Deniz Suyundan İçme Suyu Elde Edilmesinin Etkileri

Su, canlı organizmalar için hayati öneme sahip bir bileşiktir. Okyanuslarda, denizlerde, göllerde, nehirlerde, su buharı şeklinde havada ve yerin altında bol miktarda bulunan su aslında her an çevremizdedir. Dünya yüzeyinin %71’i su ile kaplı olmasına rağmen Dünya üzerindeki suyun ancak %2,5’u tatlı sudur. Ayrıca içilebilir tatlı suyun sadece %1’i insanlar tarafından kullanılabilecek şekilde yerin yüzeyinde bulunmaktadır. Giderek artan nüfus ve iklim değişikliği nedeniyle dünya genelinde milyonlarca insan içme suyu kıtlığıyla karşı karşıyadır. Ulaşılabilir tatlı su miktarının sınırlı olması nedeniyle özellikle dünyanın belli bölgelerinde, örneğin Orta Doğu’da, Kuzey Afrika’da içme suyu ihtiyacı deniz suyunun arıtılması ile sağlanmaktadır. Yani deniz suyundan içme suyu elde edilerek üretilmektedir.

Günümüzde dünya genelinde 16.000’den fazla tesiste deniz suyu tuzdan arıtılarak her gün 95 milyar litreden fazla içme suyu üretilmektedir. Ancak kullanılan arıtma sistemleri hem yüksek maliyetli hem çok enerji tüketmekte hem de atmosfere yüksek miktarda sera gazı salmaktadır. Ayrıca yan ürün olarak ortaya çıkan aşırı tuzlu sularda, üretim sürecinde kullanılan zararlı kimyasal maddeler olabilmektedir. Deniz suyundaki tuz oranı yaklaşık %3,5’tur. Aslında tatlı sular da az da olsa tuz içerir. Ancak bu oran deniz suyununkinin yaklaşık 35’te biri kadardır.

Deniz suyundan içme suyu elde edilmesi binlerce yıldır uygulanan bir işlem. Örneğin geçmişte gemilerdeki içme suyu ihtiyacı bu şekilde karşılanıyordu. Deniz suyundaki tuzun ayrıştırılması için genellikle iki yöntem kullanılıyor. İlkinde deniz suyu ısıtılarak buharlaşması sağlanıyor. Daha sonra su buharı soğutularak yoğunlaştırılıyor ve sıvı haldeki saf su depolanıyor. İkinci yöntemde ise deniz suyundaki çözünmüş haldeki tuz, sadece belirli büyüklükteki parçacıkları geçiren bir zar kullanılarak ayrılıyor.

Ancak bu süreçte ortaya çıkan tuz oranı çok yüksek atık suyun tekrar denize karıştırılması bölgedeki sualtı yaşamını olumsuz şekilde etkiliyor. Arıtma sistemlerinin tuzlu suyun aşındırıcı etkisinden korunabilmesi için kullanılan kimyasal maddeler de atık su ile birlikte deniz suyuna karışıyor. Ayrıca arıtma tesislerinden çıkan yüksek sıcaklıktaki su, deniz suyunun sıcaklığında artışa neden oluyor.

Tuz oranı çok yüksek olduğu için deniz suyundan daha yoğun olan atık suyun özellikle deniz tabanına yakın bölgelerde yaşayan canlı türlerini etkilediği düşünülüyor. Atık suyun, çok sayıda farklı noktadan boşaltılarak deniz suyuyla karışmasının kolaylaştırılması ya da enerji santrallerinde kullanılan soğutma suyu ile karıştırılarak tuz oranının azaltılması sebep olduğu olumsuz etkilerin azaltılmasına yardımcı olabilir.

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.

blank

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.