Atıksu Arıtma Tesisi Tanım ...

Evsel Atıksu: Ev işlerinde veya herhangi bir işlemde kullanıldıktan ya da üretildikten sonra kanalizasyon ...

Yaşlı Ağaçlar Daha Fazla K...

Uluslararası bir araştırma grubunun yürüttüğü çalışmada 403 farklı türde 600.000’den fazla ağaca ait sonuçlar ...

  • Çevresinde ağaçlar olan bir yerde yaşamak sağlığınızı olumlu yönde etkiler mi? Chicago Üniversitesi’nden araştırmacılar bu sorunun cevabını aradıkları çalışmada daha fazla ağaç olan bölgelerde yaşayan kişilerin daha sağlıklı olduğunu, kalp hastalıkları ve diyabet gibi sorunları daha az yaşadığını yani ağaçların sağlık üzerine olumlu etkisi olduğunu tespit etti.

     

    Yeşil alanların sağlık için yararlı olduğuna dair çalışmalar daha önceden de yapılmıştı. Ancak araştırmacılar sağlık için örneğin bir caddede kaç ağaç olması gerektiğini araştırmaya karar verdi. Çalışmaya Toronto’da yaşayan 31.000 yetişkinin sağlık kayıtlarını toplayarak başladılar. Bu kayıtlar kişilerin kalp hastalığı ve metabolik hastalıkları olup olmadığı, gelir ve eğitim düzeyleri gibi bilgilerle beraber sağlık durumlarıyla ilgili kendi düşüncelerini içeriyordu. Scientific Reports’da yayımlanan çalışmaya göre bir sokakta 10 ya da daha fazla ağaç olmasının o bölgede yaşayan kişilerin sağlığı üzerinde olumlu etkileri var.

     

    Bu kişilerde kalp hastalığı ve metabolik hastalık görülme oranı da düşük. Araştırmacılar çalışmada incelemeye alınan kişilerin Kanada’nın genel sağlık hizmetlerinden yararlanan kişiler olmasına dikkat etti. Yani bulundukları sosyoekonomik düzeye göre farklı sağlık hizmetlerinden yararlananlar çalışmaya dahil edilmedi. 3200 mahallede yaşayan kişiler çalışmada yer aldı. Her mahalledeki ağaçları saymak için araştırmacılar Toronto’nun uydu görüntüleri ile Toronto’daki yarım milyondan fazla ağaçla ilgili verileri birleştirdi. Ancak ilgilenilen ağaçlar parklardakiler değil yol kenarındaki ve kişilerin günlük hayatlarında her gün gördükleri ağaçlardı.

     

    Her mahallede fazladan 10 ağaç olması orada yaşayanları yıllık gelirlerinin 10.000 dolar artmış kadar iyi hissettiriyor. Aynı şekilde ağaçların varlığı o bölgedeki insanları yedi yaş daha genç hissettiriyor.

     

    Araştırmanın yürütücüsü Omid Kardan bu çalışmanın, ağaçların sağlık üzerine ne şekilde olumlu bir etkisi olduğunu tam olarak açıklamıyor olsa da her ikisi arasında bir ilişki olduğunu gösterdiğini söylüyor. Ağaçların hava kirliliğini, stresi azalttığını ve daha çok fiziksel egzersiz yapma isteği uyandırdığını belirten Kardan bunların kişileri daha sağlıklı kıldığını ve daha iyi hissettirdiğini söylüyor.

  • Bir enerji kaynağı olan güneş panelinin üzerinde güneş enerjisini soğurmaya yarayan birçok güneş hücresi bulunur. 6-30 panellik yani yaklaşık 100 wattlık bir sistem, bir evin tüm elektrik ihtiyacını karşılayabilir. Bir güneş hücresinin performansı yani aldığı enerjinin yüzde kaçını kullanılabilir elektriğe dönüştürdüğü ise verimi ile ölçülür. Paneller mevsimlere bağlı olarak farklı açılarla Güneş’e doğru yönlendirilerek her mevsimde azami verim alınması sağlanır. Günümüzde endüstri uygulamaları veya elektrik santralleri için binlerce güneş panelinin olduğu büyük sistemler bazı ülkelerde yaygın olarak kullanılıyor.

     

    İşte Amerikalı ünlü film yönetmeni, NASA danışmanı ve derin deniz kâşifi James Cameron’da güneş enerjisi panellerini hayatında etkin bir şekilde kullananlardan. James Cameron’ın California, Santa Barbara’daki evinde 50 kilowattlık güneş paneli olduğu ve film setlerinde de güneş enerjisi kullandığı biliniyor.

