Turizmin Çevre Üzerindeki Ol...

Turizm hemen hepimizin parçası olduğu bir sektör. Gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerin ulusal ...

Antibiyotik Kirliliği Çevreyi Tehdit Ediyor

Antibiyotik Kirliliği Çevrey...

Günümüzde en yaygın olarak kullanılan ilaçlar arasında olan antibiyotikler bakteri enfeksiyonlarıyla mücadelede kullanılan güçlü ilaçlardır. Antibiyotikler ...

  • Gündoğdu Çevre Danışmanlık İş İlanı

    Gündoğdu Çevre Danışmanlık İş İlanı Tanımı: Çevre Danışmanlığı alanında kalite ve etik değerlerinden ödün vermeden büyüyen GÜNDOĞDU ÇEVRE MÜH. VE DANIŞMANLIK olarak, ekibimize katılacak çalışmayı hayat tarzı edinmiş, dinamik, vizyonumuza uygun Çevre Mühendisi aramaktayız.

     

    22.12.2010 tarihinde kurulan Gündoğdu Çevre Mühendislik Danışmanlık, başta Çevre İzin, lisans, mevzuat uyumlaştırma, Çevresel etkilerin değerlendirmesi ve etkilerin minimize edilmesini kapsayan çevre yönetimi Danışmanlık Hizmetleri olmak üzere, İş Sağlığı ve Güvenliği, Proje Danışmanlığı, Atık yönetim planlarının oluşturulması, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi, ISO 18001 İş Sağlığı Güvenliği Yönetim Sistemi, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi, ISO 14064 Karbon Emisyonu Yönetim Sistemlerinin kurulum danışmanlığı ve eğitim hizmetleri sunmaktadır.

     

    Gündoğdu Çevre Mühendislik Danışmanlık, sanayi tesisleri, belediyeler, oteller, tatil köyleri, hastahaneler gibi birçok faaliyetin Çevre ve İş Sağlığı Güvenliği yasalarına uygunluğunun sağlanması, çevre etkilerinin değerlendirilmesi, alınması gereken önlemlerle ilgili en ekonomik ve yeterli uygulamaların araştırılması, raporlanması, planlanması ve projelendirilmesi konularında, ayrıca bu faaliyetlerde görevli olan personellerin bilinç ve farkındalık düzeylerinin arttırılması amacına yönelik her türlü kurum içi veya kurum dışı eğitimin verilmesi konularında çalışmaktadır.

     

    Gündoğdu Çevre Danışmanlık İş İlanı Görev:

     

    • Danışmanlığını yürüttüğümüz firmalarda çevre görevlisi, izin ve lisans çalışmalarını yürütmek
    • Sera Gazlarını İzleme ve Raporlanması, ISO 14064 Karbon yönetim sistemi kurulumu ile Karbonun ticarileştirilmesi, sertifikalandırma, karbon piyasa mekanizmaları vb. çalışmalarda yer almak
    • ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemleri konusunda firmamızda yürütülen çalışmalara katılmak
    • ISO 9001-14001 ve OHSAS yönetim sistem kurulum danışmanlığı çalışmalarını yürütmek
    • Yukarıda belirtilen konularda eğitim vermek
    • ZKA/AB/TTGV vb. yurt içi veya yurt dışı proje çalışmalarında proje ekibinde yer almak
    • Sürdürülebilirlik raporlaması(GRI),Life Cycle Assesment( LCA) ve EPD çalışmalarına katılmak
    • LEED, Green Stars çalışmalarında yer almak

    Gündoğdu Çevre Danışmanlık İş İlanı Aranan Nitelikler:

     

    • Çevre Mühendisi ile aranan şartları sağlayan ve yukarıda belirtilen görev konularında uzmanlığı bulunan 4 yıllık üniversite mezunu
    • Çevre Görevlisi Belgesine sahip
    • Çevre Danışmanlığı, ÇED Raporu hazırlama, Saha denetimleri, Çevre Mevzuatı, Atık Yönetimi, Toprak kirliliği, Kimyasal Yönetimi veya Atıksu Arıtma Tesisi işletimi konularından en az 2’sinde 2 yıl deneyim sahibi
    • ISO 9001, ISO 14001, ISO 14064, ISO 18001, ISO 50001 yönetim sistem standartlarından en az bir veya daha fazlasını içeren konularda eğitim almış olmak, Yönetim sistemleri konusunda 2 yıl ve üzeri deneyim sahibi tercih nedenidir.
    • Microsoft Office uygulamalarını iyi düzeyde ve aktif olarak kullanan
    • Aktif olarak araç kullanan ve Seyahat engeli bulunmayan

    Gündoğdu Çevre Danışmanlık İletişim Bilgileri:
    Firma/Kurum Ünvanı: GÜNDOĞDU Çevre Danışmanlık ve Mühendislik Hizmetleri Ltd. Şti.
    Tel: 0(232) 464 35 44
    E-posta: info@gundogducevre.com
    Adres: Talatpaşa Bulvarı No:76 Kat:2 D:3 Alsancak/İZMİR

  • Alkım Yönetim Danışmanlığı Tic. Ltd.Şti.

