• Köyden Kent’e göç nedeniyle şehirlerimizdeki nüfus artışları ve buna bağlı olarak çarpık kentleşme, şehir trafiği ve teknolojik faaliyetler, sesi ciddi bir çevre ve sağlık problemi haline getirmiştir.

     

    Eski zamanların sessizliği, hoşa giden doğal sesleri, tabiatın kendi akustiği, yerini bugünkü teknolojinin bir artığı olan gürültüye bırakmıştır. Sessizlik insan için çok önemlidir. Rahatsız edici, istenmeyen sesler çevrenin doğal güzelliğini bozmakta, tüm insanların hatta canlıların sağlığını tehdit ederek ses kirliliğine neden olmaktadır. Gürültünün insan sağlığına olan olumsuz etkileri, hava kirliliği, su kirliliği kadar önem taşır.

     

    Gürültülü ortamda bulunma iç kulaktan başlayarak önemli işitme kayıplarına neden olmaktadır. Ayrıca stres, uyumama, iş veriminde azalma gibi bir sürü olumsuz etkilere yol açmaktadır.

     

    Ses şiddeti Desibel ile ölçülür. En şiddetli duyum ve ağrı dalgası 150 desibeldir. Mesela yoldan geçen bir kamyon 80 desibellik bir gürültü yapar. Uçmak üzere olan bir jet uçağı 120 – 145 desibel ağrı eşiğine varmış demektir.

     

    Maden ocaklarında veya daha başka endüstrilerin bazı dallarında çalışan işçilerin çoğunluğunun ağır işittiği görülmektedir. Bu iç kulakta duyma organının zamanla bozulmasından veya hasara uğramasından ileri gelir. Buna gürültünün etkisi sebep olur.

     

    Önemli bir çevre kirliliği olan gürültünün insanlar üzerindeki olumsuz etkileri fizyolojik ve psikolojik olmak üzere iki grupta toplanabilir. En önemli etkisi ise gürültünün işitme duygusunu tahrip etmesidir. Gürültü yalnız işitme bozukluklarına neden olmakla kalmaz, kalp, kan dolaşımı, metabolizma bozukluklarıyla, deri sıcaklığının düşmesine ve mide salgılarının azalması gibi birçok olumsuz etkiye neden olduğu da bilimsel olarak ispatlanmıştır. Gürültülü yerlerde çalışan insanların çoğunun asabi olduğu görülmüştür. Bunun için uykunun olumsuz etkilerini önleyecek koruyucu uygulamalara ağırlık verilmelidir.

     

    Bilhassa hastane, okul yerleri, çeşitli eğitim merkezlerinin ses kirliliğinden uzak yerlerde ve akustik özellikleri gürültüyü en aza indirecek şekilde olmalıdır.

     

    1950’li yıllara gelene kadar gürültü ile ilgili ölçüm yapabilmenin belirli bir metodu yoktu.

     

    Bu durum gürültü ile ilgili kanunların çıkarılmasını engelliyordu. Çünkü gürültü ölçümü yapılmadan konu ile ilgili gerekli kanunların çıkarılması olanaksızdı.

     

    Son 50 yıl içerisinde ise elektrik mühendisleri ses seviye ölçerleri geliştirdiler.

     

    Sosyal bilimciler gürültü çalışmalarının sürdürdüler ve akustik mühendisleri gürültüyü güvenilir ve sürekli olarak ölçme metodlarını ilerlettiler.

     

    Günümüzde Uluslararası Standartlar Organizasyonunun belirlediği gürültü kirliliği standartları AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) tarafından benimsendi. AET’ye üye ülkeler bu standartları baz alarak çıkardıkları gürültü kanunu ile kişilerin çıkarabileceği gürültünün miktarını diğer kişilerin bu gürültüden etkilenmesiyle sınırladılar. Bu kanunlar zaman içerisinde gürültü hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan insanların bile giderek artan şehirleşme sonucunda gürültü kavramını daha yakından tanımalarına ve ilgili kanunları çok iyi anlamalarını sağlamıştır.