     

    Ünlü yönetmen şimdilerde Ayçiçeği bitkisinden esinlenerek tasarladığı yeni bir güneş paneli için patent alma hazırlığı içinde. Ayçiçeği bitkisinden esinlenerek tasarladığı güneş paneli hem estetiği hem de performansıyla dikkat çekiyor. Bildiğiniz gibi ayçiçekleri sürekli Güneş’e doğru döner, bu nedenle bu bitkilere günebakan da denir.

     

    Ayçiçeğine benzeyen güneş panellerinin gövdesinin boyu 10 metre civarında. Çiçek şeklindeki sistemin ortasında 10 tane ana panel, etrafında da tıpkı çiçeğin taç yaprakları gibi 14 panel var. Günebakan güneş panelleri Güneş’in gökyüzündeki konumunu sürekli takip ederek güneş enerjisini en verimli şekilde soğuruyor.

     

    Tasarlanan paneller geçtiğimiz ay Malibu’da bir okulun bahçesine kurulmuş. Sistemin bir günde yaklaşık 260 kilowatt enerji ürettiği ve okulun enerji ihtiyacının %75-90’lık kısmının güneş enerjisiyle karşılandığı bildiriliyor. Günebakan Güneş Panelleri yerden bir hayli yüksek olduğu için yer kaplamıyor, üstelik iyi birer gölgelik vazifesi de görüyor.

  • Bir kimya laboratuvarını düşündüğünüzde dünyanın en tehlikeli yerlerinden biri gelmelidir aklınıza. Korku filmlerinde olduğu gibi her an her yerden çıkabilecek sağlık tehditleri içerir. Bir kez sayısız kimyevi madde bulunur laboratuvarlarda ve birçoğu “tehlikeli madde tanımlarında baş sıralarda yer alır. Alkoller kolay alevlenir madde sınıfındayken asit ve bazlar aşındırıcı maddeler arasında yer alır. Metalik sodyum ile çalışıyorsanız patlamadan korunma için özel önlemler almanız gerekir. En büyük düşmanınız ise hayat kaynağı sudur. Yani belirli şartlarda altında en ölümcül şey olabilir su bile.

     

    Bu noktada toksikolojinin öncülerinden Paraselsus’un sözü akla geliyor “Tüm maddeler zehirdir, ilacı zehirden ayıran dozudur.” Özetle bir laboratuvarda çalışıyorsak çok sayıda ve çeşitte tehlikeli tanımına giren madde ile ve ayrıca elektrik, mekanik çevresel birçok riskle muhatap oluyoruz demektir. Yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli olan hava, su ve besinlerin fazlasının ya da eksikliğinin ölümcül olabileceği gerçeğini de göz önüne aldığımızda “laboratuvarlarımızı nasıl daha güvenli hale getirebiliriz?” İşte birkaç ana başlık:

     

    Çeker ocak: Kullandığımız laboratuvar kimyasallarının buhar ve tozlarından etkilenmemizi azaltacak temel ihtiyaçların başında yer alır. Oda sıcaklığında her maddenin belirli bir buhar basıncı vardır. Ancak özellikle solunum yolu ile vücuda girebilen ve kalıcı hasarlar bırakma eğilimi olan maddelerin mutlaka çeker ocak altında kullanılması gerekir. Hele bir de ısıl işlem yapacaksak.

