• Yüzmenin sağlığa olan olumlu etkilerine dair hiç kimsenin aklında bir soru işareti olmasa da Dünya Sağlık Örgütü yüzme havuzlarında karşılaşabileceğimiz üç tehlikeden birinin havuz kimyasalları olduğunu söylüyor.

     

    Yüzme havuzuna girenlerden organik ve inorganik kirliliklerin suya bulaşması kaçınılmaz. Örneğin terde ve idrarda bulunan azot içeren bileşikler, amonyak, aminoasitler, keratinin, kozmetik ürün atıkları, güneş koruyucu losyonlar ve sabun kalıntıları duş alınmış olsa bile suya bulaşıyor. Bunlara ek olarak çevreden gelebilecek toz, kum, yaprak özellikle açık yüzme havuzlarının kirlenmesine katkıda bulunuyor. Bu kirliliğin herhangi bir sağlık sorununa yol açmaması tüm yüzme havuzu işletmeleri için en öncelikli konulardan biri. Bu nedenle yüzme havuzunu sağlık koşullarına uygun hale getirmek, havuzun hijyenini sağlamak için farklı yöntemler uygulanıyor. Örneğin bazı kirleticiler filtre edilerek sudan uzaklaştırılıyor. Mikroorganizmaları yok etmek için de kimyasallar kullanılıyor.

     

    Havuz kimyasalları, hastalık yapan mikroorganizmaları yok etmek, dezenfeksiyon işleminin etkinliğini ve suyun kalitesini artırmak, ekipmanların paslanmasını ve kireçlenmesini önlemek ve ekipmanları yosun gelişimine karşı korumak için kullanılıyor. En yaygın olarak kullanılan aynı zamanda ekonomik olan dezenfektanlar klor ve brom. Her ikisi de periyodik tablonun 7A grubunda bulunan halojen grubu üyeleri ve havuzlardaki tehlikeli virüs ve bakterileri yok etme özellikleri var. Bu nedenle ortama klor veren bileşikler dezenfektan olarak ilk tercih edilenler. Ortama brom veren bileşikler ise daha çok sıcak su havuzlarının dezenfekte edilmesinde kullanılıyor. Saf klor ve inorganik klor veren bileşiklerin klor kalıntıları güneş ışığında hızlıca parçalanıyor. Bu nedenle açık havuzlarda klorun dezenfektan özelliğini ve kalıcılığını sürdürmek için klora yarılanma ömrünü 4-6 kat artıran siyanür asit ekleniyor. Klor organik klor salan bileşikler ailesinden olan klorlu izosiyanüratın varlığında güneş ışığında daha kararlı davranıyor.

     

    Dezenfeksiyon amacıyla eklenen kimyasalların dışında su arıtım işleminin bir parçası olarak havuza çözünmemiş, suda asılı maddeleri uzaklaştırmak için çöktürücüler de koyuluyor. En uygun pH değerini korumak için suya asit ve baz da ekleniyor. Yüzme havuzlarında kullanılabilecek alternatif dezenfeksiyon yöntemlerinden bazıları da ozonlama, bakır gümüş iyonizasyon ve UV ışıma. Bu yöntemlerin birlikte kullanıldığı da oluyor. Kimyasalların uygulanma oranları dünya çapında değişiklik gösterse de her yerde amaç doğru ve etkin dezenfeksiyon yaparken havuza girenlerin bunlardan mümkün olan en az seviyede etkilenmesini sağlamak.

