İnce Su Arıtım Çevre Mühe...

İnce Su Arıtım Çevre Mühendisi İş İlanı Tanımı: Su Arıtma sektöründe faaliyet göstermekte olan ...

Gülle Entegre Tekstil İşletmeleri Çevre Mühendisi İş İlanı

Gülle Entegre Tekstil İşlet...

Gülle Entegre Tekstil İşletmeleri İş İlanı Tanımı: Tekstil boyama ve terbiye konularında faaliyet göstermekte olan Çorlu ...

  • Ekolojik Ayak İzi

    Son yıllarda, toplumların ve bireylerin sürdürülebilirliğinin nicel olarak hesaplanmasında birçok model, yöntem ve indikatör ortaya konulmuştur. Bireylerin doğal ekosistemler üzerine olan etkisini ve sürdürülebilirlik düzeylerini ölçme amacıyla geliştirilen “ekolojik ayak izi” bu gösterge araçlarından biridir. Bu kavram, ilk kez 90’lı yıllarda Dr. Mathis Wackernagel ve meslektaşı Prof. Dr. William Rees tarafından sürdürülebilirliğin analizi şeklinde bilim dünyasına sunulmuştur. Bu bilim insanları, bozulmamış olan doğal kaynakların miktarının ve verimliliğinin ölçülebilmesi ve sınırsız kaynak tüketimi anlayışının önlenmesini sağlayan ve mevcut duruma çözümler getiren yeni bir hesaplama yöntemi ve tekniği geliştirmişlerdir.

     

    Bu kavrama esin kaynağı olan ayak izi; bir canlının ağırlığına ve ayaklarının boyutuna göre yere yaptığı baskı sonucu derinliği değişen izdir. Canlıların gezegene yaptığı baskı ve biyolojik üretken alan kullanım miktarı ayak izi kavramıyla simgeleştirilmiştir.

     

    Tüketilen her bir madde ve dışarı verilen her bir atık belli bir miktar verimli toprak ve su gerektirmektedir. Ekolojik ayak izi, insanların üretim ve tüketim faaliyetleri ve bu faaliyetler sonucu oluşturdukları atıkların absorbe edilmesi için gerekli biyoüretken kara ve su alan miktarlarının ölçümüdür.

     

    Ekolojik Ayak İzinin Temel Bileşenleri

     

    Ekolojik ayak izi hesaplamaları yapılırken insan tüketim faaliyetleri, 6 temel alan göz önünde bulundurularak sınıflandırılmaktadır. Bunlar;

    • Otlak alanı ayak izi
    • Orman alanı ayak izi
    • Balıkçılık sahası ayak izi
    • Tarım arazisi ayak izi
    • Yapılaşmış alan ayak izi
    • Karbon ayak izidir.

    Bu bileşenlere dayanarak bireylerin ve toplumların doğada bıraktıkları izler çeşitli yöntemlerle hesaplanabilmektedir. Hesaplamalara göre, bireylerin 2008 yılındaki ortalama ekolojik ayak izlerinin % 22’sini tarım arazisi ayak izi, %8’ini otlak alanı ayak izi, %10’unu orman alanı ayak izi, %4’ünü balıkçılık sahası ayak izi, %2’sini yapılaşmış alan ayak izi ve en büyük bileşenini ise %54 ile karbon ayak izi oluşturmaktadır.

     

    Ekolojik ayak izi analizleri, toplum ve bireylerin doğaya bıraktığı izler ve bulundukları bölgelerin kendini yenileme kapasiteleri (biyolojik kapasiteleri) karşılaştırılarak yenilenebilir kaynaklar ile CO2 emiliminin devamlılığı konusunda fikir sahibi olmamızı sağlamaktadır. Biyolojik kapasite (biyo-üretken alan), ayak izi olarak adlandırılan insan talebini karşılayan, çeşitli ekosistemler tarafından üretilen yenilenebilir kaynakların kapasitesidir. Biyolojik kapasite, gıda, lif ve biyoyakıt üreten “tarım alanlarını”, et, süt, deri ve yün gibi hayvansal ürünler üreten “otlakları”, kıyı ve iç su “balıkçılık sahalarını” ve hem odun sağlayan hem de CO2 tutan “orman” ları içermektedir.