    • Bir çeker ocağın amacına uygun çalışması için havadan hafif buharların uzaklaştırılması için üst kısımda tek bir emiş borusu bulunması yeterli değildir. Havadan ağır buharların da ortamdan uzaklaşmasını sağlamak için ocağın zeminine yakın yerden emiş yapan bir düzeneğe de sahip olması gerekir.
    • Çeker ocağın emiş fanı gürültü düzeyi 80 DB’ i aşmamalıdır. Solunum yolumuzu korurken işitme kaybına uğramayı istemeyiz.
    • Çeker ocakların emiş fanları belirli dönemlerde kirlenmeler nedeniyle çekiş kabiliyetlerini yitirirler. En az senede bir kez emiş debisi ölçümü yaptırılarak azalma varsa temizlik yapılması gerekir. Filtre kullanımı fan ve boru sistemlerinin ömrünü uzatacaktır. Ayrıca içeriden alınan zehirli gazların atmosfere atılmasını da engelleyecektir. Bir laboratuvardan çıkan gaz atmosferde ne yapar demeyin. Hangi maddelerle çalıştığınıza ve hangi miktarlarda ve sıklıkta kullanıldığına bağlı olarak bir şehri etkileyecek düzeylerde gaz ve buhar atılabilir dışarıya. Türkiye’de her ne kadar yasal sınırlamalar laboratuvar emisyonları için bulunmasa da AB ülkeleri ve ABD sınırlarındaki laboratuvarlar için de emisyon sınır değerleri bulunmaktadır.
    • Çeker ocakların cam kapağı temiz ve tam kapanabilir özelliğini daima korur özellikte olmalı ve yukarıdan aşağıya doğru kapanır özellikte olmalıdır. Gaz ve buharlarla çalışmayı esas alan çalışmalar için imal edilmiş olan bu sistemler kapakların açma kapama mekanizmaları çabuk bozuluyor düşüncesiyle yatay açılır şekilde tercih edilebilmektedir. Ancak yatay konumda açılan bir kapak çalışma sırasında çalışanın buhar ve gazları solumasına neden olacaktır. Emiş sistemi ne kadar güçlü olursa olsun solunum yolumuza partiküllerin ulaşmasını engelleme amacıyla el girecek kadar bir açıklıktan çalışarak cam arkasından gözlem yapmak daha güvenli olmaz mı?

    Genel havalandırma ve iklimlendirme sistemi: Özellikle çabuk buharlaşabilen sıvılarla çalışma yapılan laboratuvarlarda genel havalandırma sisteminin olması ve sıcaklığın da yaz kış 20˚C düzeyinde tutulması büyük önem taşımaktadır. Bu sayede hem termal konfor sağlanmış olacak hem de buharlaşmadan dolayı maruziyetler belirli bir seviyenin altında tutulabilecektir.

     

    Aydınlatma: En iyi aydınlatma işin gerektirdiği düzeyde aydınlatmadır. Gözü yormayacak kadar yoğun kamaştırmayacak kadar loş olmalıdır. Yüksek hassasiyet gerektiren ve optik okumalar yapılması gereken ışık şiddeti ile laboratuvar içerisinde genel aydınlatmanın ışık şiddetinin aynı olması beklenemez.

     

    Elektrik: Elektrik hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Artık neredeyse elektriksiz nefes alamaz hale geldik diyebiliriz. 50 V üzeri AC elektrik akımının ölümle sonuçlanabileceği gerçeği gözönüne alarak bir laboratuvarın elektrik yükünü hesapladığınızda bubi tuzaklarının arasında olduğunu düşünmemek işten değildir. Şehir voltajı olarak adlandırılan 220 V rutin cihazların çalıştırılması için yeterlidir. Ancak bazı cihazlar vardır ki yüksek güç gerektirdikleri için 3 faz 380 V enerjiye ihtiyaç duyarlar. Her ne kadar 1000 V üzeri yüksek gerilim olarak adlandırılsa da 220 ve 380 V ile çalışmalar da ölümcül olabilmektedir. Özellikle ıslak analiz yapılan laboratuvarlarda kaçak akım röle kontrolleri bir yıl geçmeden tekrarlanmalıdır. Topraklama dirençleri de yine belirli periyotlarla ölçülerek kaçak akımın nötralize edilebileceği garanti altına alınmalıdır.

     

    Zemin güvenliği: Hem tertip düzen kurulması ile ayak takılmasına neden olacak malzemelerin yürüme yollarında bulunmaması sağlanmalı hem de zeminin kimyasallardan veya mekanik etkiler nedeniyle deforme olması engellenmelidir. Engellenememiş ve yüzey deformasyonu meydana gelmiş ise bu bölgelerde tadilat yapılarak takılma, sıvı birikmesi sonucu kayma gibi kazaların önüne geçilmesi gerekmektedir. Yine tezgahların zemini de analizler sonrasında kolay temizlenebilir nitelikte olmalıdır. Derz boşlukları bulunan tezgahlarda hem analiz sonuçları hem de çalışanın sağlığı tehdit altındadır. Bu nedenle yekpare malzemeden yapılan tezgahlar tercih edilmeli analiz öncesi ve sonrası zemin temizliği yapılmalıdır.

