• Ortalama bir batılı her gün, doğrudan ve suya ihtiyacı olan besinler aracılığıyla kendi ağırlığının 100 katı kadar su tüketiyor. Dünyada her insan et ağırlıklı batılı beslenme şeklini benimsemiş olsaydı % 75 daha fazla suya ihtiyaç duyulurdu.
     
    Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) 1999’da, 50 kadar ülkeden 200 kadar bilim insanının, yeni yüzyılın en endişe veren iki probleminden birini küresel ısınma, diğerini susuzluk olarak belirlediğini ilan etti. % 71’i suyla kaplı mavi bir su gezegeninin susuz kalabileceğine inanmak güç gelse de, dünyada su hızla tükeniyor. Su krizi, enerji krizinden ve küresel ekonomik krizden daha büyük tehdittir çünkü bütün krizlerin merkezindedir. Petrolün yerini başka enerji kaynakları alabilir ama suyun yerini hiçbir şey alamaz, biterse yeryüzünde hayat da biter. Bir Dünya Ekonomik Forumu raporu, susuzluğun yakında küresel ekonomik ve jeopolitik bir sorun olarak asıl gündemi teşkil edeceğini dile getirmektedir. Dünyada su sıkıntısı olduğu bilinse de, büyük çoğunluk, su kıtlığı çekilen bir gelecekte besin kıtlığı da çekileceğinin farkında değildir. Mevcut hayat tarzımızı sürdürürsek 2025’e geldiğimizde dünya nüfusunun üçte ikisi su kıtlığı çekecektir ki bu, 1,8 milyar insanın susuzluktan kırılması anlamına gelmektedir. 2050’ye gelinip nüfus 3 milyar daha arttığında, sadece insanların beslenebilmesi için mevcut su kaynaklarının % 80 artması gerekiyor. Bu suyun nereden bulunacağını ise kimse bilmiyor.
     

    Su Kaynakları ve Su Tüketimi

    Yeryüzündeki suyun % 95’i içemediğimiz ve çok yüksek maliyeti nedeniyle arıtamadığımız deniz suyudur; geri kalan % 5’i tatlı sudur ve bunun da % 4’ü kutuplarda saklıdır. Dolayısıyla yüzey ve yeraltı sularının ancak % 1’inden faydalanılabilir. Ne var ki, bu % 1’lik kısmı düzensiz dağıldığından su talebindeki artış ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Ekvator kuşağı, Avrupa, Amerika’nın belirli bölgeleri su kaynağı yönünden çok zengin iken Ortadoğu, Orta Asya, Avustralya gibi geniş bölgeler oldukça fakirdir.
     
    Tıpkı yeryüzü gibi, insan vücudunun da yaklaşık % 70’i sudur. Bir insan, solunum, terleme ve boşaltım yoluyla vücudundan kaybolan suyu telafi edebilmek için günde 2-5 litre içme suyuna ihtiyaç duyar. İnsanların mutfak, banyo, tuvalet ve diğer temizlik ihtiyaçları için tükettikleri evsel su miktarı günde kişi başına ortalama 180 litredir. Bu miktar ülkelere göre farklılık göstermekte, gelişmiş ülkelerde 500-800 litreye çıkarken, gelişmekte olan ülkelerde 60-150 litreye düşmektedir. Su sıkıntısının asıl sebebi tarımdaki su tüketimidir. Dünyada nehirlerden ve yeraltı kaynaklarından çekilen suyun % 70’inden fazlası, dünyada tüketilen besinlerin üçte birini yetiştiren 2,7 milyon dönüm araziyi sulamaktadır. Mısır, Meksika, Pakistan ve Orta Asya gibi kurak bölgelerde çekilen suyun % 90’ından fazlası tarla sulanması için kullanılmakta, nehirler giderek kurumakta, yeraltı su seviyeleri, tekrar yerine konamayacak hızda düşmektedir. Artan nüfusu besleyebilmek için yapılan sulu tarımın su sistemi üzerinde oluşturduğu baskı, kişi başına su tüketiminin artmasıyla iyice şiddetlenmektedir. Dünya nüfusu yirminci yüzyılda üçe katlanmış ama su tüketimi yedi katma çıkmıştır. Günümüzde dünyada bir kuşak öncesine göre iki kat fazla yiyecek yetiştirilse de nehirlerden ve yeraltı kaynaklarından üç kat fazla su çekilmektedir.
     