    Alkım Danışmanlık İş İlanı Tanımı: İşletme bünyesinde istihdam edilmek üzere, “Çevre İzin ve Lisanslar Yönetmeliği” kapsamında Çevre Görevlisi işlemlerinin yürütülmesi işleri için Çevre Mühendisi alınacaktır

     

    Alkım Danışmanlık; inşaat sektöründe faaliyet gösteren aile şirketlerinden ayrılan Fatma Babaoğlu ve Ayşegül Nuhoğlu tarafından 2003 yılında kurulmuştur. Ortaklar kamu sektöründeki deneyimleri ile özel sektör deneyimlerini birleştirerek, aile şirketinin ayrılığını yaşamanın ardından şirket yapıları üzerinde çalışmaya başlamış ve kalite sektörüne yönelmiştir.

     

    Alkım Danışmanlık; kalite, çevre ve iş güvenliği yönetim sistemleri konularında çalışmalarını yürüterek sürekli kurum gelişimini sağlayacak çok çeşitli konularda eğitim ve danışmanlık hizmetleri vermektedir.

     

    Alkım Danışmanlık İş İlanı Aranan Nitelikler:

     

    • Üniversitelerin Çevre Mühendisliği bölümünden mezun
    • Çevre Görevlisi Belgesine sahip
    • İstanbul Anadolu yakasında ikamet eden
    • Aktif araç kullanabilen
    • Günü birlik seyahat engeli olmayan
    • En az 1 yıllık Çevre Danışmanlığı deneyimine sahip
    • Erkek adaylar için Askerliğini yapmış
    • Tercihan İyi düzeyde İngilizce bilgisine sahip

    Alkım Danışmanlık İletişim Bilgileri:
    Firma/Kurum Ünvanı: Alkım Yönetim Danışmanlığı Tic. Ltd. Şti.
    Tel: 0(216) 580 91 11
    Fax: 0(216) 330 91 90
    E-posta: info@alkimdanismanlik.com.tr
    Adres: Osmanağa Mah. General Asım Gündüz Cad. Ünertan İş Merkezi K:3 No:35/11 Kadıköy-İSTANBUL

  • IFAT Eurasia Fuarı

    Dünyanın önde gelen fuar organizasyon firmalarından birisi olan Messe München International ve Türkiye’de bulunan ortaklığı olan MMI Eurasia tarafından 16-18 Nisan 2015 tarihleri arasında Congresium Ankara, ATO Uluslararası Fuar ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek olan IFAT Eurasia Fuarı’nın, 200’ün üzerinde katılımcı ve 7000’in üzerinde ziyaretçiye ev sahipliği yapması bekleniyor. IFAT Münih ile dönüşümlü olarak gerçekleştirilecek IFAT Eurasia, iki senede bir, sadece bölgedeki geleneksel IFAT ziyaretçilerini değil, Avrupa fuarlarına katılmakta zorluk yaşayan tüm bölge ülkelerdeki ilgilileri de ağırlayacak…

     

    Messe München International tarafından 1966 yılından bu yana Münih’te düzenlenen, su ve atıksu, kanalizasyon, katı atık, çevre teknolojileri ile belediye araç-gereçleri konusunda dünyanın en büyük fuarı olan IFAT ise, sektörün bir araya geldiği, yeniliklerin sergilendiği dünya çapındaki en büyük ve en etkin organizasyon. Messe München, IFAT Fuarı’nın misyonunu Çin ve Hindistan’dan sonra önümüzdeki yıl Türkiye ve Güney Afrika’ya da taşımış olacak.

     

    Çevre uygulamalarında modern yöntemlere geçilme kararlarının verildiği, teknoloji kullanımı ihtiyacını doğuran yönetmeliklerin şekillendiği, pek çok derneğin, birliğin, sivil toplum kuruluşunun, enstitünün ve kamu kurumunun merkezlerinin bulunduğu ve coğrafi avantajı ile Türkiye’nin tüm bölgelerine hizmet verebilecek durumda olması nedeniyle IFAT Eurasia Fuarı 16-18 Nisan 2015 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek.

     

    IFAT Eurasia Fuarı’nda Su Eldesi ve Arıtımı; Su ve Atıksu Arıtımı; Su Dağıtımı ve Kanalizasyon; Taşkın Önleme ve Su Havzaları Koruma/Kontrol; Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm; Atıktan Enerji Eldesi; Kentsel Çevre Temizlik Araçları ve Ekipmanları; Toprak, Hava ve Gürültü Kirliliği Kontrolü; Ölçme, Kontrol ve Laboratuvar Teknolojileri; Kaza Önleme, İş Güvenliği ve Risk Yönetimi ile Bilim, Araştırma ve Teknoloji Transferi alanlarındaki ürün ve hizmetler sergilenecek.

  • Türkiye adeta bir anıt ağaç müzesi. Anadolu’da mistik, folklorik, tarihsel nedenlerle zarar görmeden varlığını sürdüren pek çok anıt ağaç bulunuyor. Ama ne yazık ki büyük çoğunluğu bilimsel ölçütlerle tespit edilip koruma altına alınmamış durumda. İnsan ve doğanın tarihine tanıklık eden bu “yeşil devler”in yok olmaması için hızlı ve geniş çaplı çalışmalara acele ihtiyaç var.

     

    Çağımızda doğal dengenin bozulması pahasına gerçekleştirilen endüstrileşme süreci, neden olduğu çevre sorunları ile günümüz insanında yeşili koruma tutkusunu ön plana çıkarmış bulunuyor.

     

    Bir taraftan endüstriyel kuruluşların bacalarından yükselen zehirli gazların getirdiği asit yağmurları, diğer taraftan akarsulara bırakılan katı ve sıvı atıklar ile bozulan çevrede, bu kuruluşlara hammadde ve enerji sağlama uğruna tüketilen doğal kaynaklar, dünyamızın sahip olduğu yaşam olanaklarını giderek kısıtlıyor.