     

    Cam malzemeler: Birçok kimyasal şişesi içerdiği kimyasalın özelliği gereği camdan imal edilmiştir. Ayrıca laboratuvar ortamında kullanılan birçok gereç yine camdır. Analiz sırasında kullanılırken ya da sonrasında yıkanırken kırılma riski her zaman söz konusu olan cam malzemelerin laboratuvar tipi eldivenleri geçerek deri bütünlüğünü bozması işten bile değildir. Damar kesilmelerine kadar ciddi sonuçlar doğuran bu durumlara karşı alınabilecek önlemler kişisel dikkatin arttırılmasına yöneliktir çoğu zaman. Laboratuvar tipi bulaşık makineleri hem kimyasal ile yıkama sırasında da muhatap olmayı engellerken aynı zamanda cam kırılması olasılıklarını düşürmek konusunda katkı sağlamaktadır. Elbette laboratuvar büyüklüğü ve gün içerisinde yıkama ihtiyacı duyulan cam malzeme sayısı bu kararı verme yönünde belirleyici bir faktördür.

     

    Tüm bunları yapınca güvenli bir laboratuvarınız olacak mı? Bunları ve devamını yapmanız gerekli. Ne yazık ki tek bir faktöre bağlı değil güvenle eve dönmemiz.

  • İhtisas fuarı organizatörlerinden ITE Group Plc’nin Türkiye Ofisi E Uluslararası Fuar (EUF) Tanıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından 11 No’lu salonda 1-3 Eylül 2016 tarihleri arasında Yeşilköy İstanbul Fuar Merkezi’nde toplam 10.000 m² kapalı alanda, 150’ye yakın firmaya organize edilecek olan IWE Istanbul Su ve Atıksu Arıtma Teknolojileri Fuarı ve Konferansı, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İller Bankası A.Ş., Türkiye Belediyeler Birliği desteğiyle su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde kullanılması, su tasarrufunun sağlanması, atıksuların arıtımı ve geri dönüşümü ile ilgili son teknolojileri ve gelişmeleri aynı platformda bir araya getirecek.

     

    Doğadaki tüm kaynaklar gibi su da dünyadaki rezervlerinin hızlıca tükendiği yaşamsal bir kaynak. Sanayileşme, plansız şehirleşme, hızlı nüfus artışı, evsel ve endüstriyel su tüketiminin artması, sera gazlarındaki artış, küresel ısınma, iklim değişikliği ve çevre kirliliği gibi nedenlerle dünyadaki içilebilir su kaynakları giderek azalmaktadır. Yenilenebilir su kaynaklarının hızla azalması, evsel ve endüstriyel su tüketiminin çok daha etkin yapılmasını gerektirmektedir.

     

    Türkiye’de su ve atıksu teknolojileri konusuna odaklanmış ilk ve tek sektörel etkinlik olan IWE Istanbul Su ve Atıksu Arıtma Teknolojileri Fuarı ve Konferansı, tüm sektör profesyonellerinin bir araya geleceği, sektörün ihtiyaçları, sorunları ve çözüm önerilerinin tek bir çatı altında sunulacağı önemli bir buluşma platformu olacak.

     

    Yenilenebilir su kaynaklarının hızla azalması, etkin su tüketimi, sürdürülebilir su ve atık su yönetimi, atık su arıtımı ve suyun yeniden kullanımı için gerekli olan tüm altyapı ve teknolojilerin yer alacağı fuarda, suyun çıkarılması, arıtılması, atık suların arıtılması, suyun depolanması, taşınması ve dağıtımı, tüm bu prosesin kontrolü ve otomasyonu için gerekli olan teknoloji, sistem ve ekipmanlarda bulunacak.

     

    Su ve Atıksu Arıtma Teknolojileri Fuarı ve Konferansında Sizi Neler Bekliyor?

     

    • 50 milyar dolarlık Türkiye yatırım pazarının yanı sıra Bölge ülkelerindeki dev pazara ürün ve hizmetlerinizi tanıtmak için benzersiz bir imkan
    • Hükümet, Belediyeler ve Düzenleyici Kurulların yetkilileri ile doğrudan temas imkanı
    • Özel sektörde sanayici, yatırımcı ve aracı şirketlerle en kapsamlı buluşma platformu
    • Dağıtım kanallarınızı oluşturmak ve güçlendirmek için yeni seçenekler
    • Sektördeki rakiplerinizi ve diğer oyuncuları yakından izleme olanağı
    • Yeni ürün ve hizmetlerinizi lanse etmek için en uygun ortam
    • Akademisyenler, Kamu ve Özel sektör temsilcilerinin katıldığı konferans programında sektör gündemi ile ilgili son gelişmelerden haberdar olma imkanı
  • MİM Çevre Mühendislik İş İlanı Tanımı: Firmamız bünyesinde istihdam edilmek üzere, “Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği” kapsamında Çevre Görevlisi işlemlerinin yürütülmesi ve “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği” kapsamında ÇED Raporları ve Proje Tanıtım Dosyası hazırlanması işleri için Çevre Mühendisi alınacaktır.

