• Kimya sanayindeki yenilikler ve gelişmeler sonucunda günlük yaşamın birçok alanında çok çeşitli kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Bilim insanları 10 milyondan fazla doğal ya da yapay kimyasal bileşik olduğunu belirlemişlerdir. Bunların yaklaşık 100.000’i ticari amaçla üretilmektedir. Ayrıca her yıl 200-300 yeni kimyasal madde piyasaya sunulmaktadır.

     

    Günümüzde yaklaşık 400 milyon ton kimyasal madde üretildiği tahmin edilmektedir. Kimyasal madde üretiminin en fazla olduğu bölgelerden biri Avrupa’dır. Avrupa’da üretilen kimyasal maddeler, dünyadaki toplam üretimin %38’ini oluşturur.

     

    Kimyasal madde kullanımı

     

    Kimyasal madde üretiminin ve tüketiminin giderek artması kaygılara neden olmaktadır. Çünkü pek çok kimyasal madde doğrudan ya da kullanıldıktan sonra çevreye salınmakta böylece havaya, suya, toprağa ve yediğimiz besinlere karışmaktadır.

     

    Kimyasal maddelerin karmaşıklığı ve üretilme hızı, bunların çevreye etkilerinin sistemli bir şekilde incelenmesini güçleştirmektedir. Yine de bazı kimyasal maddelerin hem insan hem de çevre sağlığına zararlı etkilerinin olduğu ortaya çıkarılmıştır.

     

    Tehlikeli kimyasal maddeler

     

    Bir kimyasal maddenin insan ve çevre sağlığı açısından tehlikeli olup olmadığı bu maddenin özelliklerine, bulunduğu ortama, yoğunluğuna ve bu maddeye ne ölçüde maruz kalındığına bağlıdır.

     

    Bir toplumda yaşayan insanlar tehlikeli etkileri olan ve yaygın olarak kullanılan kimyasal maddelerin neler olduğunu bilmelidir.

     

    Tehlikeli kimyasal maddelerin çevrede bulunup bulunmadığını bilmek çok zordur. Bu maddeler doğal süreçler içinde oluşmuş olabileceğinden kaynaklarının belirlenmesi de zordur. Kimyasal maddeler bir kez çevreye salındıktan sonra doğal döngülerin birer parçası hâline gelirler.

     

    Üstelik bu kimyasal maddelerin bir kısmının zararları hemen anlaşılmayabilir. Örneğin, DDT gibi tarım ilaçlarının geliştirilmesinden sonra, uzun bir süre bunun zararlılara karşı kazanılmış bir zafer olduğu düşünülmüştü. Ancak daha sonra bu maddelerin doğaya büyük zararlar verdiği ortaya çıkarıldı.
    Günlük yaşamımızda sık kullandığımız ve tehlikeli maddeler içeren ürünler;

    • Bazı tekstil ürünleri, ağır metaller (Cıva, kurşun ve kadmiyum gibi özgül ağırlığı yüksek metallerdir. Bu metaller canlıların yaşamsal organlarında birikir ve yavaş yavaş tüm bedeni zehirler.) içerir.
    • Pek çok boya ağır metaller, pigmentler ve organik çözücüler içerir.
    • Yapay deri, ağır metaller içerebilir.
    • Birçok metal ürünü ağır metaller, pigmentler, yağlar ve fenoller içerir.
    • Bazı ilaçlar organik çözücülerin yanı sıra ağır metaller de içerir.
    • Piller, ağır metaller içerir.
    • Tarım ilaçlarının çoğu organoklorin ve organofosfat bileşikleri içerir.
    • Bazı plastikler organoklorin bileşikleri ve organik çözücüler içerir.
    • Benzin ve diğer petrol ürünleri yağ, fenol ve diğer organik bileşikler, ağır metaller, amonyak ve asitli maddeler içerir.

     

    DDT

     

    Kimyasal Maddeler“…1948’de İsviçreli kimyager Paul Muller DDT olarak bilinen diklorodifenil-trikloretan adlı kimyasal maddeyi geliştirdiği için Nobel Ödülü aldı. DDT, bir böcek ilacıdır. Bu kimyasal maddenin geliştirilmesi başlangıçta, böceklerle taşınan sıtma gibi hastalıklarla mücadele açısından çok önemli bir başarı olarak kabul edilmişti. II. Dünya Savaşı sırasında askerler ve siviller, böceklerden kaynaklanan hastalıklardan korunmak için DDT’yi yoğun olarak kullanırlardı. 1950’ler ve 1960’lardaysa ABD’de çiftçiler böcekleri tarım alanlarından uzaklaştırmak için bu maddeyi ekinlerine bol bol püskürtürlerdi. Gerçekten de bir zamanlar DDT yetersizliği, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kamu sağlığına yönelik bir tehlike olarak görülmüştür.