     

    Teknolojinin getirdiği çevre sorunları nedeniyle, yeşil dokusu ve doğal yapısı henüz bozulmamış alanların mevcut halleriyle korunması ve gelecek kuşaklar için saklanması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bu amaçla dünyanın hemen her yerinde birçok dernekler kurulmakta ve gerek yurtiçinde, gerekse yurtdışında insanlar arasında bir dayanışma zemini oluşturulmaya çaba harcanmakta. Anıtsal niteliğe sahip ağaçlar ve orman parçaları da bu anlamda korunacak doğal mirasın en güzide öğelerini oluşturuyorlar.

     

    Tarihsel çağlar içinde çeşitli uygarlıklara sahne olan yurdumuzun sahip olduğu arazi ve iklim özellikleri, çok sayıda ağaç türünün yayılıp gelişmesine olanak vermekte. Bu nedenle ülkemiz dünyanın en zengin flora merkezlerinden birisidir. Otsu ve odunsu bitki olarak dokuz binin üzerinde tür, Anadolu topraklarında doğal olarak yetişir. Bu zenginliğin yanında bir önemli özellik daha var: Floranın %30 kadarı endemik türleri oluşturur; yani, üç bin kadar bitki türü, tüm dünyada yalnız Anadolu’da yetişir. Bu bitki zenginliği, Türkiye’nin dünya üzerindeki coğrafi konumu ve morfolojik yapısının ortaya çıkardığı iklim çeşitliliğinden kaynaklanır. Ayrıca, Anadolu’nun genelde son buzul çağının etkisinde kalmamış olması da, tür zenginliğinin devamlılığını sağlayan önemli bir nedendir.

     

    Yurdumuz ormanları, insanlığın bilinen tarihi boyunca üzerinde yaşayan kavimler tarafından sürekli tahrip edilmiştir. Ancak, Anadolu’nun değişik yörelerinde, yine de kimi mistik, kimi folklorik, kimi tarihsel, kimi de salt kesilip taşınmasındaki güçlükler nedeniyle zarar görmeden günümüze kadar gelebilmiş çok sayıda anıt ağaç ve orman parçası mevcuttur. Ülkemizde büyük çap ve boylara ulaşmış, tarihi olaylarda adı geçmiş ulu çınarlardan söz edilir. Örneğin 1096 yılında Haçlı kumandanlarından Godenfroy de Bouillon’un İstanbul’da Büyükdere Çayırı’nda, gölgesi altında karargâh kurduğu tarihi Büyükdere Çınarı (Platane de Godenfroy) bunlardan yalnızca birisi. Altı gövdenin birleşmesinden oluşan bu dev çınarın çevresinin 32 metre, boyunun ise 60 metre olduğu söylenir. 19’uncu yüzyılın sonuna kadar yaşadığı bilinen bu ağaç, ne yazık ki bugün yok. Gövde kovuğunda bir çay ocağının işletildiği ve çıkan bir yangında kül olduğu belirtiliyor. Kaynaklarda 2000 yaşında olduğu bildirilir.

     

    Anıt ağaçlar, ulusların folklorunda, mitolojilerinde de önemli yer tutar. Eski Türk destanlarında da bunu görmek mümkündür. Ünlü Türk destanı Oğuzname’de bir çift anıt ağacın Oğuz neslinin kökeni olduğu ileri sürülür. Efsaneye göre bir gece iki ağaç üzerine gökten kutsal bir ışık sütunu iner. Bir süre sonra ağaçlardan birinin gövdesi şişer, sayılı günlerin geçmesinden sonra bu ağacın gövdesinden, ağızlarında gümüş emzikler bulunan beş erkek çocuk görünür. Zaman içinde büyüyen çocuklar her iki ağacı kendi nesillerinin atası sayarlar… Aynı destanın bir başka bölümünde Oğuz Kaan’ın güzel eşini, göl ortasındaki bir ağacın kovuğunda bulduğu belirtilir. Anıt ağaçların güç, kudret ve zafer simgesi olarak algılandığına Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş destanında da şahit oluyoruz. Kuruluş yılları dönemine ilişkin hikâyelere göre, Osman Bey, Şeyh Edebalı’nın evinde bir rüya görür. Bu rüyada şeyhin koynundan doğan bir ay, Osman Bey’in koynuna girerek iri bir ağaç haline gelir. Daha sonra da bütün dünyayı kavrar… Folklorik açıdan olduğu kadar ülke tarihi için de son derece önemli olan bir anıt çam ise, Domaniç ilçesi Domur köyünde bulunan ve yakın zamanda devrilen “Mızık Çam”dır. Bu anıt 1988 yılında esen şiddetli bir fırtınada devrilmiştir. Yaşı 743 olarak hesaplanmıştır. Söylentiye göre Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey, küçükken oldukça huysuzmuş. Büyükannesi Hayme Ana, bu yaramaz torununu hoş tutmak için ona salıncak kurar ve ninniler söylermiş. Salıncak her zaman aynı ağacın dallarına kurulduğundan yıllar içinde bu ağaç Osman Bey ile özdeş hale gelmiş. Osman Bey’in eski huysuzluğunu vurgulamak için de adına Mızık Çam denmiş…

     