     

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan alınan “Danışmanlık Yeterlik Belgesi” ve “ÇED Yeterlik Belgesi” ile Bursa’da kurulan şirket, ÇED Raporları, Çevre Görevlisi, Çevre İzni ve Lisansı, Atık Yönetimi ve Yönetim Sistem Danışmanlığı’nın yanı sıra Maden İzni ve Ruhsatları ile İş Sağlığı ve Güvenliği konularında da eğitim, danışmanlık ve mühendislik hizmetleri vermektedir.

     

    Çevre Mühendisi İş İlanı İçin Aranan Nitelikler:

    • Üniversitelerin Çevre Mühendisliği bölümlerinden mezun
    • Çevre görevli belgesine sahip
    • Bursa’da ikamet eden/edebilecek
    • Mesleği ile ilgili en az 2 yıl tecrübeli
    • Çevre Mevzuatına ve uygulamalarına hakim
    • Diksiyonu düzgün, İletişim ve problem çözme becerisi yüksek, analitik düşünebilen
    • MS Office, Autocad programlarına ve bilgisayar kullanımına iyi derecede hakim
    • Takım çalışmasına yatkın
    • e-ÇED ve e-İzin sistemine hakim
    • Aktif araç kullanabilen ve seyahat engeli olmayan
    • Bay adaylar için askerlik hizmetini tamamlamış

    MİM Çevre İletişim Bilgileri:
    Firma/Kurum Ünvanı: MİM ÇEVRE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ DANIŞMANLIK VE MÜHENDİSLİK LTD. ŞTİ.
    Tel: 0(224) 452 52 54
    Faks: 0(224) 452 52 91
    E-posta: mimcevreu@mimcevre.com
    Adres: Konak Mahallesi Basın Sokak No:35/1 16110 Nilüfer-BURSA

  • Hızlı nüfus artışı ve yaşam şeklindeki değişikliğin beraberinde getirdiği enerji ihtiyacındaki artış ve endüstri devrimiyle birlikte kentlerin büyümesi, fosil yakıtların, araç kullanımının artması, hızlı endüstrileşme ve buna karşılık planlama ve çevresel düzenlemelerdeki yetersizlikler sonucu gittikçe artan hava kirliliği dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de ciddi düzeyde sağlık ve çevre sorunlarına yol açmıştır.

     

    Partiküler madde (PM) üzerine yapılan çalışmalara önem verilmesinin temel sebebi bu kirleticinin insan sağlığı ve iklim değişikliği üzerine etkilerinin fark edilmesidir.

     

    Partiküler madde (PM); organik ve inorganik maddelerin kompleks karışımını temsil eden, havada katı, sıvı yada her iki halde de askıda kalabilen partikül karışımlarından oluşan bir hava kirleticisi olarak tanımlanmaktadır.

     

    Bu partiküller büyüklüklerine, bileşimlerine ve oluşum kaynaklarına göre farklılık gösterirler. Özellikleri, partikül büyüklüğü olarak adlandırılan aerodinamik çaplarına göre özetlenmektedir; akciğerlere ve üst hava yollarına ulaşabilen kaba partikül olarak tanımlanan ve aerodinamik çapları 10 μm’den daha küçük olan havada asılı partikül maddelere PM10 denir.

     

    TS EN 12341 uluslararası standardına göre PM10 ölçümü için numune alma süresi 24 saattir. Bununla birlikte daha düşük derişimler daha uzun numune alma süresi gerektirirken daha yüksek derişimler daha kısa numune alma sürelerini gerektirebilir.

     

    Numune alma cihazlarının davranışı rüzgar hızı, nem, sıcaklık ve basınç gibi bir çok faktörden etkilenmektedir. Ortam havasında mevcut partikül boyutlarının ve bileşimlerinin geniş aralıkta olması, PM10 miktarının belirlenmesi için geliştirilen cihazlarda çeşitliliğe yol açmıştır.

     

    Numune almak için düşük, yüksek veya çok yüksek örnekleme hacimli sistemler kullanılır.