     

    Ses Kirliliğinin Zararları

     

    • Kişileri huzursuz eder.
    • Sözel iletişimi engeller.
    • Çalışma etkinliğini azaltır, düşünmeyi engelleyebilir. Bellekle ilgili çalışmalar, sözcük öğrenme amacıyla yapılan çalışmalar gürültüden etkilenmektedir.
    • Uykuda rahatsız eder, uykuya dalmayı güçleştirir.
    • İşitme duygusu ve yollarında zararlara yol açar.
    • Davranış bozukluklarına neden olabilir. (Sinirlenme, heyecanlanma)
    • Karakter değişikliklerine neden olabilir. Eğilimi olanlarda sorunların ve bunaltıların ağırlaşmasına yol açar.
    • Öğrenme yaşantılarının olumsuz etkilenmesi özellikle okullarda öğrenme etkinliğini azaltıcı etki yapmaktadır. Okuma, anlama, öğrenme düzeyini azalttığından okul sağlığı açısından da önemli olabilir.

    Bu olumsuz etkiler en belirgin olarak işitme organını etkiler ve akustik zedelenme ya da travma, geçici eşik kaybı ve kalıcı eşik kaybına neden olabilir. Başlangıçtaki etki işitme yorgunluğu olarak tanımlanmaktadır ve bu sesin şiddeti ve yoğunluğu arttıkça işitme yorgunluğu da artar. Tek bir ses birbirinden ayrı iki ses olarak algılanabilmektedir. Ses ardı çınlama, uğultu gibi belirtiler verebilir. Aralıklı ve ani gürültü kişide ani adrenalin deşarjı yaratarak kalp atış oranını, solunum sayısını, kan basıncını arttırmakta, dikkat azalması, uyku düzeninde bozulmalara neden olabilmektedir. Ani gürültüde kalp hızı artmakta, göz bebeklerinde dilatasyon olmaktadır.

     

    İnsan kulağı 20-2000 Hertz arasındaki sesleri duyar. Bunun altına infrason, üstündeki frekanstaki seslere ise ultrasonik ses denir. Bunlar insanlar tarafından işitilmeseler bile bulantı, baş ağrısı, huzursuzluk gibi etkiler yapabilirler. Teknoloji toplumunda en sık rastlanan infrasesler özellikle daha etkilidir. Uçaklarda, taşıt araçlarında, trafik gürültüsüne açık olan evlerde bu seslerin etkisi fazladır.

     

    Ses Kirliliğinin Kaynakları

     

    Endüstriyel uygulamalar, inşaat, ofis çalışması, ev yaşamı ve rekreasyonal etkinlikler gürültü kaynağı olabilir, endüstri ve teknoloji kaynaklı sesler giderek artım göstermektedir. Gürültünün tiz ve saf olduğu oranda, daha büyük oranda zarar verdiği kabul edilmektedir.

     

    Bazı ses ölçüm sonuçları dB (A) olarak ölçülmektedir. Bu değer kulağın frekans sensitivesini esas almaktadır. dB olarak ölçüldüğünde bir yuvarlak testere ile otobüsün ses değeri aynıdır. Ancak testerede yüksek frekanslı seslerin oranı daha yüksek olduğu için bunun rahatsız edici ve zararlı etkisi daha büyük boyuttadır. dB (A) değişik frekans değerlerinin ağırlıklı olarak ölçümünü sağlamaktadır.

     

    Ofis ölçümünde dB (A) değerleri:

    Ofisin Özellikleri dB(A) değeri
    Özel işyeri 65
    Tek bir daktilo 70
    Zeroks makinasının yakını 75
    Bankacılık 79
    İş Servisleri (fotokopi, baskı) 80
    Bilgisayar operasyonları 85

     

    İnsan Kaynaklı Sesler

     

    Sesler, cisimlerin düşmesi huzursuzluk verici olabilir. Ortamın bileşke gürültüsü özellikle önemlidir.

     

    Müzik setleri, kulaklıkla dinlenen teyp ve radyolar işitme sis¬teminde zararlı olabilirler.

     

    Son 10-15 yılda büyük kentlerdeki ses kirliliğinde ortalama 15-20 dB şiddetinde bir artış olduğu saptanmıştır. İşitme sistemine zarar verebilen gürültü düzeyi uluslararası standartlara göre 100-1000 Mz. 85 dB basınç seviyesindedir.