    Anıt ağaçların önemli bir bölümünün günümüze kadar yaşayabilmesi, bunların kutsal ve mistik mekânlarda yer almalarından ve bu yüzden saygı görmelerinden kaynaklanır. Örneğin Kahramanmaraş’ın Kaleköyü mezarlığında bulunan 40-50 metre boy ve 100-160 santimetre çaplı 90 adet civarındaki ağacın oluşturduğu anıt sedir ormanı, varlığını Kasım Dede adıyla anılan bir yatıra borçludur. Keza, Bolu-Saççılar ve Bursa-Armutköy mezarlıklarındaki 2.78 ve 2.72 metre çaplı devasa meşeler, Denizli-Tekeköy’deki 2.08 metre çap, 30 metre boy ve 1060 yıl yaşlı servi ile Antalya-İbradı’da ortalama çapı 2.5 metre civarındaki dev kestaneler ve daha nice örnek mezarlık içinde, cami avlusunda ve türbe yanlarında bulundukları için insanların zararlı etkilerinden kurtulabilmişlerdir.

     

    Bursa’nın ünlü çınarlarından olan Ulufeli Çınar, 18.2 metre çevresi ile hem görünüşü, hem de Osmanlı geleneklerinden birisine sürekli sahne oluşu ile anıtlaşmıştır. Tahta çıkan Osmanlı şehzadeleri, yeniçerilere dağıttıkları ulufeyi bu çınar altında vermeyi gelenek haline getirdikleri için, bu görkemli ağaç halk arasında Ulufeli Çınar adı ile anılır. İç kısmının çürümesine rağmen yaşamını halen sürdüren bu ağacın zengin ve güçlü bir devlet imajını gelecek nesillere aktarabilmesi için, içine yavru bir çınar dikilmiştir. Anıt ağaçlar ve anıt ormanlar üzerinde yapılan araştırma ve çalışmalardan söz etmek, “Neler yapılmalıdır?” sorusuna açıklık getirmek de istiyorum. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 28 Haziran 1988 günlü toplantısında, kurul üyeleri korunması gerekli doğa varlıklarından anıt ağaçların tanımı ve korunması hususunda aşağıdaki maddeleri karara bağlayarak yürürlüğe koymuşlardır: “Doğal yapısı, ölçüleri ve diğer özellikleri bakımından anıtsal nitelikler kazanmış bulunan ağaçlara Anıt Ağaç denilmesine,

     

    Buna göre:
    a- Tarihi olaylara bağlantısı bulunan yerli ve yabancı ağaç türlerinden herhangi birinin,
    b- Güzellik açısından plastik değerde bir görünüme sahip olan veya doğal görünümden esaslı şekilde sapma göstererek dikkati çekici biçimler (çatal, şamdan, kıvrık, yatay vb.) kazanmış ağaçların,
    c- Doğal yaşam tarzı bakımından benzerlerinden farklı gelişme nitelikleri gösteren ağaçların (aynı gövde ve kök üzerinde iki veya daha fazla türün bir arada yaşaması, garip kaynaşma ve birlikte yaşama örnekleri gibi),
    d- Endemik ve nesli tükenmeye maruz yerli ağaç türlerinden; Porsuk (Taxus baccata), Karaçam’ın endemik varyeteleri, Andız (Arceuthos drupacea), Finike ardıçı (Juniperus phoenicea), Kasnak meşesi (Quercus vulcanica), fiimşir (Buxus sempervirens), Huş (Betula alba, Betula medwediewii), Kazdağı göknarı (Abies equi-trojani), Sığla (Liquidambar orientalis), Toros göknarı alttürü (Abies cilicica), bazı Akaağaç tür ve alttürleri (Acer divergens, Acer hyrcanum subsp. sphaerocaryum, Acer monspessulanum subsp. oksalianum) ve benzeri ağaçların,
    e- Kent dokusunu tamamlayan, kent imajına etkisi olan grup, dizi veya tek ağaçları n 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca ‘korunması gerekli anıt ağaç’ olarak tescil edilmelerine, bu ağaçlar ve koruma alanlarında yapılacak uygulamalar için ilgili koruma kurullarından karar alınması gerektiğine,
    f- Nesli tükenmekte olan sığla ağaçlarının doğal alanının tespit edilerek, bu alanlara yeni sığla ağacı dikmek suretiyle bu sahaların yeniden kazanılmasının Orman Genel Müdürlüğü’ne tavsiyesine,
    g- Ulaşım yolları ile meskûn yerler ve yakınlarındaki anıt ağaçların ilgili belediyeler ve mahalli orman teşkilatı tarafından korunmasına özen gösterilmesine, yaşlanmış veya hastalanmış ağaçların hazırlanacak teknik raporlar doğrultusunda kesilerek yerine yenisinin dikilebileceğine, karar verilmiştir.”

     

    Yüksek kurulun almış olduğu bu karar ile il ve ilçelerde dikim yolu ile geliştirilmiş veya doğal olarak yetişmiş ve “anıtsal niteliklere sahip ağaçların” 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca “korunması gerekli anıt ağaçlar” olarak tescilleri için Bölge Koruma Kuralları’na başvurulması gerekiyor. Ülkemizde anıt ağaçlar ile ilgili çalışmaların çoğalmış olması sevindirici ve umut verici bir gelişme. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Bahçeköy ekibi, “Marmara Bölgesinde ve Özellikle İstanbul’daki Tarihi ve Anıtsal Ağaçların Envanteri” adlı bir araştırmayı tamamlamıştır. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nden Bornova ekibi, “Ege Bölgesinin Tarihi ve Anıtsal Nitelikteki Ağaçların Tespiti ve Envanteri” adlı benzer bir çalışmayı gerçekleştirmiştir.