    Yiyecek ve Giyeceklerimizin Tükettiği Su Miktarı

    Yiyecek ve giyeceklerimizin üretimi için tüketilen su hesap edildiğinde ortaya inanılması güç rakamlar çıkıyor. Et, süt, peynir gibi hayvansal ürünler elde etmek için sürülerin tahıllarla beslenmesi ve giysilerimizin hammaddelerini üretmek için yetiştirilen bitki ve hayvanlar su tüketimi anlamına geliyor. Ortalama bir insanın günlük besin ihtiyacını karşılamak için 3000 litre su harcanması gerekiyor. Bu miktar bir insanın günlük içme suyu ihtiyacının yaklaşık 1000 katına denk geliyor. Ortalama bir batılı her gün, doğrudan ve suya ihtiyacı olan besinler aracılığıyla kendi ağırlığının 100 katı su tüketiyor. Besinlerin böylesine su yoğun ürünler olması, dünyadaki suyun % 70’inin sulama için kullanılmasını anlaşılır kılıyor. Dünyada her insan et ağırlıklı batılı beslenme şeklini benimsemiş olsaydı % 75 daha fazla suya ihtiyaç duyulurdu. Elektrikli aletlerde enerji tüketim bilgisi verildiği gibi, yiyecek ve giyecek etiketlerinde de üretim için ne kadar su kullanıldığı bilgisine yer verilse, kahveye çaya şeker koyarken yalnız kalori, giysilerimizi yıkarken yalnız yıpratma kaygısı taşımayız.
     
    Yiyecek, giyecek ve kağıt için harcanan su
     

    Cinsi

    Miktarı

    Harcadığı su (litre)

    Buğday, Arpa

    1 kg

    1300

    Buğday ekmeği

    1 dilim

    40

    Pirinç

    1 kg

    3400

    Pilav

    1 porsiyon

    100

    Darı

    1 kg

    5000

    Mısır, Patates

    1 kg

    900

    Soya

    1 kg

    1800

    Şeker

    1 kg (şeker kamışından)

    1500

    Portakal

    1 adet (100 gr)

    50

    Portakal suyu

    1 bardak (200 ml)

    170

    Elma

    1 adet (100 gr)

    70

    Elma suyu

    1 bardak (200 ml)

    190

    Domates

    1 kg

    180

    Süt

    1 litre

    1000

    Peynir

    1 kg

    5000

    Biftek

    1 kg

    15500

    Hamburger

    150 gr biftek

    2325

    Koyun eti

    1 kg

    6100

    Keçi eti

    1 kg

    4000

    Domuz eti

    1 kg

    4800

    Tavuk eti

    1 kg

    3900

    Yumurta

    1 adet (60 gr)

    200

    Hindistan cevizi

    1 kg

    2500

    Dondurma

    1 külah

    1500

    Kahve

    1 kg

    21000

    Kahve

    1 fincan (125 ml) 7 gr kahve

    140

    Çay

    1 kg

    9200

    Çay

    1 fincan (250 ml) 3 gr çay

    28

    Bira

    1 bardak (250 ml)

    75

    Şarap

    1 kadeh (125 ml)

    120

    Tişört

    250 gr pamuk

    2700

    Kot pantolon

    1 kg pamuk

    10800

    Ayakkabı

    1 kg deri

    16600

    Kağıt

    1 adet A4 80 gr/m2

    10

     

    Sanal Su

    Dünya nüfusunun yarısı su kıtlığı çeken ülkelerde yaşıyorsa, nasıl oluyor da tarlalar sulanmaya ve musluklar akmaya devam ediyor? Kıtlık çeken ülkeler şehirlerde büyüyen talebi karşılayabilmek için sulama suyunu kullanıyor ve sonra da tarım ürünü kaybını telafi etmek için tahıl ithal ediyor. Gerçekte ülkeler tahılı kendi su hesaplarını dengelemek amacıyla para gibi kullanıyor. Vadeli tahıl ticareti, bir anlamda vadeli su ticareti demek oluyor.
     
    Londra’daki Asya ve Afrika Araştırmaları Fakültesinden Tony Allan, ülkeler arasında ticareti yapılan ürünlerin yetiştirilmesi ve üretimi sırasında kullanılan suyu “sanal su” olarak tanımlıyor. Bu tanıma göre, bir limana boşaltılan bir ton buğday, beraberinde, yetiştirilmesi amacıyla harcanan 1000 ton suyu da sanal olarak taşıyor. Küresel sanal su ticaretinin yılda 986 m3 ya da yirmi Nil nehri büyüklüğünde olduğu hesaplanıyor. Bu miktarın onda biri endüstriyel ürünlerde bulunurken üçte ikisi tarım ürünlerinde, dörtte biri hayvansal ürünlerde bulunuyor. Yani ekinler için harcanan suyun yaklaşık onda biri sanal su ticaretine giriyor. Tony Allan bu ticaretle büyük miktarda suyun çok uzak mesafelere taşındığını söylüyor.
     
