21. Uluslararası Enerji ve Ç...

Türkiye’de 1994 yılından itibaren her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen en istikrarlı uluslararası enerji ve ...

Ormancılığın Politik Boyut...

Politikadan planlamaya, silvikültürden (orman yetiştirme) üretime bir dizi faaliyeti içeren ormancılık çalışmalarının, canlı bir ...

  • Artık sadece yeşil kimliği ilan etmek, yeşil ürün üretmek yetmiyor. En önemlisi gerçekten yeşil olmak; yani hem üretilen üründe hem de ticari işletme olarak sürdürülebilir ve etik yani adil olmak…

     

    “Yeşil Pazarlama Manifestosu” kitabının yazarı John Grant, bu konunun ne kadar acil ve önemli olduğunu vurguluyor: “Eğer yeşil sorunlarla ilgilenmezsek 40-50 yıl içinde hiçbir pazar kalmayacak, dolayısıyla pazarlama da olamayacak!”

     

    John Grant, “yeşil sorunlar” denen tamamen geniş kitlelere kısa yoldan mesajı iletmek derdiyle bir kısaltmaya gidiyor. Demek istediği aslında iklim değişikliği, çevresel felaketler, türlerin yok oluşu, çevresel kirlilik ve açlık vs… Bu sorunlarla karşı karşıya olduğumuz bu günlerde nasıl yaşam biçimimizi, üretim ve tüketim anlayışlarımızı gözden geçiriyorsak, aynı şeklide pazarlama anlayışının da değişmesi gerektiği görüsünü savunuyor. Evet, pazarlama kelimesi çoğumuza antipatik geliyor olabilir. Ama ne yazık ki artık hayatımızın bir parçası. Her gün hepimiz onlarca pazarlama faaliyeti ve reklam ile deyim yerindeyse burun burunayız. Grant, “yeşil pazarlama” derken, ilk anda anlaşılacağı üzere “yeşil tüketici kampanyaları”ndan söz etmiyor. Bu tür kampanyalar artık çok gerilerde kaldı. Artık sürdürülebilir bir yaşam için, üretim gibi pazarlama da sürdürülebilir olmak zorunda.

     

    Grant, “Karbon ayak izlerinde gerekli görülen %70’lik düşüşe yaklaşmak için gerçekten cesur olmamız gerek” diyor ve ekliyor:
    “Yeşil olmak, sadece orta sınıf, liberal, eğitimli insanlara özgü değildir, bu herkesin sorunudur. Yeşil şeyleri normal yaşamın bir parçası haline getirmek bir görevdir. Bütün yük hükümetlerin, şirketlerin ya da STK’ların üzerinde değildir, hepimiz sorumluluğu paylaşmaktayız. Yeşil pazarlama şık, kışkırtıcı, merak uyandırıcı, eğlenceli, etkili ve yaratıcı olabilir. Hatta yeşil (değerli, hippi, doğal vs.) görünmek zorunda bile değildir.”

     

    Grant, yeşil pazarlamayı potansiyel bir çözümün parçası olarak sunuyor. Grant’e göre sadece yeşil ürün üretmek yeterli değil, daha fazla tüketimi öngörmeyen adil ve yeşil yaşam tarzını destekliyor, yerleştiriyor olmak gerek. Ayrıca yeşil konulara inanmak ve bütün organizasyonun etkinliklerinin bu temelde çalışmasını sağlamak gerek…

     

    Yazar bu noktada bir konuya dikkat çekiyor: Özellikle “…gibi yapmak” ve “yeşile boyamak” tan kaçınmak.. “Eğer yeşil pazarlama sadece kâr amaçlı olursa doğrudan sorgulanmayı hak ediyor demektir.’

     

    Yeşil Pazarlama Manifestosu, IPCC raporunu hatırlatarak küresel ısınmanın yol açtığı iklim değişikliğinin %95‘ten fazla insan faaliyetlerinden kaynaklandığını hatırlatıyor ve bunun temel olarak fosil yakıt kullanımından ileri geldiğini söylüyor ve Grant, “… her birey için kaynakların kullanımında %66-85 oranında düşüşe ihtiyaç var” diyerek sürekli tekrar ediyor: “Yaşam tarzlarımızın tanınmayacak derecede değişmesi gerekiyor.”

     

    Grant’in de dediği gibi yılda beş kez uçağa binmeye, su gibi benzin yakmaya, evimizde daha fazla kimyasal temizlik ve kozmetik kullanmaya, cep telefonlarını, bilgisayarları çöpe atmaya, kilometrelerce öteden gelen yiyecekler yemeye daha fazla dayanamayız… “Sürdürülebilir ve gerçek bir gelişme sağlamak için tüketici imaj oluşumunun durması gerek… Yeni lüksler yaratmak (uzun süreli yoga kaçamakları, etik safari tatilleri) kesinlikle ileri götürmez… Savurganlığı, açgözlülüğü ve bencilliği ortadan kaldırırken yerine bir şeyler eklememiz gerekir. Yeşil (ve sürdürülebilir) ürünler sadece sorumlu değildir; onlar daha iyidir, daha dayanıklı, ucuz, güzel, sağlıklı, sosyal gruplara uzanmakta, bir şeylere ait olmaktadır. Geleceğin yeşil ürünleri, hizmetleri ve işletmeleri hayat dolu ve heyecanlı biçimde yaratıcıdır. (…) İnsanı 50 yıl içinde en kötüyü bekleyen bir tükenişin içine terk edemeyiz.

     

    Bunun üstesinden geleceğiz. Acı ve mücadele dolu olacaktır ama dünya o zaman eskisinden daha iyi olacaktır…”

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.