     

    Diğer taraftan Ankara Ormancılık Araştırma Enstitüsü’nün Araştırma Bülteni’nde, “Anıt Ağaçlar” başlığı altında, Milli Parklar Daire Başkanlığı’nca yürütülen çalışmalar sonunda “Tabiat Anıtları” statüsü altında yüz kadar anıt ağacın saptandığı bildirilmiştir… Çevre sorunlarının geniş halk kitlesi tarafından benimsenmesine koşut olarak, anıt ağaç ve orman parçalarının popülaritesi de her geçen gün artmaktadır. Ülkemizde arazi yapısı ve ulaşım yetersizliği nedeniyle henüz gidilememiş pek çok orman bulunuyor. Genellikle sarp yerlerde ve orman yayılış sınırlarına yakın yüksekliklerde bulunan bu alanlar içerisinde ulaştıkları yaş, çap ve boylar bakımından doğal anıt olabilecek pek çok ağaç ve orman parçaları mevcut…

  • Tuzluluk bazı endüstriyel atıklar ve deniz suyu analizlerinde önemli bir yer tutar. Tuzluluk; tüm karbonatlar oksitlerine çevrildiğinde, tüm bromür ve iyodürler klorürlerle yer değiştirdiğinde ve tüm organik madde oksitlendiğinde sudaki toplam katı madde miktarı olarak tanımlanmaktadır. Tuzluluk, gram/kilogram ya da binde (%o) olarak ifade edilir.

     

    Tuzlulukla ilişkili olarak kullanılan terimler klorinite ve klorositedir. Klorinite, klorür; bromür ve iyodürlerin klorür olarak ifade edilmesi olup, klorisite ise klorinite x yoğunluk (20 oC’de) olarak tanımlanmaktadır. Tuzluluk ve klorinite arasında aşağıdaki ampirik bağıntı yaygın olarak kullanılmaktadır:

     

    Tuzluluk (%o)= 0.03 + 1.805 (klorinite, %o)

     

    Tuzluluk Tayini için 3 değişik metot uygulanmaktadır.
    1. Elektriksel iletkenlik metodu
    2. Hidrometrik metot
    3. Arjantometrik metot

     

    Laboratuvar ve arazi ortamlarında tuzluluk tayini için en uygun metot arjantometrik metot olduğundan bu bölümde detaylı olarak verilmiştir.

     

    Elektriksel İletkenlik Metodu

    Elektriksel iletkenlik, su numunesinin elektrik akımını iletme yeteneğinin bir ölçüsüdür. Bu sayı iyonize olmuş maddenin toplam konsantrasyonuna ve sıcaklığa bağlıdır. Çözünmüş iyonların mobilitesi, yükü ve konsantrasyonu iletkenliğe etkiyen faktörlerdendir.

     

    Yeni destile edilmiş suyun iletkenliği 0.5-2 µmho/cm olup zamanla artar. İçilebilir nitelikli suların elektriksel iletkenlik değerleri geniş bir aralık içinde değişmektedir. Bazı endüstriyel atıkların elektriksel iletkenlik değerleri 10000 µmho/cm olabilmektedir.

     

    İletkenlik ölçümlerinin pratikte uygulamaları şunlardır:

    • İletkenlik mineralizasyonun bir ölçüsü olup dengedeki iyonların toplamını, dolayısıyla suyun bitki ve hayvanlar üzerindeki etkilerini ve korozyon hızı ile ilgili bilgileri verir.
    • Deiyonize ve destile suyun saflığı bu parametre ile kontrol edilir.
    • Kimyasal analizlerden önce bu ölçümün yapılması, gerekli numune miktarı hakkında bilgi verir.
    • Elektriksel iletkenlik ölçümü bazı çöktürme ve nötralizasyon reaksiyonlarında gerekli reaktif miktarı hakkında bilgi verir.
    • Bir numunedeki toplam çözünmüş tuz miktarı, Elektriksel iletkenlik değerinin mmho/cm cinsinden) ampirik bir değerle çarpılması sonucu bulunabilir. Bu faktör suyun çözünen bileşenlerine bağlı olarak 0.55’ten 0.9’a kadar değişebilir.

     
    Elektriksel direncin birimi ohm olduğundan iletkenlik birimi bunun tersi olan mho ya da siemens olmaktadır. Su analizlerinde siemens birimi çok büyük olduğu için sonuçlar mikrosimens cinsinden ifade edilmektedir. Elektrolitik iletkenlik, metalik iletkenliğin tersine sıcaklık artınca artar. 1 °C için, % 1.9 artış gösterir. Bu nedenle iletkenlik ölçümlerinin 25 °C’de verilmesi uygundur.

     

    Araç ve Gereçler

    • Kondüktimetre: Kondüktimetre cihazı ve elektrottan oluşan sistem sıcaklık ayarı içermelidir.
    • Termometre: 0.1 derecelik bölmeleri bulunmalıdır.

     
    Reaktifler

    • Destile-deiyonize su: Destile su deiyonizasyon kolonundan geçirilir ve ilk 1000 ml alınmaz. Bu suyun iletkenliği 1 µmho/cm’den az olmalıdır.
    • Standart potasyum klorür çözeltisi (0.01 M): 745.6 mg susuz KCl destile-deiyonize suda çözülerek 25 °C’de 100 ml’ye tamamlanır. Bu çözelti standart olup özgül iletkenliği 1413 mikromho/cm’dir. Hücre sabitinin 1 ile 2 arasında olduğu durumlarda bu konsantrasyon değeri uygun olmaktadır.