    En fazla sanal su ihraç eden ülkeler sırasıyla ABD (tahıl, et), Kanada (tahıl), Avustralya (pamuk, şeker), Arjantin (kırmızı et) ve Tayland (pirinç). En büyük sanal su ithalatçıları Japonya ve Avrupa Birliği ülkeleridir. Bu ülkelerde su kıtlığı olmadığından, yaptıkları ithalatın ne kadar etik olduğu tartışılmaktadır. Ama İran, Mısır, Cezayir gibi birçok ülke gıda ithalatı yapmazsa, başka bir deyişle sanal su olmazsa aç kalabilir; su sıkıntısı çeken Ürdün suyun % 80-90’ını besin olarak ithal ediyor. Uluslararası Su Yönetimi Enstitüsü (IWMI), küresel olarak sanal su ticareti olmadan sulama talebinin % 11 daha fazla olacağını, ithalatın 2025 yılına kadar ihtiyaç duyulacak sulama miktarını % 19 – 38 daha azaltacağını tahmin etmektedir.
     
    Hesaplara göre, dünya tarihinde suyun ilk bittiği bölge denilen Ortadoğu’ya her yıl sanal su ithalatıyla Nil nehrinde akan sudan daha fazlası geliyor. Ancak giderek daha fazla ülkede su sıkıntısı çekildikçe ticaret zorlaşacak ve su savaşları tehlikesi büyüyecektir.
     
    Birçok ülke su sıkıntısını sanal su ithal ederek gidermeye çalışırken, bazıları da ihraç ederek sorunun boyutlarını büyütüyor. İsrail ve İspanya’nın kurak güney bölgesi suyu domates, Etiyopya kahve olarak ihraç etmektedir. Meksika sanal su ihraç ederek ana su kaynaklarından Chapala gölünün kurumasına yol açmaktadır. Birçok yoksul ülke acil gelir sağlama ihtiyacı yüzünden sanal su ticareti yoluyla muazzam miktarda suyu ihraç ediyor. Hindistan ve Tayland eşikte bekleyen su krizine rağmen önemli su ihracatçılarıdır.
     
    İşte bu yüzden, Nil, Colorado ve Indus gibi büyük akarsuların suları çekiliyor. Dünyanın birçok yeri kendini besleyecek sudan yoksun kalıyor. Buna karşılık, sadece suyun değil, fazla suya ihtiyaç duyan hububat, şeker ve pamuğun küresel ticareti de artıyor. Pakistan pamuklusu aldığınızda, Tayland pirinci yediğinizde ya da Orta Amerika kahvesi içtiğinizde, Indus veya Mekong nehrinden ya da Kostarika yağmurlarından pay alıyor, nehirlerin kurumasında rol oynuyor, bu bölgelerin hidrolojisini etkiliyorsunuz. Günümüzde bir milyar insan yeniden doldurulamayan yeraltı sularıyla yetiştirilen gıdalarla besleniyor. Sanal su ithalatı ile belki bir süre idare edebiliriz. Ama bunun bedelini biz ödemesek de çocuklarımız ödeyecek. Suyu yönetme konusunda bugüne kadarki başarısızlığımızı sürdürürsek, su kıtlığının yakında besin kıtlığına dönüştüğünü göreceğiz.
     

    Su Ayakizi

    Sanal su kavramı ile yakından ilişkili olan su ayakizi kavramı, yeni su yönetimi için temel alınabilir. Bir bireyin, toplumun veya iş kolunun su ayakizi, o bireyin, toplumun veya iş kolunun tükettiği mal ve hizmetlerin üretimi için kullanılan temiz su kaynaklarının toplam miktarıdır. Su ayakizi, tüketici ve üreticilerin doğrudan ve dolaylı su sarfiyatını birlikte değerlendiren bir tüketim göstergesidir. Birçok ülke, su ayakizini, su yoğunluğu fazla olan malları ve ürünleri ithal ederek büyük öl­çüde dışsallaştırmıştır. Bu da, su yönetimi ve koruma mekanizmaları yetersiz olan ihraç ülkelerindeki su kaynakları üzerinde bir baskı oluşturmaktadır. Su kaynaklarının daha iyi yönetilmesinde sadece hükümetler değil tüketiciler, iş kolları ve sivil toplum da rol oynayabilir.
     