    • Düşük hacimli sistemlerde PM10 örneklemesi için akış hızı 2,3 m3/saat
    • Yüksek hacimli sistemlerde akış hızı 68 m3/saat
    • Çok yüksek hacimli sistemlerde ise akış hızı 77,9 m3/saat olmalıdır.

    Ortam havasında PM10 Örneklemesi yapılacak yer seçilirken yerin makro çevre ölçeği (deney yerinin tipi) ve mikro çevre ölçeği (doğrudan istasyonu çevreleyen alan) bakımından bütünlüğüne gereken özen gösterilmelidir.

     

    PM10 numune alma cihazının girişi etrafındaki hava akışı balkonlar, ağaçlar, düşey yüzeyler veya duvarlar gibi engeller ile kısıtlanmamalıdır.

     

    PM10 numune alma cihazının girişi çevredeki diğer kaynaklardan taşınan baca dumanlarından sakınmak için lokal kaynaklardan uzakta konumlandırılmalıdır.

     

    Birden fazla numune alma cihazı varsa bütün numune alma cihazlarının girişleri zeminden 1,5-8 metre arasında ve aynı yükseklikte olmalıdır.

     

    PM10 numunesi örnekleme yerinin tipi belirlendikten sonra gerçek deney yerlerinin seçiminde, erişilebilirlik, saldırılara karşı güvenlik, dış hava şartlarına karşı korunma, elektrik ve telefon olmak üzere bir takım faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.

     

    PM10 Örnekleme İşlemi;

     

    PM10 numune alma cihazı, doğrudan bir filtre (kuvars fiber) taban malzemesi ve ayarlanmış akış cihazı ile bağlantılı bir PM10 numune girişinden meydana gelmektedir. Daha sonra filtre üzerine toplanan PM10 kütlesi gravimetrik olarak tayin edilir. Filtreler sahaya gitmeden önce tartım odasında 20oC, %50 bağıl neme şartlandırıldığı bir ortamda toz korumalı olacak şekilde 48 saat açık durumda bırakılır. Toz yüklü filtreler tartmadan önce yine aynı şartlara getirilerek tartım işlemi yapılır. Kullanılan terazinin hassasiyeti en az 10 µg olmalıdır. PM10 miktarı, gravimetrik olarak tayin edilen toz miktarının numune alma cihazının toplam örneklediği akışa bölünmesiyle bulunur.

     

    PM10 miktarı, farklı deney yerlerinde, farklı zamanlarda ve farklı iklim şartlarında elde edilmiş PM10 sonuçları ile güvenilir bir şekilde karşılaştırma yapabilmek için standart sıcaklık (273 K) ve basınç (101,3 KPa) şartlarında ifade edilmelidir.

     

    PM10 numunesi alma süresince ortalama akış hızı, başlangıçta ayarlanan akış hızının ±5’i içerisinde olmalıdır ve numune alma süresince tüm ani akış hızları başlangıçta ayarlanan akış hızının ±10’u içerisinde kalmalıdır.

     

    NOT: Çok yüksek hacimli sistemlerde toplam akış hızının değeri kritik olmadığı için ±20 sapmaya izin verilir.

  • Menkon Çevre Mühendisi İş İlanı: ÇED, Çevre Danışmanlığı, Su Arıtma ve Madencilik sektöründe faaliyet gösteren firmamıza aşağıdaki özellikleri taşıyan yeni mezun ve/veya tecrübeli Çevre Mühendisi alınacaktır.

     

    2002 yılında Dünyam Mühendislik olarak kurulan şirket, Mühendislik ve Madencilik Sektörlerinde çalışmalarına başlamıştır. 2008 yılı içerisinde şirket, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirme Yeterlik Belgesi almıştır. Bu sayede şirket, projeler için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve Proje Tanıtım Dosyası (PTD) hazırlamaktadır. Bu çalışmalar sonucunda ilgili proje için Bakanlıktan “ÇED olumlu” veya “ÇED gerekli değildir” görüşü alınmaktadır. 2011 yılında şirket yeni bir yapılanmaya gitmiştir. Kurumsallaşma kapsamında organizasyon yapısında değişiklik yapılarak şirket unvanı değiştirilmiştir.