    İletkenlik değeri, hücre sabiti daha önceden bilinen bir aletle sıcaklık ayarı yapılarak okunur. Hücre sabitinin belirlenmesi gerekiyorsa, iletkenlik hücresi 0.01 M KCl ile 3 kez çalkalanır. Sıcaklık 25±0.1 °C olacak şekilde ayarlanır. Resistans değeri ve sıcaklık okumaları alınır. Hücre sabiti C, aşağıdaki bağıntı ile bulunur.

     

    C= (0.001413)(RKCl)(1+0.0191(t-25))

    Burada;
    RKCL: Ohm cinsinden ölçülen direnci,
    t: Gözlenen sıcaklığı ifade etmektedir.

     

    Hidrometrik Metot

    Bu metotta, hidrometre ile özgül ağırlık ölçülür, sıcaklık düzeltmesi yapılır ve tablolardan yoğunluğa karşı tuzluluk değeri okunur.

     

    Arjantometrik Metot

    Bu yöntem klorür tayinine benzer. Numuneler alındıktan kısa bir süre sonra analiz edilmelidir.

     

    Gereçler

    • Otomatik büret
    • 200 ml’lik beherler
    • 10 ml’lik pipetler

     
    Reaktifler

    • Standart deniz suyu: Bu çözelti açık okyanustan 50 m derinlikten alınan numunenin süzülmesiyle elde edilir, klorinitesi (%o) 18’dir. Numuneler birkaç timol kristali ile stabilize edilmelidir.
    • Gümüş nitrat çözeltisi, 0.28 N: 48.5 g AgNO3, 500 ml destile suda çözülür ve 1000 ml’ye seyreltilir. Çözelti kahverengi şişede ve oda sıcaklığında saklanır.
    • Potasyum kromat indikatör çözeltisi: 63 g K2CrO4, 100 ml destile suda çözülür. 0.28 N AgNO3 çözeltisinden birkaç damla damlatılarak kırmızı kalıcı bir çökeleğin oluşması beklenir, süzülür ve cam şişede saklanır.
    • Standart sodyum klorür çözeltisi: 35 g NaCl sabit tartım alınıncaya kadar kurutulur; soğutulur. 29.674 g tartılır. Destile suda çözülür ve 1000 ml’ye seyreltilir. Standardizasyon işleminde 25 ml standart NaCl çözeltisi 150 ml’lik erlene alınır, 6 damla kromat indikatörü ilave edilir ve AgNO3 çözeltisi ile kahverengi renge kadar titre edilir.

     
    Normalite = 12.69 / ml AgNO3

     

    bağıntısı yardımıyla AgNO3 çözeltisinin normalitesi bulunur.

     

    Tuzluluk ve Elektriksel İletkenlik Deneyinin Yapılışı

    Numunenin ve AgNO3 çözeltisinin aynı sıcaklıkta olması gereklidir. Titrasyon işlemi 25 ml numune ile Reaktifler bölümünde açıklandığı şekilde yapılır.

     

    Sonucun Hesabı

    AgNO3 çözeltisinin klorosite eşdeğeri: CIE= N x 0.0355 bağıntısı yardımıyla bulunur. Bu bağıntıda,

     

    CIE : Klorosite eşdeğeri
    N: AgNO3 çözeltisinin normalitesidir.

     

    Klorosite değeri: Clo = d x CIE x 40 bağıntısı yardımı ile bulunur. Bu bağıntıda;

     

    d : Kullanılan titrant miktarını, ml
    CIE : AgNO3 klorosite eşdeğerini ifade etmektedir.

     

    Tablo 1’de verilen faktörün, bulunan klorosite değerinden çıkarılması ile klorosite kloriniteye dönüştürülür.

     

    Klorinite değerleri Tablo 2’de verilen değer yardımıyla tuzluluğa dönüştürülür.

     

    Tablo 1. 20°C’deki klorosite değerlerinin kloriniteye dönüşümü (%o Cl)

    Hesaplanan Klorosite Kloriniteye çevirmek için çıkarılması gereken sayı
    9.95 – 10.35 -0.12
    10.36 – 10.75 -0.13
    10.76 – 11.15 -0.14
    11.16 – 11.46 -0.15
    11.47 – 11.76 -0.16
    11.77 – 12.06 -0.17
    12.07 – 12.46 -0.18
    12.47 – 12.86 -0.19
    12.87 – 13.07 -0.20
    13.08 – 13.37 -0.21
    10.38 – 13.67 -0.22
    13.68 – 14.02 -0.23
    14.03 – 14.27 -0.24
    14.28 – 14.52 -0.25
    14.53 – 14.82 -0.26
    14.83 – 15.09 -0.27
    15.10 – 15.37 -0.28
    15.38 – 15.68 -0.29
    15.69 – 15.87 -0.30
    15.88 – 16.17 -0.31
    16.18 – 16.32 -0.32
    16.33 – 16.62 -0.33
    16.63 – 16.82 -0.34
    16.83 – 17.11 -0.35
    17.12 – 17.32 -0.36
    17.33 – 17.57 -0.37
    17.58 – 17.82 -0.38
    17.83 – 18.02 -0.39
    18.03 – 18.27 -0.40
    18.28 – 18.47 -0.41
    18.48 -18.67 -0.42
    18.68 – 18.97 -0.43
    18.98 – 19.17 -0.44
    19.18 – 19.32 -0.45
    19.33 – 19.52 -0.46
    19.53 – 19.77 -0.47
    19.78 – 19.97 -0.48