    Bir bireyin su ayakizi, tükettiği, hizmet, mal ve ürünlerin miktarı ile sanal su içeriklerinin çarpılmasıyla bulunur. Ülkenin su ayakizi iki şekilde değerlendirilebilir. Aşağıdan yukarı doğru olan yaklaşımda tüketilen bütün hizmet ve malların miktarları, bu mal ve hizmetlerin sanal su içeriklerinin çarpımıyla bulunur. Yukarıdan aşağıya doğru olan yaklaşımda ise, tüketilen bütün yerel su kaynakları miktarı ile sanal su ithalatının toplamından, sanal su ihracatının çıkarılmasıyla bulunur. Ülkenin toplam su ayakizi, kullanılan yerel su kaynakları miktarı ile ülke dışından gelen sanal su içeriğinden oluşur. Bir mal veya hizmetin su ayakizi, o mal veya hizmeti üretmek için bütün aşamalarda kullanılan toplam temiz su miktarıdır ve sanal su içeriği ile aynıdır. Bir iş kolunun su ayakizi, işin yürütülmesi ve oluşturulması için kullanılan toplam temiz su miktarıdır.
     
    Su ayakizi kavramı üç ana bileşenden oluşmaktadır: mavi, yeşil ve gri. Mavi su ayakizi, bir ürünün üretiminde kullanılan küresel yüzey ve yeraltı su kaynaklarından buharlaşan mik­tardır. Yeşil su ayakizi, kullanılan küresel yeşil su kaynaklarından (toprakta tutulan yağmursuyu)buharlaşan miktardır. Gri su ayakizi, kirletilen su miktarıdır.
     
    Bazı ülkelerin su ayakizi verileri:

    • Çin’in su ayakizi yılda kişi başına yaklaşık 700 m3‘tür. Çin’in su ayakizinin yaklaşık % 7’si ülke dışından sağlanmaktadır.
    • Japonya’nın su ayakizi yılda kişi başına yaklaşık 1150 m3‘tür. Japonya’nın su ayakizinin yaklaşık % 65’i ülke dışından sağlanmaktadır.
    • ABD’nin su ayakizi yılda kişi başına yaklaşık 2500 m3’tür.
    • Türkiye’nin su ayakizi, yani tüketilen mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan temiz su miktarı yılda kişi başına yaklaşık 1615 m3‘tür. Bu miktarın % 15’i ülke dışından sağlanmaktadır. Türkiye’nin su ayakizi, dünya ortalaması olan 1240 m3‘ün üzerindedir.

     

    Anadolu’nun Suyu Tükeniyor

    Kişi başına yılda 5000 m3‘den fazla su potansiyeli olan bir ülke “su zengini” kabul edilir Kişi başına yılda 92 000 m3 suya sahip olan Kanada su zenginliğinde dünyada 1.şırada yer alırken, ABD, Kuzey Avrupa ülkeleri ve İzlanda 10 000 m3‘ün üzerinde su potansiyeli ile su zengini ülkeler arasındadır. Çoğunlukla zannedildiğinin tersine, Türkiye su zengini bir ülke değildir; aksine, yılda kişi başına düşen 1615 m3 kullanılabilir su miktarıyla su azlığı çeken ülkeler arasındadır. 2030 yılına kadar nüfusun 100 milyona çıkacağı ve yılda kişi başına düşen suyun 1125 m3 olacağı öngörülmektedir. BM Çevre Programı’nın (UNEP) tahminlerine göre Türkiye, önlem alınmazsa Avrupa’da çölleşmenin ilk başlayacağı ülkeler arasındadır. Ortadoğu, Orta Asya, Hindistan, Çin, ABD, Meksika, Afrika ve İspanya’nın birçok bölgesinde olduğu gibi Türkiye’de de ekosistemlerden çekilen tatlı su miktarı ve çekme hızı doğanın kendini yenileme kapasitesinin üzerindedir.
     
    Türkiye’de suyun % 72’si tarımda, % 18’i evlerde, % 10’u endüstride kullanılmaktadır. Ana sorunlar, plansız, verimsiz, aşırı su kullanılması, su kirlenmesi ve su kaçağıdır. 2010 tarihli Belediye İçme ve Kullanma Suyu Göstergelerine göre, nüfusun % 40’ının yaşadığı 16 büyük şehirde, şebeke tarafından sağlanan ve son kullanıcıya ulaşan su miktarının farkı alınarak hesaplanan içme ve kullanma suyu kaybı yaklaşık % 50’dir. Öte yandan, özellikle tarımsal sulamanın ve endüstrinin yoğun olduğu İç Anadolu, Marmara, Ege ve Trakya bölgelerinde yaygınlaşan kontrolsüz yeraltı suyu kullanımı, giderek daha fazla gölü kuruma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Mevcut su kaynaklarının hiç tahrip edilmeden aktarılması durumunda bile, büyüme hızı, su tüketim alışkanlıkları gibi faktörler doğa üzerinde baskı yaratacaktır. Gelecek nesillere sağlıklı ve yeterli su bırakabilmek için kaynakların korunup akılcı kullanılması gerekir.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.
Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:UDH Danışmanlık İş İlanı
Sonraki Yazı:Koliform Grubu Bakterilerinin Analizi

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.