistan’dan getirilmiş, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde tarımı yapılmıştır. Bu dönemlerde ekilen pamuk çeşitleri kapalı kozalı Eski Dünya pamuklarıdır. 19. yy. dan itibaren ise, dönemin uluslararası taleplerine uygun Yeni Dünya orijinli, açık kozalı Upland çeşitleri getirilip ekilmeye başlanmış ve Osmanlı Devleti 27.01.1862 tarihli genelgeyle pamuk tarımını geliştirmek için geniş önlemler almıştır. Asıl gelişme ise cumhuriyet döneminde olmuştur. Pamuk ıslah istasyonları kurulmuş ve ABD’den getirtilen çeşitlerle pamuk araştırmaları başlatılmıştır. Günümüze kadar geliştirilerek sürdürülen bu araştırmalar sonucunda, ülke ve uluslararası pazar istekleri ile bölge ekolojilerine uygun birçok pamuk çeşidi elde edilmiştir. Türkiye bugün dünya çapında önemli bir pamuk üreticisi ve tüketicisidir. Lif pamuk üretimimizin yaklaşık %50’si Güneydoğu Anadolu bölgesinde, %28’i Ege bölgesinde, %21’i Çukurova ve %1’i Antalya yörelerinde gerçekleştirilmektedir.

 

El veya makine ile hasat edilen pamuğun tekstil sanayiinde kullanılabilmesi için üzerinde geliştiği tohumundan ayrılması gerekir. Pamuk liflerini tohumundan ayırma işlemine çırçırlama adı verilmektedir. İplikhaneye gönderilecek lifleri elde etmek için merdaneli veya testereli çırçır makinesi kullanılmaktadır. Çırçırlanan pamuk lifleri çırçır fabrikalarında TS2359’a uygun olarak balyalanır ve alınıp satılmaya, işlenmeye hazır hale getirilir.

 

Pamuğun fiyatının belirlenmesinde lif özellikleri önemlidir. Farklı özelliklerdeki pamuk liflerinin tekstil sanayinde birlikte işlenmesi pek çok sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle pamuk lifinin sınıflandırılması üretici kadar tekstil endüstrisini de yakından ilgilendirir. Pamuk standartı zorunlu standarttır. Lifler tek balya usulü veya sondaj usulü ile kontrol edilir. Her ne kadar sondaj usulü kontrol terk edilip, tüm kontrollerin tek balya usulüne göre yapılması hedeflense de, pratikte sondaj usulü kontrol da yapılmaktadır.

 

Lifler sondaj usulüne göre sınıflandırılırken lif uzunluğu ve renk dikkate alınmaktadır. Tek balya usulü ise, lif uzunluğu ve rengin yanında tekstil sanayii için önemli olan çırçırlama şekli, yabancı madde miktarı, lif inceliği, mukavemeti, olgunluğu, elastikiyeti ve kısa-ölü lif yüzdesi gibi özellikleri de kapsar. Türkiye’de üretilen pamukların tip numuneleri, çırçırlama şekli ve üretim bölgesi esas alınarak belirlenmiştir. Kontrol edilip, standartları belirlenen pamuk balyalarının üzerine kaşe ve etiketler vasıtasıyla bu bilgiler aktarılmaktadır.

 

Pamuk son tüketiciye ulaşıncaya kadar uzun bir pazarlama kanalından geçmektedir. Kanalın başlangıcında üretici yer alır. Türkiye’de üreticilerin büyük çoğunluğu ürünlerini kütlü pamuk, çok az bir kısmı ise çırçırlanmış preseli olarak satmaktadır. Çırçıra, tüccara ve kooperatiflere gelen lif pamukların önemli bir kısmı ticaret borsaları aracılığı ile pazarlanmaktadır. Borsalar genellikle pamuk üretim bölgelerinde kurulmuştur. Ancak salon işlemi olan borsalarda pamuğun alım-satımı borsa içinde gerçekleşir. Salon işlemi olmayan borsalarda ise borsa dışı işlemler tescil edilmektedir. Pamuk fiyatı salon işlemi olan Borsalarda alıcı ve satıcının karşı karşıya gelmesi ile oluşan piyasada belirlenir.

 

Küresel lif ihtiyacının hemen hemen yarısını karşılayan pamuğun tarımında büyük oranda kimyasal ilaçlar kullanılmaktadır. Pamuğun yağ bitkisi olduğu gözardı edildiğinden, zaman zaman besin olarak kullanılan bitkilerden çok daha yüksek miktarda ve daha tehlikeli kimyasal maddeler tercih edilmektedir.

 

Bu durum çevre ve insan sağlığı açısından sorun yarattığından, son yıllarda pamuk üretim ve tüketiminde tarım ilaçlarının kullanımını azaltmaya yönelik üç eğilim ortaya çıkmıştır.

  • Renkli pamuk
  • Organik pamuk
  • Genetiği değiştirilmiş pamuk

Renkli pamuk doğal halinde renkli olduğundan boyarmadde kullanımına bir alternatif olarak görülmektedir. Ancak renkli pamuğun komşu tarlalardaki beyaz pamukla tozlaşma ihtimali, bazı lif özelliklerinin piyasada tercih edilen beyaz pamuk liflerine göre daha düşük olması, renk sayısının çok sınırlı olması yaygınlaşmasını engellemiştir.

 

Organik pamuktan yapılmış tekstil ürünlerinin tüm üretim aşamaları belirli standartlara uyarak sertifikalandırılmalıdır.