     

    Tablo 2. Klorositenin tuzluluğa dönüşümü

    Cl/l20 S‰ Cl/l20 S‰ Cl/l20 S‰ Cl/l20 S‰
    3.60 6.50 4.05 7.31 4.50 8.11 4.95 8.92
    .61 .52 .06 .33 .51 .13 .96 .94
    .62 .54 .07 .35 .52 .15 .97 .95
    .63 .56 08 .36 .53 .17 .98 .97
    .64 .58 .09 .38 .54 .18 .99 .99
    .65 .59 4.10 7.40 .55 .20 5.00 9.01
    .66 .61 .11 .42 .56 .22 .01 .02
    .67 .63 .12 .43 .57 24 .02 .04
    .68 .65 .13 .45 .58 .26 .03 .06
    .69 .67 .14 .47 .59 .27 .04 .08
    3.70 6.68 .15 .49 4.60 8.29 .05 .10
    .71 .70 .16 .51 .61 .31 .06 .11
    .72 .72 .17 .52 .62 .33 .07 .13
    .73 .74 .18 .54 .63 .35 .08 .15
    .74 .76 .19 .56 .64 .36 .09 .17
    .75 .77 4.20 7.58 .65 .38 5.10 9.18
    .76 .79 .21 .60 .66 .40 .11 .20
    .77 .81 .22 .61 .67 .42 .12 .22
    .78 .83 .23 .63 .68 .44 .13 .24
    .79 .84 .24 .65 .69 .45 .14 .26
    3.80 6.86 .25 .67 4.70 8.47 .15 .27
    .81 .88 .26 .68 .71 .49 .16 .29
    .82 .90 .27 .70 .72 .51 .17 .31
    .83 .92 .28 .72 .73 .52 .18 .33
    .84 .93 .29 .74 .74 .54 .19 .34
    .85 .95 4.30 7.76 .75 .56 5.20 9.36
    .86 .97 .31 .77 .76 .58 .21 38
    .87 6.98 .32 .79 .77 .60 .22 .40
    .88 7.01 .33 .81 .78 .61 .23 .42
    .89 .02 .34 .83 .79 .63 .24 .43
    3.90 7.04 .35 .85 4.80 8.65 .25 .45
    .91 .06 .36 .86 .81 .67 .26 .47
    .92 .08 .37 .88 .82 .69 .27 .49
    .93 .10 .38 .90 .83 .70 .28 .50
    .94 .11 .39 .92 .84 .72 .29 .52
    .95 .13 4.40 7.93 .85 .74 5.30 9.54
    .96 .15 .41 .95 .86 .76 .31 56
    .97 .17 .42 .97 .87 .77 .32 .58
    98 .18 .43 7.99 .88 .79 .33 .59
    .99 .20 .44 8.01 .89 .81 .34 .61
    4.00 7.22 .45 .02 4.90 8.83 .35 .63
    .01 .24 .46 .04 .91 .85 .36 .65
    .02 .26 .47 .06 .92 .86 .37 .67
    .03 .27 .48 .08 .93 .88 .38 .68
    .04 .29 .49 .10 .94 .90 .39 .70

     

  • 2. Ulusal Laboratuvar Akreditasyonu ve Güvenliği Sempozyumu

    Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından “2. Ulusal Laboratuvar Akreditasyonu ve Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi” 30-31 Ekim – 1 Kasım 2014 tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü 2010 Avrupa Kültür Başkenti Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenecektir. Sempozyumda TS EN ISO/IEC 17025 laboratuvar akreditasyonu ve laboratuvar güvenliği konuları ele alınacaktır.

     

    Sempozyum konuları (TS EN ISO/IEC 17025 laboratuvar akreditasyonu ve laboratuvar güvenliği) 1. Ulusal Laboratuvar Akreditasyonu ve Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi sonunda yapılan anket sonuçları, katılımcılardan elde edilen geri besleme bilgileri ve Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) uzmanlarının görüşleri doğrultusunda tespit edilmiştir.

     

    Bu bağlamda Laboratuvar İsterleri ve Akreditasyon Gereklilikleri, Metot Validasyonu ve Ölçüm Belirsizliği, İç Kalite Kontrol ve Kalibrasyon oturumlarında TS EN ISO/IEC 17025 standardının çok önemli ve tartışma yaratan konuları çağrılı ve herkesi kapsayıcı sunumlarla ele alınacaktır.

     

    Özel Laboratuvar Uygulamaları oturumlarında yer alan sunumlar ile katılımcılara belirli laboratuvarlara özel ancak uygulamaya yönelik ve herkesin yararlanabileceği bilgiler de aktarılacaktır. Sempozyumun Laboratuvar güvenliği bölümünde ise tüm laboratuvarların yararlanacağı teorik ve uygulamaya yönelik bilgilerin yer aldığı sunumlara yer verilecektir. Her günün sonunda katılımcıların anlatılan veya TS EN ISO 17025 ve laboratuvar güvenliği ile ilgili konularda soru sorabilecekleri, tartışmalara katılabilecekleri geniş zamanlı panel/forumlar yapılacaktır. Bu panel/forumlarda sizlerden alınan sorulara konu uzmanı panelistler tarafından katılımcı görüşleri de alınarak cevaplar aranacak ve sizlerle etkileşimli bilgi paylaşımı yapılacaktır.

