• Hava tüm canlılar için vazgeçilmezdir. Temiz hava ise özellikle insan sağlığı için oldukça önemlidir. 70 kg ağırlığındaki bir kişi günde ortalama 20 m3 hava solumaktadır. Çocuklar ise ağırlığı başına yetişkinlere göre %50 daha fazla hava solumaktadırlar. Çocukların solunum sistemleri gelişmekte olduğundan dolayı, vücutları çevresel şartlara karşı çok daha hassastır.

     

    Hava kalitesi politikasında temel yaklaşım insan sağlığını ve çevreyi korumaktır. Hava kalitesini belli seviyede tutarak kirleticilerin sağlık üzerine etkisi minimize edilmektedir. Hava kirliliğinin sağlık üzerine en önemli etkisi astım, bronşit, anfizem gibi solunuma ilişkin hastalıklardır. Yüksek konsantrasyonlara maruz kalan insanlarda kirleticiler, akciğer hastalıklarına yol açmaktadır. Hava kirleticileri hassas gruplar (çocuklar, yaşlılar, kalp ve solunum hastalıkları olanlar) üzerinde çok daha etkili olmaktadır.

     

    Hava kalitesinin korunması amacıyla belirli kirletici maddeler için hava kalitesi limit değerleri belirlenmiştir. Hava kalitesi açısından en önemli hava kirleticileri kükürt dioksit, azot oksitler, partiküler madde, karbon monoksit, benzen, kurşun, ozon, ağır metaller ve PAH’lardır. Kirleticilerdeki yüksek konsantrasyon değerleri hava kalitesini olumsuz etkilemektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliğinin(AB) kirleticiler için oldukça sıkı hava kalitesi limit değerleri mevcuttur. Ülkemizde de Hava Kalitesinin Değerlendirilmesi ve Yönetimi ve Yönetmeliği’ne göre hava kalitesi limit değerleri yıllar itibariyle kademeli olarak azaltılarak, kirletici bazında belirlenen tarihlere kadar AB limit değerlerine ulaşılması hedeflenmektedir.

     

    Nüfus artışı ve göç, dolayısıyla hızlı ve plansız şehirleşme ile birlikte özellikle kış aylarında büyükşehirlerde hava kirliliği yaşanmasına neden olmaktadır. Hava kirliliği yaşanmasında her ne kadar pek çok etken olsa da aslen şu 3 temel kaynak olan;

    • Şehirleşme (ısınma)
    • Sanayileşme
    • Trafik (motorlu araçlar)

    etkin rol oynamaktadır. Kış aylarında hava kirliliği oluşmasında en önemli kaynak ısınmadır. Isınmadan kaynaklanan kirliliğin önemli sebebi ısınma amaçlı olarak düşük kaliteli yakıtların kullanılması, yanlış yakma yöntemlerinin uygulanması ve kullanılan yakma sistemlerinin düzenli olarak bakımının yapılmamasıdır.

     

    Motorlu taşıtların sayısının her geçen gün artması beraberinde trafik yoğunluğu yaratmakta ve şehir merkezlerinde hava kirliliğine sebep olmaktadır.

     

    Sanayide yanlış yer seçimleri, tesislerin zamanla şehir merkezlerinde kalması, gerekli arıtma sistemlerinin olmaması gibi nedenlerle özellikle sıcak noktalarda hava kirliliğine neden olmaktadır. Meteorolojik ve topoğrafik koşulların da etkisiyle şehirlerimizde kirlilik daha da yoğun olarak yaşanmaktadır.

     

    Ulusal ağa bağlı hava kalitesi ölçüm istasyonlarından alınan veriler genel olarak değerlendirildiğinde partiküller madde değerlerinin oldukça yüksek seyrettiği, zaman zaman aşımların olduğu, AB limit değerleri dikkate alındığında ise değerlerin çok üzerinde seyrettiği ve aşımların çok fazla olduğu gözlemlenmektedir. Kükürt dioksit açısından bakıldığında özelikle kış aylarında ısınmanın yoğun olduğu doğu illerimizde yüksek seyrettiği görülmektedir. Kademeli azaltım hedefleri de dikkate alındığında ileriki yıllarda önlem alınmaması durumunda tüm illerimizde aşımlar olacağı görülmektedir.

     

    Şehirlerde hava kalitesi yönetimin temelini, mevcut durumun tespiti ve sonrasında limit değerler aşılıyorsa veya aşılma riski varsa (yüksek değerlerde seyrediyorsa) gerekli önlemlerin alınması oluşturmaktadır.

     

    Hava kalitesi yönetiminin ilk aşaması hava kalitesi değerlerinin sürekli olarak izlenmesidir. Şehir için öncelikle bir ön değerlendirmenin gerçekleştirilmesi önemlidir. Ön değerlendirme çalışmasında; nesnel tahminleme, varsa mevcut ölçüm verilerinin değerlendirilmesi, yeterli bilgi mevcut değilse gerekli görülmesi durumunda gösterge ölçümlerin gerçekleştirilmesi, önemli kirletici kaynakları, ilde hava kalitesi ile ilgili yapılan projeler v.b bilgi ve belgeler kullanılarak bir değerlendirme gerçekleştirilmektedir. Ön değerlendirme kapsamında mevcut durum tespiti yapılarak nerelerde, hangi kirletici parametrelerinin izlenmesi gerektiğine kirlilik, nüfus kriterleri, planlamalar v.b bilgiler ışığında karar verilmektedir. Bu çerçevede, hava kalitesi değerleri istasyon tiplerine göre (yerleşim, sanayi, trafik, kırsal v.b.) izlenmesi gerekli olan tüm parametreler, sürekli ölçüm istasyonları ile izlenmektedir. Burada en önemli konu kalite güvence sisteminin (QC/QA) oluşturulmasıdır. Referans laboratuvarı altyapısının oluşturulması, tüm istasyonlar için ortak kalibrasyon ve yerelde ortak veri validasyonunun sağlanması gerekmektedir. Verilerin tek bir merkezde toplanarak yerel, bölgesel ve ulusal ölçekte kamuoyuna sunulması önemlidir.