     

    Ekolojik ayak izi ve biyolojik kapasite küresel hektar (Global Hectar=gha) birimiyle ifade edilmektedir. Biyolojik kapasite, 1 gha yerküredeki 1 ha arazinin biyolojik verimliliğini temsil etmektedir.

     

    Dünyanın genel durumuna bakıldığında tüketim, üretim ve atık faaliyetleri sonucu oluşan ekolojik ayak izi WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından yayınlanan “Yaşayan Gezen Raporu 2010” na göre kişi başına ortalama 2,7 gha’dır. Öte yandan kişi başına düşen biyolojik üretken alan ise 1,8 gha’dır. Ortaya çıkan bu ekolojik açık, kişi başına düşen verimli toprak olarak adlandırılan biyolojik kapasitede 60’lı yıllardan bu yana % 50’ye varan azalma da göz önüne alındığında, fütüristlerin yazdığı senaryoları doğrular nitelikte bir çeşit ekolojik alarmdır.

     

    Azalan biyolojik kapasite ile insanların gelecek için ihtiyaç duyduğu gezegen sayısı da artış göstermektedir. 2030 yılına gelindiğinde, insanlığın fosil kaynaklar ile oluşturduğu CO2 atığını absorbe edebilmek ve yaşamları için doğal kaynak tüketimini devam ettirebilmek için iki gezegene ihtiyaç duyulacağı beklenmektedir. Duruma farklı ülkeler açısından bakacak olursak, ülkelerin ayak izleri ve ihtiyaç duyulan biyoüretken alan miktarları gelişmişlik seviyesiyle doğru orantılı bir şeklide artmaktadır. Örneğin; Dünya’daki bütün insanlar bir Amerikalı gibi yaşasaydı yaklaşık 4,5 gezegene eşdeğer bir biyolojik kapasiteye ihtiyaç duyulacaktı. Öte yandan bir Hintli gibi yaşansaydı biyolojik kapasitesinin yarısından azı yeterli olacaktı.

     

    Bu durum, farklı coğrafyalarda yaşayan bireylerin ekosistem üzerindeki taleplerinin ve dolayısıyla da yaşam stillerinin farklı olmasıyla doğrudan ilişkilidir.

     

    Toplumların sahip oldukları biyolojik üretken alanlar ve ekolojik ayak izleri birlikte incelendiğinde ise aradaki fark ekolojik ayak izi lehine büyüdükçe ekolojik açık gittikçe artmakta ve doğaya olan borç gün geçtikçe katlanmaktadır. Duruma Türkiye’nin penceresinden bakıldığında ise kişi başına düşen ekolojik ayak izinin 2,7 biyoüretken alanın ise 1,3 olduğu göz önüne alınırsa üretim, tüketim ve atık felsefemizi dolayısıyla da sürdürülebilirlikten uzak olan yaşam şeklimizi değiştirmemiz gerektiği açıkça görülmektedir.

     

    Ekolojik Ayak İzini Hesaplama

     

    Ekolojik ayak izi, sürdürülebilir yaşam tarzının bir göstergesi olmakla beraber yeryüzü üzerindeki insan taleplerini ve bu taleplerle gezegenin yenilenebilme kapasitesini karşılaştırma fırsatı sunan bir hesaplamadır. Ekolojik ayak izi hesaplamaları, bireylerin üretim ve tüketim faaliyetleri için gerekli olan biyoüretken alan miktarının ölçüsü dikkate alınarak yapılmaktadır. Günümüzde bilim insanları tarafından, Ekolojik ayak izi hesaplamaları birtakım matematiksel formül dizisiyle yapılabildiği gibi üretim, tüketim ve nüfus değişkenlerinin çarpımı gibi basitleştirilmiş şekilde de yapılabilmektedir. Buna göre ekolojik ayak izi, aşağıdaki şekilde basitleştirilerek formüle edilebilmektedir:

     

    Ekolojik Ayak İzi (ha) = Tüketim x Üretim Alanı x Nüfus

     

    Formülde yer alan “Tüketim” değişkeni; tüketilen malın ağırlık (kg), enerji (joule) vb. cinsinden değerini, “Üretim Alanı”; tüketilen malların yetiştirilmesi için sahip olunan biyoüretken alan miktarını, “Nüfus” ise bulunulan bölgedeki birey sayısını temsil etmektedir.