     

    SEMPOZYUM KONULARI

    TS EN ISO/IEC 17025 Laboratuvar Akreditasyonu

    • Akreditasyon ve bakanlık denetimlerinde beklentiler, yaşanan sorunlar.
    • TS EN ISO 17025 kapsamında yönetim ve teknik şartların uygulanmasında laboratuvarlarda karşılaşılan sorunlar.
    • Ölçüm belirsizliği hesaplama metotları.
    • Test metotlarının seçimi ve metot validasyonu
    • Laboratuvarlar arası karşılaştırmalar için TÜRKAK politikaları.
    • Laboratuvarlarda referans malzemelerin kullanım amaçları.
    • Cihaz Kalibrasyonu ve ara doğrulama uygulamalarında dikkat edilecek hususlar.

    Laboratuvar Güvenliği

    • Laboratuvarlarda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
    • Laboratuvarlarda Kimyasalların Güvenli Depolanması ve Kullanımı
    • Laboratuvarlarda Tehlikeler, Riskler ve Önlemler, Risk Değerlendirme
    • Laboratuvarlarda Acil Durum Yönetimi
    • Laboratuvar Kazaları
    • Laboratuvarlarda Meslek Hastalıkları
    • Laboratuvarlarda Atık Yönetimi
  • Gürültü Kirliliği Artıyor

    Hızla artan nüfus, yapılaşma ve teknolojinin neden olduğu ve giderek artmakta olan gürültü kirliliğinden hepimiz payımızı alıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yayımlanan bir raporda gürültü kirliliğinin hava kirliliğinden sonra sağlık sorunlarına neden olan ikinci çevresel etmen olduğu belirtiliyor. Gürültü, uyurken bile kan basıncının, stres hormonlarının ve yağ asitlerinin kandaki yoğunluklarını artırıyor. Bu unsurlar zamanla damarların tıkanmasına yol açarak kalp krizini tetikleyebiliyor.

     

    California Üniversitesi (San Diego) Scripps Oşinografi Enstitüsü araştırmacılarınca gerçekleştirilen bir çalışmaya göreyse, gürültü kirliliğinden muzdarip olan tek canlılar kara canlıları değil; sualtı dünyası da 1960’lı yıllara kıyasla 10 kat artmış gürültüden etkilenmekte. Bu etkinin sonuçlarıysa henüz bilinmiyor.

     

    Güney California açıklarında “akustik kayıt paketleri (ARP)” denilen cihazlarla yapılan gürültü ölçümlerinin, 1964-1966 yıllarında aynı bölgede alınan gürültü ölçümleriyle kıyaslandığı çalışmada, veriler güncel gürültü düzeylerinin eskiye göre 10-12 desibel (her 10 yılda yaklaşık 3 desibel) artmış olduğunu gösteriyor. Araştırmacılara göre bunun nedeni, ticari deniz taşıtlarının sayısındaki olağanüstü artışla birlikte, yükselen hızlar ve artan itki gücü.

     

    Kayıtlar, ticari gemi sayısının son 50 yılda 40 binlerden 100 binlere çıktığını gösteriyor. Bunca gürültünün deniz ve okyanus yaşamına yaptığı etkileri anlamak için, araştırmacılar çok daha büyük ölçekli ve yinelemeli çalışmalara gerek olduğunu söylüyorlar. En çok etkilenmesi beklenen canlı gruplarıysa, sualtında ses aracılığıyla iletişim kuran, balina gibi deniz hayvanları.

  • Yeşil Enerji

    2. Yeşil Şehirler Zirvesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı himayelerinde, Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası katkılarıyla 11-12 Aralık 2014 tarihlerinde Bursa‘da Merinos Kültür Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecektir.

     

    2 gün sürecek Zirve’de Yeşil Şehirler, Şehirlerin itibarı, Yeşil Enerji, Yeşil Teknolojiler, Sürdürülebilirlik, Yeşil Dönüşüm, Yeşil Sorumluluk, Yeşil Ekonomi gibi çok sayıda oturum yer alacaktır. 2. Yeşil Şehirler Zirvesin’de yurt içi ve yurt dışından çok sayıda akademisyen, kamu görevlisi ve sektör yöneticisi konuşmacı olarak yer alacaktır.

     

    İş dünyası, akademisyenler ve kamu yöneticileri arasında daha yaşanabilir şehirler oluşturmaya yönelik politikaların geliştirilmesi, sistemlerin kurulması, çevreye duyarlı malzemelerin üretilmesi ve yeni iş alanları oluşturulması için gerekli olan bilgi ve tecrübe paylaşımının sağlanmasını hedeflenmiştir.

     

    Enerji verimliliği ve yeşil teknoloji fırsatlarının da irdeleneceği Yeşil Şehirler Zirvesi’nde şehrin unsurları olan binalar, ulaşım, enerji, atık, kamusal hizmetler, sağlık ve güvenlik gibi konulara da yer verilecektir.

     

    Geleceğin yaşanabilir, yüksek standartlarda, sürdürülebilir ve itibarlı şehir modelleri üzerinde bir tartışma platformu oluşturularak, Türkiye’deki şehircilik anlayışına farklı bir bakış açısı kazandırmak ve şehirlerin dünyadaki marka şehirler arasında yer alarak itibarlı şehirler olmasını sağlamak zirvenin ana hedefleri arasında yer almıştır.

Sayfa 30 Toplam: 60« First...102029303132405060...Son Sayfa »

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.