     

    İkinci aşamada; kaynak bazında(ısınma, sanayi, trafik, diğer) kirleticiler için emisyon veri tabanının(emisyon envanteri) oluşturulması gerekmektedir. Emisyon ölçümleri gerçekleştiriliyorsa elde edilen veriler ile veri mevcut değilse, kullanılan yakıt miktarı ve emisyon faktörü (ülke için belirlenen faktörler veya uluslararası kılavuzlar kullanılarak) ile diğer ilave bilgiler üzerinden emisyonlar hesaplanmaktadır. Hangi kaynaktan ne kadar emisyon oluştuğunun bilinmesi önlemlerin belirlenmesinde ve azaltım oranlarının tespitinde gereklidir. Farklı tipteki hava kalitesi ölçüm istasyonu verilerinden gidilerek te kaynak analizi gerçekleştirilebilmektedir.

     

    Üçüncü aşamada; elde edilen emisyon verileri ve meteorolojik veriler kullanılarak uygun hava kalitesi modelleri (küçük, orta, veya büyük ölçekli) ile belirlenen bölge veya alt bölgeler için konsantrasyon değerleri hesaplanarak kirlilik dağılım haritaları oluşturulmaktadır. Modellerle elde edilen değerler, ölçüm istasyonu verileri ile de karşılaştırılmakta ve doğrulanması amacıyla envanter bilgilerine geri dönüşler yapılmaktadır. Envanterdeki belirsizlik oranları ilave çalışmalarla azaltılmaktadır. Ayrıca önlem belirlenmesi ve belirlenen önlemlerin azaltıma katkısının belirlenmesi çerçevesinde senaryo çalışmaları da modellerle gerçekleştirilmektedir.

     

    Dördüncü aşamada; elde edilen tüm bu veriler ışığında hava kalitesi değerlendirilerek rapor hazırlanmaktadır. Hava kalitesi değerlendirme raporunda; izleme istasyonlarından alınan verilerin veri kalitesi ve veri alım oranları da dikkate alınarak ve meteorolojik parametrelerle birlikte değerlendirilmesine, detaylı emisyon veri tabanı ile sektörlerin kirliliğe katkılarının yıllık olarak belirlenmesine, hava kalitesi modeli sonuçlarına ve diğer tüm verilerin değerlendirilmesine ve analizine ilişkin bilgiler yer almaktadır.

     

    En önemli ve son aşama ise, kirlilik seviyesinin belirlenmesinden sonra yapılması gereken çalışmalardır. Hava kirliliğinin azaltılması ve hava kalitesi değerlerinin korunması amacıyla gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu çerçevede önlem matrislerinin belirlenerek, seçilen bölge veya alt bölge için uygun, uygulanabilir, halk tarafından kabul edilebilir, uygun maliyetli önlemlerin belirlenerek uygulanmasıdır. Diğer bir ifadeyle şehir için temiz hava planlarının hazırlanarak etkin yürütülmesinin sağlanmasıdır.

     

    Bu çerçevede, bölgesel hava kalitesi yönetim sistemine ilişkin gerekli altyapı oluşturuluncaya kadar şehirlerde çevre ve şehircilik il müdürlüklerine büyük görevler düşmektedir. Ayrıca belediyelerin, ildeki ilgili kurum ve kuruluşların işbirliği ve koordinasyon halinde çalışması etkin bir hava kalitesi yönetimi için gereklidir. Diğer önemli bir husus ta ölçülen hava kalitesi değerleri, konsantrasyon ve dağılım oranları ile alınan önlemler ve yapılan çalışmalarının her aşamasında halkın bilgilendirilmesidir. Ancak halkın desteği ve karar vericilerin koordineli çalışmaları ile şehirlerimizde hava kirliliğinin kontrolü mümkündür. Diğer taraftan şehirlerin planlanmasında/imar planlarında hava kirliliğinin dikkate alınarak planlama yapılması gerekmektedir. Meteorolojik parametreler dikkate alınarak özellikle rüzgar yönü göz önünde bulundurularak yerleşim ve sanayi alanlarının belirlenmesi, Organize Sanayi Bölgeleri ve sanayi tesisleri yer seçiminde yerleşim alanlarının hava kirliliğinden etkilenme durumunun dikkate alınması, yerleşim alanı ile sanayi alanı arasında özellikle yeşil kuşakların oluşturulması, yerleşim alanlarında hava koridorlarının oluşturulması, binaların hava akımlarını kesmeyecek yükseklik ve biçimde yapılması, yalıtım tedbirlerinin alınarak ısı verimliliğinin sağlanması, yol güzergâhlarının trafik yoğunluğu yaratmayacak şekilde öngörülmesi, akıcı trafik düzeni, raylı sistem v.b toplu taşıma sistemlerinin kullanımının sağlanması, çevre yollarının yapılarak kent trafiğinin azaltılması illerde hava kalitesi standartlarının sağlanması açısından önemlidir.

     

    Hızla devam eden “Kentsel Dönüşüm” sürecinde de tüm bu hususların göz önünde bulundurulması şehirlerde hava kalitesi yönetimine katkı sağlayacaktır. Unutmayalım ki sağlıklı yaşam için solunabilir temiz hava şarttır.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.

Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:Tanin ve Lignin Analizi
Sonraki Yazı:Yaşanabilir Bir Dünya

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.