     

    80 dB şiddetindeki sesler genellik zararlı olmaktadır. 90 dB’i aşan sesler genellikle işitme kaybına neden olmaktadır. Sese maruz kalma süresi de önemlidir.

     

    Ses Kirliliği Kontrolü

     

    İş yerlerinde kişisel koruyucularla yapılan gürültü önleme çabaların yanısıra gürültünün kaynakta azaltılmasına yönelik önlemlerde alınması gerekmektedir. Toplumsal gürültünün azaltılmasında ise aynı esaslar geçerlidir. Ancak kişisel koruyuculardan çok gürültünün kaynağında azaltılmasını ya da oluşan gürültünün konutlara ve işyerlerine ulaşmasını engelleyecek önlemler gerekmektedir.

     

    Ses Kirliliği Kontrolü 3 aşamada yapılabilir.

    • Kaynakta kontrol
    • Alıcıda kontrol
    • Çevrede kontrol

    Kaynakta Kontrol
    Trafik gürültüsünün azaltılması için araçta gürültünün azaltılmasına yönelik önlemler tasarım ve üretim aşamasında alınmak zorundadır. İyi bir mühendislik projesi gürültünün çoğunu önleyebilir.

     

    Gürültünün kaynakta kontrol edilebilmesi için araçlara uygun ve etkili susturucuların takılması gerekmektedir.

     

    Havalı ve normal kornaların yasaklanması ve denetimi önemlidir.

     

    Etkilenecek Kişilerin Korunması
    Dış kulak yoluna konulan poliüretan tıkaçlar düşük frekanslarda 25 dB (A), yüksek frekanslarda 40 dB (A) kadar seslerin şiddetinin azalmasını sağlamaktadır. Kişisel korunmada en etkin yöntem kulaklıklardır. Düşük frekanslarda 30 dB (A), yüksek frekanslarda ise 50 dB (A) azalma sağlamaktadır. Ayrıca gürültü çıkaran makinaları iyi izole etmek, iyi kapanan kapılar kullanmak, duvarlarda ses emici cihazlar kullanmak, işçileri nöbetleşe çalıştırmakla gürültünün zararları kısmen azaltılmış olur.

     

    Çevrede Kontrol
    Özellikle kentlerde trafik gürültüsünün azaltılmasında;

     

    – Yerleşim yerlerinin seçilmesi,
    – Yollarda ve yol kenarlarında alınan önlemler,
    – Bina grubu (komşuluk ünitelerinin) planlanması

     

    büyük önem arzetmektedir.

     

    Binaların yola uzaklığı ve yola göre yüksekliği gürültüden etkilenmesini değiştirebilmektedir. Binaların duvar özellikleri, çift cam gibi teknik özellikler gürültüyü en az 30 dB (A) azaltmaktadır.

     

    Yol ile bina arasına yaprak dökmeyen en az 30 metre genişliğinde bir ağaçlık alan bulunması trafik gürültüsünün evlere ulaşmaması açısından çok yararlı bir önlem oluşturur.

     

    Yol kenarlarına konulan perdeler ve engeller ile gürültü önemli ölçüde azaltılmaktadır.

     

    Kentlerde gürültü kirliliği tüm toplum bireylerinin katılımını gerektiren önemli bir sorun haline gelmiştir. Trafik araçlarının kornaları, fren ve motor sesleri günlük önemli bir stres etkenidir.

     

    İnsanları rahatsız eden, çevreyi oturulmaz hale getiren kişiler için önleyici tedbir olarak herkese görev düştüğü gibi, ilgili kuruluşların şehir içinde gürültü yapanlara karşı yasaların çalıştırılması da doğal bir vazifedir.

     

    Bugün gelişmiş ülkelerde insanlara zarar veren gürültüyü azaltma ve yayılmasını önleme çabaları artmış ve kanunlar çıkarılmıştır.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.

Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:21. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı
Sonraki Yazı:Tatlı Su Biyoçeşitliliğinin Durumu

Benzer Yazılar

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.