     

    Bugüne kadar havuz kimyasallarının solunum yolu hastalıkları ve başka hastalıklarla ilişkisini araştıran pek çok araştırma yapılmış. Ancak hem bu araştırmaların sonuçları birbiriyle tutarlı değil hem de sonuçlar toksikolojik çalışmalarla desteklenmemiş. Bu nedenle yüzme havuzlarında bulunan kimyasalların sağlığa etkileri aslında çok da açıklığa kavuşturulmuş bir konu değil. Yapılan pek çok bilimsel yayında dezenfektan yan ürünlerine maruz kalmanın birkaç hastalıkla ilişkili olduğu gösteriliyor. Ancak ABD Ulusal Yüzme Havuzu Vakfı Başkanı Thomas Lachocki kimyasallara maruz kalma riskinden çok yüzmenin sağlığa yararlarına vurgu yapılması gerektiğini söylüyor.

     

    Yapılan çalışmaların çoğunda havuz kimyasalları özellikle solunum yolu işlevleriyle ve astımla ilişkilendirilse de kimyasalların mesane kanseri riskini önemli derecede artırdığını söyleyen çalışmalar da var. Havuzlardaki klor akciğer epitelyum geçirgenliğini artırıyor. Bu da astım ve solunum yolu şikâyetlerinin artması anlamına geliyor. Ancak İngiltere’de 7-10 yaş arasındaki çocuklarla yapılan bir araştırmada havuzda yüzmenin astım ve alerji riskini artırmadığı, aksine akciğerin işlevini artırdığı tespit edilmiş. Sadece daha önce solunum yolu ile ilgili problem yaşayan çocuklarda düşük astım riski belirtileri gözlemlenmiş.

     

    Genel olarak yüzme havuzlarında yıllarca yoğun antrenman yapan profesyonel yüzücüler dezenfeksiyon yan ürünlere en çok maruz kalan kişiler. 2015 yılının Mart ayında PLOS ONE dergisinde yayımlanan çalışmada yüzücülerin antrenmanlarında maruz kaldığı dezenfektan yan ürünlerinin sağlığa etkisi araştırıldı. Çalışmada deney hayvanları (sıçan) 12 hafta boyunca farklı aralıklarla klorlu suya maruz bırakıldı. Bir sıçan için 12 hafta bir insan hayatının 10 yılına denk geliyor. 10 yıl da bir sporcunun en iyi performans göstermesi için çalışması gereken süre olarak düşünülüyor. Bu süre boyunca sıçanların davranışları ve görünüşleri gözlemlenirken sağlıklarının etkilenip etkilenmediği de çeşitli testlerle analiz edilmiş.

     

    Sonuçta sıçanların gelişimi ve davranışları bu programdan hiç etkilenmemiş. Gözler ve cilt, klordan ve dezenfektan yan ürünlerinden akciğerlere göre daha doğrudan etkilenen organlar olduğu için kanlı burun, kanlı göz, tüy dökülmesi ve cansız görünüşlü kürk gözle görülür etkiler olarak tespit edilmiş. Klorlu suya maruz kalma süresi ve sıklığı akciğer hasarına yol açabilecek birincil etkenler olarak tespit edilmiş. Dezenfektan yan ürünlerinin beş organ -kalp, karaciğer, dalak, akciğer ve böbrek- içinde en olası hedefinin karaciğer olduğu görülmüş.

     

    Tüm bunlar özellikle bu yaz günlerinde kulağa korkutucu gelebilir. Ancak görülen o ki havuz dezenfektanları ve yan ürünlerinin sağlığa etkileri ile ilgili yapılan araştırmalar kesin sonuçlara ulaşmak için henüz yeterli değil ve sağlıklı veriler sunmuyor. Bu konuda daha fazla araştırma yapılması ve güvenilir sonuçların elde edilmesi gerekiyor. O zamana kadar elbette yüzmekten vazgeçmeyeceğiz. Havuz hijyen kurallarına uyulması, ishal ya da mide bağırsak iltihabı gibi sorunları olan kişilerin özellikle de çocukların hastalığın başladığı ilk iki hafta havuza girmemesi şimdilik havuz kullanıcılarına düşen görevler arasında.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.

Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:Ağaçların Sağlık Üzerine Etkisi
Sonraki Yazı:Çevre Hakkı

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.