     

    Ekolojik ayak izi hesaplamalarına alternatif bir şekilde geliştirilen, sanayileşme ve insanların günlük faaliyetleri sonucu artan CO2 salınım miktarını ortaya koyan ve gerekli çözüm önerileri getirilmesini sağlayan “karbon ayak izi” hesaplamaları da son yıllarda önem kazanmıştır.

     

    Karbon Ayak İzi

     

    İnsanın tüketim faaliyetleri doğa üzerine kalıcı bir etki oluşturmaktadır. Karbon ayak izi, bu etkinin büyüklüğünü ifade etmenin bir yoludur. Literatürde karbon ayak izi kavramı ile ilgili farklı tanımlamalar yapılmıştır. Wiedmann ve Minx’ e göre karbon ayak izi, insan faaliyetleri sonucu oluşturulan bir ürünün yaşam evresi boyunca doğrudan ya da dolaylı bir şekilde biriktirdiği karbondioksit emisyonlarının toplam miktarıdır.

     

    Bir başka tanıma göre ekolojik ayak izinin en büyük bileşenini oluşturan “karbon ayak izi”, küresel ısınmaya neden olan sera gazları arasında yer alan karbondioksit gazının emisyonunun absorbe edilmesi için gerekli biyolojik üretken alan miktarıdır. Lynas’a göre ise, ihtiyaçlarımızı karşılamak üzere gerçekleştirdiğimiz her türlü tüketim faaliyetimizin doğa üzerinde oluşturduğu etkiye ve küresel ısınmadaki paya “karbon ayak izi” denilmektedir. Karbon ayak izi tanımlarında sera gazlarından sadece karbondioksit gazı miktarının göz önüne alınmasındaki sebep, diğer sera gazları için gerekli biyolojik kapasite ölçümlerinde yeterli bilginin sağlanmasında zorluk yaşanmasıdır. Bu yüzden bazı çalışmalarda yer alan hesaplamalarda diğer sera gazları karbondioksit eşdeğerliğine çevrilerek yorumlanmaktadır.

     

    Bireylerin doğaya bıraktıkları ekolojik ayak izlerinin büyük bir kısmı, karbon ayak izinden oluşmaktadır. Karbon ayak izi, artan tüketim faaliyetleri ile diğer ekolojik ayak izi bileşenlerine oranla daha hızlı büyümektedir. Aşağıdaki şekil 3.’te karbon ayak izinin ve diğer ayak izlerinin biyolojik kapasite ve gezegen üzerindeki etkisi yıllara göre gösterilmiştir.

     

    1961 yılından bu yana ekolojik ayak izinin hızlı bir şekilde büyüdüğü ve sürdürülebilir bir yaşam için gerekli olan gezegen kapasitesinin aşıldığı görülmektedir. Toplam ekolojik ayak izindeki karbon ayak izi payının sürekli artışı ise gezegene yapılan baskıda, karbon ayak izinin rolü ve önemini göstermektedir.

     

    Isı tutma kapasitesi, atmosferdeki oranı ve atmosferde kalma süresi göz önüne alındığında karbondioksit gazı doğada uzun süreli ve canlı sistemleri yok edici izler bırakmakta ve biyolojik kapasitenin aşılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle bireylerin küresel ısınmadaki paylarının farkına varmaları ve azaltmaları yönünde gerekli önlemleri alabilmeleri için karbon ayak izi hesaplamaları büyük önem taşımaktadır.

     

    Karbon Ayak İzinin Temel Bileşenleri

     

    Gıdadan ulaşıma, ısınmadan aydınlanmaya kadar geniş bir alanı kapsayan karbon ayak izi, bireylerin oluşturdukları tabloyu daha net anlayabilmeleri açısından belirli parametreler altında incelenmektedir. Bu parametreler, karbon ayak izinin hesaplanmasında, ülkelerin sosyoekonomik ve sosyokültürel durumlarına göre değişiklik gösterebilmektedir.

     

    Jones ve Kammen’in yaptıkları bir çalışmada karbon ayak izi parametreleri Tablo 1.’de sunulmuştur.