     

    Farklı mühendislik dallarında tecrübeli, genç ve dinamik uzmanların katılımlarıyla desteklenmiş ve mühendislik hizmetlerine T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen Çevre danışmanlık yeterlik belgesini de almıştır. Bunun sonucu olarak şirket, “Çevre Danışmanlığı” hizmetleri de vermektedir. Şirketin önemli faaliyet alanlarından biri de “Su Arıtma Sistemleri”dir. Bu kapsamda yapılan çalışmalar: Evsel Su Arıtma Sistemleri ve Ekipmanları, Endüstriyel Su Arıtma Sistemleri ve Ekipmanları, Medikal Su Arıtma Sistemleri ve Ekipmanları, Teknik Servis Hizmetleri-Bakım-onarım işlemleridir.

     

    Şirket, bunun için gerekli olan keşif, ham su özelliklerini belirleme ve müşterilerin talepleri doğrultusunda istenilen su özelliklerine uygun çözüm sağlamaktadır. Şirket, bu konulardaki tecrübe ve bilgi birikimini kullanarak projeler için en uygun ve ekonomik proses seçimini müşterisine sunmaktadır. Bu kapsamda şirket tarafından gerekli olan teknik şartname hazırlama, montaj ve sonrasında teknik servis ekibiyle su sistemleri bakım onarım işlemleri yapılmakta ve sistemin sorunsuz çalışması garanti edilmektedir. Konularında uzman Çevre Mühendisleri, Maden Mühendisleri ve Jeoloji Mühendislerinden oluşan yedi kişilik mühendislik kadrosu ve su sistemleri teknik servis personelleri ile şirket, Çevre izin ve lisans kapsamında ÇEVRE DANIŞMANLIĞI, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve Proje Tanıtım Dosyası (PTD) hazırlama, İş sağlığı ve güvenliği uzmanları ile danışmanlık faaliyetleri (A sınıfı ve C sınıfı uzmanlar), Madencilik alanlarında danışmanlık ve Teknik Nezaretçilik Hizmetleri, Su arıtma sistemleri proje, uygulamaları, malzeme satışı ve Teknik Servis Hizmetleri, Konularında yapmış olduğu birçok projelerdeki faaliyetlerine ve hizmetlerine devam etmektedir.

     

    Çevre Mühendisi İş İlanı Aranan Nitelikler:

    • Üniversitelerin Çevre Mühendisliği bölümünden mezun
    • Çevre Görevlisi belgesine sahip yada olabilecek nitelikte
    • MS Office programları kullanımına iyi derecede hakim
    • Öğrenmeye istekli
    • Takım çalışmasına yatkın
    • Erkek adaylar için askerlik sorunu olmayan
    • Aktif olarak araç kullanabilen
    • Seyahat engeli olmayan
    • Çevre Görevlisi ve/veya Su Arıtma Sistemleri Konusunda çalışacak

    Menkon Mühendislik Madencilik İletişim Bilgileri:
    Firma/Kurum Ünvanı: Menkon Mühendislik Madencilik Müşavirlik Tic. Ltd. Şti.
    Tel: 0(312) 284 78 22
    Faks: 0(312) 284 07 53
    E-posta: bilgi@menkon.com.tr
    Adres: Çukurambar Mahallesi 1478. Cadde 24/3 Çankaya/ANKARA

  • Birçok teknik gelişme aslında doğadan kopyaladığımız tasarımlardır. Mesela Uzakdoğudaki lotus yaprağı toz tutmaz. Lotus yaprağı yüzeyinde çok ince pürüzler olduğu için fazla adezyon olmaz; toz su zerreciğine çok daha rahat yapışabildiği için yağmurla beraber gider. Nanoteknoloji bu gözlemden çıkmıştır. “Akıllı tekstil” dediğimiz yeni geliştirilen hammaddeler de, doğal olarak elde ettiğimiz ve üstünlükleri inkar edilemez pamuk lifinin veya yün lifinin taklitleridir.

     

    Dünyada 2020’de toplam elyaf tüketiminin 100 milyon tonun üzerinde olması bekleniyor. Bunun 30-35 milyon tonu pamuktur. Günümüzde polyester gibi bir malzeme varken, doğal tekstil malzemesi hâlâ toplam içinde yaklaşık üçte bir oranındaki payını koruyor ve korumaya devam edeceği düşünülüyor.

     

    Tekstil sanayimizin kökleri Osmanlı zamanına dayanır. Tekstilde hammaddenin varlığı çok önemlidir. Bugün Türkiye bir tekstil sanayine sahipse bunun birinci derecede sebebi, “ak altın” olarak da anılan pamuğun üreticisi olmasıdır. Türkiye’de yılda toplam 1 milyon ton pamuk üretiliyor ve bunun yarısı iç piyasada, yarısı dış piyasada satılıyor. GAP’ın gerçekleşmesiyle beraber üretimin 1.8 milyon ton olabileceği hesaplanıyor. 2009’da pamuk üretimi 300-350 bin tona düştü. Türkiye ABD’den 700 bin ton civarında pamuk ithal etti. Yani gelişmiş ülkeler söylendiği gibi tarımdan uzaklaşmamaktadır.