     

    Bugün, yalnızca Hindistan, Çin ve birkaç başka ülkede DDT üretilmektedir. Yaklaşık 30 ülke DDT’yi sıtma taşıyıcısı sivrisinekleri kontrol altına almak için kullanmaktadır. Özellikle dakikada yaklaşık dört çocuğun sıtmadan öldüğü Afrika’da çok sayıda doktor bu hastalıkla mücadelede DDT’nin hâlâ en iyi silah olduğunu ileri sürmektedir. Bu düşünce, henüz başka bir seçeneğin olmadığı yerler için doğru olabilir. Ancak Hindistan’ın ve Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde sivrisinekler DDT’ye karşı direnç kazanmıştır.

     

    Böcek ilacıyla ıslatılmış cibinlik kullanımı gibi yöntemler yalnızca sivrisineklerle karşılaşma oranını azaltmaya yaramıştır. DDT’nin tarım alanlarından temizlenmesi zorunludur. Öte yandan sıtmanın kontrol altına alınması için yeni seçenekler bulununcaya kadar bu ilacın sınırlı bir şekilde kullanılması gerekmektedir…”

     

    Kimyasal maddelerin yayılması

     

    Hava: Yakıtların yanması sonucu açığa çıkan kimyasal maddeler havaya salınır.

     

    Havaya salınan kimyasal maddeler, ışığın etkisiyle parçalanır, parçacıkların çökmesi ve yağışlarla yere inmesi sonucu havadan uzaklaştırılır.

     

    Havaya salınan kimyasal maddeler, hava akımlarıyla çok uzak bölgelere taşınabilir. Örneğin, halojenli hidrokarbonlar, böcek ilaçları ve poliklorlu bifenillere (PCB) sanayi ve tarım etkinliklerinin yapılmadığı kutup bölgelerinde bile rastlanmaktadır.

     

    Su: Sanayi atıklarıyla deterjan ve temizlik maddeleri gibi atık su borularına dökülen evsel kimyasal maddeler ilk olarak suya karışır.

     

    Kanalizasyon sistemlerinden, çöp alanlarından, depolama tanklarından sızan ya da kaza sonucu dökülen zehirli maddeler, yer üstündeki ve yer altındaki su kaynaklarının kirlenmesine neden olur.

     

    Toprak; yakıtlar, böcek ilaçları, sanayi atıkları gibi birçok kimyasal maddenin biriktiği yerdir.

     

    Toprak, ağır metaller gibi canlılar açısından zararlı kimyasal maddeler içerebilir. Bu maddelerin bir kısmının toprakta birikmesi çok uzun zamanda gerçekleşir. Ayrıca erozyon da zararlı kimyasal maddelerin yayılmasını kolaylaştırır.

     

    Canlılar yalnızca zehirli kimyasal maddelerden zarar görmekle kalmaz, aynı zamanda bunların yayılmasına da aracı olurlar. Bazı halojenli organik bileşikler memeli hayvanların sütündeki yağlar tarafından tutulur.

     

    Türkiye’deki kimyasal maddeler

     

    Türkiye’de kimyasal maddelerin üretimi ve sınırlandırılması 26.12.2008 tarihinde yürürlüğe giren “Tehlikeli Maddelerin ve Müstahzarların Sınıflandırılması, Ambalajlanması ve Etiketlenmesi Hakkında Yönetmeliği”yle düzenlenmektedir. Bu yönetmelikte, kimyasal maddelerin üretimi, sınıflandırılması, etiketlenmesi, biriktirilmesi ve tehlikeli kimyasal maddelerin güvenlik bilgilerinin hazırlanmasıyla ilgili kurallar yer almaktadır.

     

    Kimyasal madde üreticilerini denetlemek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sorumluluğundadır. Ayrıca Bakanlık, sanayi kazalarının önlenmesi ve kaza anında yapılması gerekenler konusunda “Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik” hazırlamıştır.

     

    Kimyasal maddelerle ilgili temel sorun; bu konudaki uzman sayısının, özel tesislerin, uygun ve sızıntı yapmayan kapların ve sağlam denetim mekanizmalarının azlığı ve tüm bunların pahalıya mal olmasıdır. Bu durum üreticilerin yasalara uymasını da güçleştirmektedir.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.

Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:Oksijen OSGB Çevre Mühendisi İş İlanı
Sonraki Yazı:Metallerin Yakıt Olarak Kullanıldığı Bir Dünya

Benzer Yazılar

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.