     

    Tablo 1. Evsel kaynaklı karbon ayak izi parametreleri

     

    Parametre Birincil Ayak İzi İkincil Ayak İzi
    Ulaşım Yakıt – Toplu Taşıma- Hava Ulaşımı

    – Otomobil

    Barınma Doğal Gaz – Elektrik- Su ve Atık

    – Isınma

    Gıda – Tahıl- Sebze

    – Meyve

    – Et

    Ürün – Giyim- Ev Ürünleri

    – Kişisel Bakım

    Hizmet – Sağlık- Eğlence

    – Eğitim

     

    Tablo 1.’de evsel kaynaklı karbon ayak izi, birincil ve ikincil ayak izi olmak üzere iki ana grupta toplanmıştır. Birincil ayak izi, evsel enerji tüketimi ve ulaşım dahil olmak üzere fosil yakıtlarının yanmasından ortaya çıkan doğrudan CO2 salınımlarının, ikincil ayak izi ise kullandığımız ürünlerin tüm yaşam döngüsüyle (ürünlerin imalatı ve en sonunda bozulmaları) ilgili olan dolaylı CO2 salınımlarının ölçüsüdür.

     

    Öte yandan karbon ayak izinin belirli kategorilere ayrılması bireylerin kaynak kullanımlarının ve sürdürülebilirliklerinin takibinde kolaylık sağlamaktadır. Bununla beraber bu kategoriler, bireylerin hangi bileşen açısından daha çok sorumluluk almaları gerektiği konusunda farkındalık oluşturmaktadır. Ayrıca bireyler, bu kategoriler altında bireysel ve toplumsal durumlarını Kyoto protokolü ile belirlenen CO2 salınım standartları çerçevesinde değerlendirerek diğer ülkeler ile kıyaslama şansı bulmakta ve yerel çözümler oluşturma fırsatını yakalamaktadırlar.

     

    Karbon Ayak İzini Hesaplama

     

    Yaşam süzgecinde gerçekleştirilen eylemlerin doğaya olan etkisinin belirlenmesinde karbon ayak izi önemli bir yer tutmaktadır. Borucke ve arkadaşları, karbon ayak izi büyüklüğünü aşağıda belirtilen formül yardımıyla hesaplamaktadırlar.

     

    EFc = Pc * (1-SOcean) * EQF / Yc

     

    Pc: Yıllık insan kaynaklı karbondioksit salınım miktarı
    SOcean: Okyanuslar tarafından tutulan yıllık karbondioksit salınım payı
    Yc: Yıllık ortalama bir hektarlık orman tarafından tutulan karbondioksit salınım ortalaması oranı
    EQF: Eşdeğerlik Faktörü

     

    Bireylerin ve toplumların günlük aktiviteleri sonucu ortaya çıkan karbon ayak izinin hesaplanması karmaşık bir süreçtir. Belirtilen karbon ayak izi hesaplama formülü toplumsal ölçekte düşünüldüğünde, ortalama ulusal tüketim ve ortalama biyolojik verimli alan göz önüne alınarak kullanılmaktadır.

     

    Öte yandan Lynas bireysel karbon ayak izi büyüklüğünü basit bir şekilde aşağıdaki gibi formülüze etmiştir.

     

    Bireysel Karbon Ayak İzi= Evsel Karbon Salınımı + Ulaşım Karbon Salınımı + Gıda Karbon Salınımı

     

    Formülde yer alan evsel karbon salınımı, aydınlatma ve ısınma amaçlı enerjinin; ulaşım karbon salınımı, ulaşım tercihinde başvurulan aracın; gıda karbon salınımı ise günlük hayatta tüketilen besinlerin üretim, tüketim ve atık sürecinde ortaya çıkan karbondioksit gazı miktarını kapsamaktadır. Bu formülde bireysel karbon ayak izi kilogram cinsinden hesaplanmaktadır. Literatürdeki diğer çalışmalarda kullanılan hesaplama araçlarında da karbon ayak izi büyüklükleri kütle birimleri (kilogram, ton vs.) ile ifade edilmektedir. Öte yandan alan birimleri (m2, ha vs.), çevriminde farklı varsayımları içermesi, ölçüm sonuçlarındaki belirsizliği ve hatayı artırması nedeniyle karbon ayak izi büyüklüğü birimi olarak kullanılmamaktadır.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.