     

    Nitelikli, ince, fonksiyonel ürünlerin katma değeri de yüksek olur. Türkiye sahip olduğu insan alt yapısı, teknoloji, know-how (bir işletmenin, üretim yöntemleri ya da teknolojisinin, bir başka firmaya satılması veya kiralanması) ile katma değeri yüksek ürün imal edebilir ve bu sayede de rekabetini koruyabilir durumdadır. Türkiye’nin bir numaralı rakibi olarak ortaya çıkan Çin’e karşı avantajı buradan kaynaklanmaktadır.

     

    Organik pamuk

     

    Konvansiyonel pamukta hasada hazırlık için yüksek miktarda kimyasal gübre, toprağı ve ürünü her türlü zararlılara ve hastalıklara karşı korumak için kimyasal ilaç kullanılır. Pamuk üretimi kimya sanayinde %18 oranında iş imkanı yaratmıştır. Ama ilaç kullanımı biyolojik dengeyi bozar, giderek bağışıklık sistemini zayıflatır. Ürün hasadı ve işlenmesi sırasında kimyasal kalıntılardan etkilenilir. Boyarmaddeler, özellikle azoboyar maddeler ciddi bir sorundur. Pamuk üretiminde çalıştırılan çocuk işçiler daha da fazla zarar görür.

     

    Organik lifler, zehirli ve kalıcı tarım ilaçları, gübre, kanalizasyon çamuru, ışın veya genetik işlemler kullanılmadan, organik tarımın uygulanmasına ilişkin yönetmelik kurallarına göre yetiştirilen ve bağımsız bir akredite kuruluş tarafından onaylanmış liflerdir. Organik etiketi olan malzemeler organiktir. Organik tekstil dünyasında pamuk başta gelir. Organik pamukta toprak, doğal gübre, tavuk dışkısı, otlar ve benzeri malzemelerle zenginleştirilir; faydalı böcekler korunup hastalıklara karşı kullanılır. Organik pamuk üretilirken çalışanlar daha doğal ve sağlıklı bir ortamda bulunma imkanını yakalar.

     

    1980’li yılların sonunda daha çok STK’ların baskısıyla, pestisitlerin hatalı ve gereğinden fazla kullanılarak çevreye ve canlı türlerine zarar vermesini önlemek amacıyla organik pamuk üretimine başlayan Türkiye, dünyadaki en büyük organik pamuk üreticisi ülkeler arasında yer almaktadır. Altyapısı kaliteli üretim yapmaya müsaittir ve özellikle Avrupa’ya kısa sürede teslimat yapabilmesi büyük avantajdır. Zorunlu organik tekstil standartları olarak ABD Tarım Bakanlığının National Organic Program (NOP)’ı, Avrupa Birliğinin 2092/91 kriteri ve Japon zirai standartları bulunmaktadır. Gönüllülüğe dayalı standartlar Global Organic Textile Standards (GOTS) ve Organic Exchange (OE) Türkiye’de de yaygın olarak kullanılmaktadır. International Wool Textile Organisation (IWTO)’ın ortaya koyduğu Eco-wool gibi standartlar da var.

     

    Organik tekstil ürünü, çoğu zaman alışveriş merkezlerinde bir köşede, ikinci derecede yer almaktadır. Organik pamuğa talebin az olması maliyeti yükseltmektedir. Yüksek maliyet tekstile de yansır. Konvansiyonel pamuk -çok talep olduğu için- daha ucuza malolur. Maliyet bakımından haksız bir rekabet vardır. Kimyasal madde kullanmayan çiftçiler için sınırlı bir finansman desteği verilirken, konvansiyonel pamuk üreticilerine kolaylıkla kredi temin edilmektedir.

     

    İnsan sağlığı ve çevre konusunda bilinç artışı, üreticiler açısından da organik pazarın büyümesini beraberinde getirecek; tekstil sektöründeki rekabet, üreticileri kaliteli, çevreye duyarlı ve özel ürünler üretmeye sevk edecektir.

Sayfa 20 Toplam: 59« First...1019202122304050...Son Sayfa »

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.