 

GDO pamukta, pamuğun genleri değiştirilerek, bir takım kimyasal ilaçlara gerek kalmadan, dolayısıyla çevreyi kirletmeden pamuk tarımı hedeflenmektedir. Örneğin; Bollgard® II isimli GDO pamuğa Bacillus thuringiensis (Bt) isimli bakteriden iki gen aktarılmıştır. Bu iki gen, zehirli protein üreterek pamuğu yiyen zararlıları öldürüp, herhangi bir tarım ilacına gerek kalmadan mücadele imkanı sağlamaktadır. Bu GDO pamuğun pestisit kullanımını %80 oranında azalttığı iddia edilmektedir. Ancak pamuğun ürettiği zehirli proteinin yararlı böcek ve tırtıllara, gıda endüstrisinde kullanılan pamuk yağı dolayısıyla da insanlara ve çevreye etkisi tartışılmaktadır.

 

Doğal oluşu, teri emişi, yüksek sıcaklıklarda yıkanıp ütülenebilmesi, hijyenik ve konfor özelliklerinin iyi olması nedeniyle pamuk, günlük yaşamımızda gazlı bez, çarşaf, havlu, dikiş ipliği, giyim eşyası gibi çok farklı yerlerde kullanım alanı bulmaktadır.

 

Keten

Keten bitkisi lifi, yağı ve tohumu için yetiştirilir. Tohumu hem yağ elde etmek, hem tıbbi amaçlar için kullanılır. Küspesi hayvan yemi olarak değerlendirilir. Fakat pamuk gibi ketene de asıl değer kazandıran, lifidir.

 

Tüm bitkisel liflerde olduğu gibi keten de ağırlıklı olarak selülozdur. Selülozun yanında lignin, pektin, hemiselüloz gibi maddeler de bulunur.

 

Keten lifleri en az 5000 yıldır eğirilip dokunmaktadır. Antik Mısır’da çok ince lifler firavunların mumyalanmasında kullanılırken, Avrupa’da giyimde keten lifi kullanımı Neolitik dönem kadar dayanmaktadır.

 

Keten 30’dan fazla ülkede yetiştirilmektedir. Dünyanın lider keten lif üreticileri Çin, Rusya, Belarus ülkeleri ve Fransa’dır. Türkiye’de keten üretimi çok azaldığından, lif ihtiyacı ithalat yoluyla karşılanmaktadır.

 

Hasat edilen ketenin tekstil sanayinde kullanılabilmesi için öncelikle bitkinin gövdesinden ayrılması gerekir. Çünkü keten lifleri bitkinin gövdesinde gelişmekte ve hüzme denilen lif demetleri halinde bulunmaktadır.

 

Liflerin bitki gövdesinden iki yöntemle ayrılır:

 

a. Mekanik: Keten yivli silindirlerin arasından geçirilir, ezilip kırılarak liflerine ayrılır. Gövdenin kabuk kısmı odun kısmından ayrılır.

 

b. Havuzlama: Daha çok bu yöntem kullanılır. Sak veya kabuk, suda veya çiğde bekletilerek mikroorganizmaların etkisi altında çürütülür. Bakteri ve mantarlar çoğalarak dış pektini uzaklaştırıp, lifleri huzmeler halinde gövdeden ayırır. Enzim teknolojisindeki gelişmelerin sonucunda pektin uzaklaştırma hazır pektinaz enzimleriyle de yapılabilmektedir.

 

– Biyolojik havuzlama
– Çiğde çürütme
– Durgun suda havuzlama
– Akar suda havuzlama
– Ilık veya sıcak suda havuzlama
– Enzimlerle havuzlama
– Kimyasal maddelerle havuzlama

 

Bu yöntemler ayrı ayrı veya birlikte uygulanabilir. Pamuktan daha sağlam oluşu, doğal görünümü, konfor özelliği ile keten günümüzde ev tekstili, giyim eşyası, sigara kağıdı, otomotiv sanayi gibi farklı yerlerde kullanılmaktadır.

 

Pamuk ve keten dışında diğer bitkisel lifler de giyim, ev tekstili, otomotiv ve inşaat sanayii için kompozit, hijyenik ürünler, kağıt para gibi değişik yerlerde kullanılmaktadır.

 

Kaynaklar
1. Yazıcıoğlu G. Pamuk ve Diğer Bitkisel Lifler,1999, Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fak. Yayınları No:274, İzmir, sf: 1-9, 50-55, 202-209
2. Kicińska-Jakubowska A, Bogacz E, Zimniewska M. 2012, Journal of Natural Fibers,9,p:150–167
3. http://www.tarispamuk.com.tr/
4. Pamukların Standardizasyonuna İlişkin tebliğ(14/ağustos/2012 tarihli)
5. http://www.csiro.au/en/Outcomes/Food-andAgriculture/bollgard.aspx
6. www.connectotel.com/gmfood/gmcwrong.html
7. Ticaret Borsaları ve İzmir Ticaret Borsası Kitabı (100.yıl etkinlikleri Yayın No:42)
8. http://www.naturalfibres2009.org/en/iynf/media.html
9. [http://www.curatorsoflifestyle.com/public/uploads/flax_plant_linen.jpg
10. http://archive.nrc-cnrc.gc.ca/eng/news/nrc/2009/10/07/natural-fibres.html
11. http://www.curatorsoflifestyle.com/public/uploads/flax_plant_fields.jpg
12. Pedrolli DB, Monteiro AC, Gomes E, Carmona EC. 2009, The Open Biotechnology Journal, 3, p:9-18
13. Kashyap DR, Vohra PK, Chopra S, Tewari R. 2001, Bioresource Technology, 77, p:215-227

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir