• Saksıda ıspanak, marul, roka, sap kereviz gibi türler daha rahat üretilmekle birlikte, dikkatli bir uygulama ile yazlık sebzelerden domates, biber, patlıcan da zahmetsizce yetiştirilebilir. Bu sebzelerin renk ve biçimleri süs bitkisi gibi görünmelerini de sağlar.
     
    Tohumdan ilk kez yetiştiricilik yapılacak ve organik sertifikalı veya yerel tür tohumlar isteniyorsa, tarımsal araştırma enstitüleri, ekolojik üretici birlikleri ve tohum dernekleri yardımcı olabilir. Organik pazarlardan alınan meyve ve sebzelerin tohumları da ekim için kurutup saklanabilir. Bahar aylarında tohum kendi büyüklüğünün üç katı derinliğe ekilir, tohumun üç katı kadar elenmiş toprak ile kapatıp bastırılır ve saksı altındaki deliklerden su gelinceye kadar ilk su verilir. Saksı harcı aşırı kumlu süzek bir topraksa çimlenmeye kadar ara sıra elle kontrol edilerek yağmurlama sulama şeklinde, tohumlar kaydırılmadan sulanabilir. Taze tohumlar 2-3 haftada çimlenecektir. Yaza geçerken yetiştirmeye karar verildiyse bu bitkilerin fidelerini bulmak mümkündür.
     
    Günümüzde çok farklı saksı ve kaplar bulunuyor: kendi sulama haznesini üzerinde bulunduran, akşam lamba gibi yanan, devrilmeye karşı şekillendirilmiş, atık malzemelerden yapılmış vb. Hem her boyutuna ulaşma kolaylığı, hem de maliyeti ve su tutma özellikleri açısından plastik saksılar üretimde en çok tercih edilenlerdir. Doğal olsun denirse ve dış kap kullanılmayacaksa kil saksı seçilebilir; ancak bunu kullanmadan bir gün önce mutlaka suya doyurmak gerekir, yoksa ilk suyu toprak saksı çekebilir. Bitki köklerinin saksı tabağındaki suya nüfuz etmemesi, zarar görmemesi ve hava alması için saksının en altına kiremit kırıkları yerleştirilebilir. Tek yıllık biber, domates, patlıcan gibi türlerin çoğunda 50×60 cm bir saksı yeterlidir. Minyatür biberler için 20×30 cm’lik saksılar da yeter.
     

    Biber

     
    Biberin anavatanının Amerika olduğu, buradan dünyaya yayıldığı kabul edilmektedir. Bazı araştırmacılar merkezin Brezilya olduğunu öne sürmüştür. 16. yüzyıl başlarında Amerika’dan İspanya’ya gelen biber, oradan Avrupa’ya yayılmış, aynı yüzyılın sonlarına doğru İstanbul’a getirilmiştir.
     
    Biber Solanaceae familyasının Capsicum cinsine ait bir kültür bitkisi olup iki ana tür grubuna sahiptir: Ilık iklimlerde tek yıllık Capsicum annuum, tropik iklimlerde ise çok yıllık Capsicum frutescens yetişir.
     
    Ülkemizde genellikle dolmalık biberler, sivri biberler, süs biberleri bilinmekle beraber domates biberleri de tanınmaya başlamıştır. Son yıllarda kalın etli biber çeşitlerinin çoğalması ve yerli biberlerle izolasyon mesafesinin korunmaması sebebiyle tozlanma gerçekleşmiş, ince kabuklu dolmalık ve eski sivri biberlerimize ulaşmamız zorlaşmıştır. Evde yetiştireceğiniz türün yerel olması bu bakımdan da önemlidir.
     
    Biber tohumu karanlıkta daha iyi çimlenir. En uygun çimlenme sıcaklığı 25-30°C’dir. Tohumlar nemsiz ve serin bir ortamda çimlenme kabiliyetlerini 2-3 yıl korurken acı biberde bu süre daha kısadır. Çimlenme yüzdesi ilk yıldan itibaren hızla düşer.
     
    Biber gün uzunluğuna karşı nötr olmakla birlikte ışık şiddetinden kısmen hoşlanır, ışık şiddeti düşük yerlerde bol yapraklı ve az tomurcuklu olur. Nemi sever, sürekli ve düzenli sulanmalıdır. Her sebzede olduğu gibi organik maddece zengin toprakta iyi gelişir. Erken mahsul düşünülürse kumlu-tınlı, bol ama geç mahsul düşünülürse kumlu-killi topraklar tercih edilir.
     
    Biberde sık görülen hastalık ve zararlılar: Biber mozaik virüsü, fusarium, çökerten ve kök boğazı çürüklüğü. Virütik hastalıklar özellikle meyvede anormalliklere neden olurken, fusarium, yapraklarda oluşan solgunluk ve saplar kesilince iletim dokularında görülebilen kahverengimsi yapılardan anlaşılabilir.
     

    Domates

     
    Domatesin anavatanı güney Amerika’dır. Bugün kültürü yapılan domateslerin ana tür Lycopersicon peruvianum ile birlikte Lycopersicon hirsitum ve Lycopersicon pimpinellifolium’dan faydalanılarak geliştirildiği bilinmektedir.
     
    Lycopersicon esculentum’un kromozom sayısı 12 olup Lycopersicon pimpinellifolium ile kolayca melezlenir. Lycopersicon hirsitum ile çaprazlansa da kısırdır. Lycopersicon peruvianum ve Lycopersicon esculentum döllenirse partenokarpik (döllenme meydana gelmeden oluşan) meyveler gelişir. Bu nedenle tohumluk olarak kullanılacak türün özelliklerini iyi bilmek gerekir. Domatesin meyvesi bir üzümsü meyvedir ve genellikle iki gözlü olarak gelişir. Tohumlar bu gözler içinde yer alan ve tohumların çimlenmesini de önleyen bir sıvı içinde yer alır.
     
    Bu botanik tasnif yanında, domatesler bitkinin sürgün boyunun kısıtlanması ve serbest kalmasına göre yer domatesi (bodur, yarı bodur) ve sırık domates, ayrıca sanayi ve yemeklik domates olarak da ikiye ayrılır. Yer domatesi, günümüzde daha çok sanayi domates tipi olarak seçilmekte, salça üretimi için yetiştirilmektedir. Sofralık üretimleri ise kısmen yapılmaktadır. Yer domatesinden farklı olarak, sırık domates sadece taze yemeklik olarak yetiştirilir.
     
    Domates tohumları uygun koşullarda 5-6 yıl canlılığını koruyabilmektedir. Tohumların 3-4 saat ıslatıldıktan sonra ekilmeleri çimlenmeyi kolaylaştırır. Tohumlar 2-3 cm derinliğinde ekilmeli, ekimi takiben hafifçe sulanmalıdır. Çimlenme için en uygun toprak sıcaklığı 14-15°C’dir ve tohumlar bu sıcaklıkta 8-12 gün içinde çimlenir. Ekimden 5-7 hafta sonra elde edilen fideler asıl yerine dikilebilir. Fideler başlangıçta desteksiz bir şekilde durabilirken, yer veya sırık çeşidi oluşuna göre farklı gövde gelişmesi gösterir. Yer tiplerinde uzama sınırlı olur; sırık tiplerde ise uzama sınırsız olduğundan bitki sürekli büyüyerek yeni sürgünler verir. Gövde yaşlandıkça selüloz miktarı artar ve dayanıklılık kazanır ama meyveleri taşıyacak güçte olmadığından desteklemek ve askıya almak gerekir. Domates yetiştiriciliğinde ‘topluca budama’ denen koltuk alma, yaprak alma ve uç alma işlemleri yapılmalıdır. Gövde ile yaprak sapı arasındaki gözlerde çıkan sürgünlere ‘koltuk’, bu sürgünlerin alınması işlemine de ‘koltuk alma’ denir. Böylece tek gövdeli olarak büyümesini istediğimiz bitkinin şeklini korumuş oluruz. Koltuklar 5-15 cm boya eriştiklerinde çekmeden yukarıdan aşağı itme ile koparılır. Erken koparıldıklarında yeniden çıkma ihtimalleri vardır; geç koparıldıklarında ise hem boşa besin maddesi tüketmiş olurlar, hem de bitkide açılacak yara yüzeyi artmış olur. İşlem sabah saatlerinde yapılmalıdır. Yaprak alma ile olgunlaşmaya başlayan salkımların havalandırma ve ışıklanması sağlanır. Uç alma planlanan son hasat tarihinden 5-6 hafta önce, bırakılacak son salkımın 3-4 yaprak üzerinden yapılır. Bu budama da meyvenin olgunlaşmasını hızlandırır.
     
    Yetiştirme alanı sınırlı olanlar az dallanan kiraz, erik, armut, yürek tipli ufak tür domatesler seçebilir. Bazı türler salkım şeklinde düzenli olarak hasat etmeye uygundur. Yerel türleri yetiştirmek isteyenler pembe domates gibi çeşitleri de tercih etmektedir. Domatesler türlerine göre 3-4 g ile 800-1000 g arasında çok farklı ağırlıklara sahip olabilir. Türe uygun genişlikte kap, humusça zengin bir toprak karışımı ve sağlam bir destek sistemi hazırlamak gerekir. Domates toprak isteği bakımından çok seçici değildir. Ancak hafif karakterli topraklarda ürün erken gelişir ve bitki daha kısa ömürlü olur; ağır killi topraklarda ise geç gelişir ancak hastalık ve zararlılara karşı daha dayanıklı olur.
     
    Domateste sık görülen hastalık ve zararlılar: Kurşuni küf hastalığı, bakteriyel kanser ve solgunluk hastalığı, mildiyösü hastalığı (yaprak ve gövdede üstten bakıldığında büyük soluk yeşil renkte, daha sonra esmerleşen sınırları belirsiz lekeler), yeşilkurt zararı (meyve üzerinde siyah hareli delikler) ve beyaz sinek (bitki özsuyunu emerek beslenen larva ve erginler).
     

    Patlıcan

     
    Patlıcanın anavatanı Hindistan’dır. 13. yüzyılda İspanya yoluyla Avrupa’ya girmiş, Amerika’da ise kıtanın Avrupalılarca keşfinden sonra yayılmıştır. Patlıcanlar üç ana grup altında toplanır. Bunlardan Solanum melongena var. Esculentum ve Solanum melongena var. İnsanum sebze olarak kullanılmasına karşın Solanum melongena var. Ovigerum süs bitkisi olarak tanınır ve değerlendirilir.
     
    Patlıcan sıcak iklim sebzesidir. İyi bir yetiştiricilik için 5-6 aylık bir vejetasyon dönemine ihtiyaç vardır. En uygun sıcaklık 25-30°C’dir. Gece sıcaklığı 15°C’nin altına düştüğünde meyve bağlamada problemler ortaya çıkar, bitki gelişimi zayıflar, meyvelerde renk açılmaları görülebilir. Tohumdan da yetiştirilebilir ancak vejetasyon süresi uzun olduğundan tohum ekimindense fideden yetiştirme tercih edilebilir. Tohum ekimi bahardadır. Tohumların ekimden önce nemli bir bez arasında 10-12 saat bekletilmesi çimlenmeyi kolaylaştırır. Hava ve toprak neminde (%60) iyi gelişir.
     
    Patlıcan killi topraklarda iyi gelişmez, ağır ve rutubetli topraklarda kök çürüklüğüne yakalanır. Tuza orta derecede hassastır. Besin maddelerince zengin, tınlı, tınlı-kumlu topraklarda iyi gelişir. İlk can suyundan sonra meyveler görülünceye kadar fazla su verilmez. Patlıcanda ilk hasattan itibaren ürün önce artar, bir süre sonra azalır. Bu azalma tarlada hava sıcaklığının yükseldiği haziran-temmuz aylarında meydana gelir. Azalan verim eylül ayından itibaren tekrar artar ve mevsim sonuna doğru tekrar düşme gösterir. Hasat süresini uzatmak için, budama meyve miktarının azaldığı evrede yapılır. Tacın bir miktar üstünden dallar kesilerek bitki sert bir şekilde budamaya tabi tutulur. Daha sonra bol su verilir ve gübrelenir.
     
    Patlıcanda sık görülen hastalık ve zararlılar: Külleme, beyaz çürüklük, kurşuni küf, fusarium, çökerten ve kök boğazı çürüklüğü, bozkurt (belirgin özelliği ön kanatlarda bulunan böbrek şeklinde lekeler; başlangıçta bitkilerin taze yaprak ve sürgünlerini yiyerek, ileriki dönemlerde yalnız geceleri beslenirler; toprağa yakın yerden kök boğazından kesmek veya kemirmek suretiyle bitkinin kırılıp kurumasına neden olurlar) ve yaprak galeri sineği (larvalar yaprakların iki zarı arasında kalan etli doku ile beslenir ve galeri oluşturur; zarar görmüş bölgeler sararıp kurur ve yapraklar dökülür). Az miktarda bitki yetiştiriliyorsa elle mekanik mücadele tercih edilmelidir. Gerektiği durumlarda il ve ilçe müdürlüklerinin ilgili birimlerinden veya uzman kişilerden ayrıntılı bilgi alınmalı, gereksiz yere ilaçlama yapılmamalıdır.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.
Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:ArmadaLab Çevre Mühendisi İş İlanı
Sonraki Yazı:Çevre Firmalarının Karşılaştığı Zorluklar

Benzer Yazılar

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.