• Endüstriyel tarım birçok gizli maliyet barındırır; bunları eninde sonunda tüketici sübvanse eder. Tarım uygulamalarının tabiatta ve canlılarda yarattığı çevresel sorunları temizleme maliyeti, bu gıdalarla beslenmekten kaynaklanabilecek sağlık sorunları gibi. Halbuki çevreyi kirletmeyecek şekilde üretim yapan organik çiftçi sübvanse edilmez.

     

    Ekolojik Üreticiler Derneği’nin amaçlarını kısaca tanımlar mısınız?
    Ekolojik Üreticiler Derneği’nin temel amacı küçük ve orta ölçekli organik sertifikalı ürün üreten üreticilerin sosyoekonomik çıkarlarını korumak ve geliştirmek, ekolojik tarımı yaygınlaştırmak ve mümkün olduğu kadar bunu köylü grupları, kooperatif veya dernek örgütlenmesiyle gerçekleştirmek, ekoloji bilincini toplumda geliştirip yaygınlaştırmak ve yerel tohumları korumaktır.

     

    Hangi sorunlar ve şartlar Ekolojik Üreticiler Derneği’nin oluşturulmasına yol açtı?
    Özellikle pazarlama, ortak nakliye, depolama ve küçük ve orta ölçekli çiftçilerin bağımsız olarak sertifikalanması konusundaki sorunlar ile tarımda şirketleşmeye gidişe direnemeyen ve bu yüzden ayakta kalamayacak olan küçük çiftçilerin varlığını korumak gerekliliği EÜD’nin oluşturulmasına yol açmıştır.

     

    Organik gıda üretiminin felsefesi nedir?
    Her şeyden önce insanlar, hayvanlar, bitkiler ve tüm canlıların doğal yaşamdan uzaklaştırılması ve gerçek olmayan gıdaların, muazzam kimyasalların ve GDO’ların yayılmasına karşı tüm kainatı korumaktır.

     

    Organik gıdalar tüketmenin çevre ve sağlığa faydaları nelerdir?
    Bilim adamları bu konuda birçok açıklama yapmış bulunuyor. Kısaca,

    • Gıdalarda bulunması gereken besin öğelerini tam olarak almak
    • Canlıların bünyelerine zararlı maddelerin girmesini engellemek
    • Toprağı ve suyu korumak, hayvan ve bitkilerin doğal yaşamlarını sürdürebilmesi

    Birçok kişi pahalı olduğunu düşünerek organik gıda satın almıyor. Konvansiyonel yöntemlerle üretilmiş gıdalarda gizli maliyetler yok mu?
    Kuşkusuz endüstriyel tarım çok büyük çapta ürettiği için daha ucuza in sanlara ulaşıyor. Ancak bu, tarım sisteminin ve ticaretinin örgütlenmesinden kaynaklanıyor. Ekolojik gıdalar da daha ucuza ulaşabilir ama bunun bir sistem haline gelmesi gerekir. Gıdanın üretiminde en büyük maliyet sulama ve nakliyeden dolayı fosil yakıt (enerji) ve çiftçinin her yıl tohum satın almak zorunda bırakılmasıdır. Endüstriyel tarım ayrıca birçok gizli maliyet barındırır. Bu maliyetler üretim sisteminin dışında kalır. Tüketici alışverişine yansımayan bu maliyetler eninde sonunda tüketicinin cebinden çıkıyor. Tarım uygulamalarının tabiatta ve canlılarda yarattığı çevresel sorunları temizleme maliyeti, bu gıdalarla beslenmekten kaynaklanabilecek sağlık sorunları gibi. Örneğin endüstriyel tarımın kullandığı pestisitlerle kirlenen suyun temizleme maliyetini suyu kullananlar ödüyor, yani tüketici endüstriyel tarımı son tahlilde sübvanse etmiş oluyor. Halbuki çevreyi kirletmeyecek şekilde üretim yapan organik çiftçi sübvanse edilmez.

     

    Yerel veya organik? Hangisi insanlar ve dünya için daha iyi?
    Her ikisi de iyi ama hem yerel hem de organik olması iki kat daha iyidir. Ancak şu an dünyada toplumlar çok büyük kentler, megapollere göre örgütlendiği için gıdanın üretildiği yer ile tüketildiği yer arasında büyük uçurumlar oluşmaktadır. Bunun için toplumun ekolojik değerlere göre yeniden örgütlenmesi gerekmektedir. Bunun basit ve somut anlamı, kent kır nüfusu arasında eşitliği savunmak ve nüfusun coğrafyaya yayılmasıdır.

     

    İstanbul’da organik üretilmiş yiyeceklere nerelerden ulaşılabilir?
    Organik pazarlar en önemli alışveriş alanlarıdır. Tüketici üretici ile yüzyüze temas edebilir, gıdaya ait öğrenmek istediği soruları sorabilir, bilgi edinebilir ve böylece korumamız gereken pazar kültürüne sahip olabiliriz. İstanbul’da her cumartesi Topkapı Merkezefendi camii önünde Zeytinburnu Belediyesi, Merkezefendi Geleneksel Tıp Derneği ve Ekolojik Üreticiler Derneğinin işbirliğiyle Zeytinburnu Organik Halk Pazarı kurulmaktadır. Bunun dışında, çarşamba Kadıköy, pazar Maltepe’de derneğimizin kurduğu; çarşamba Beylikdüzü, cuma Bakırköy (AVM), cumartesi Şişli, pazar Kartal’da Buğday Derneği’nin kurduğu organik pazarlar var. Pazarlar dışında, marketlerin organik reyonları ve bazı küçük dükkanlardan da alışveriş yapılabilir. Ancak biz dernek olarak pazarlardan alışveriş edilmesini öneriyoruz.

     

    Organik sınıflandırması ülkeden ülkeye değişiyor mu? İnsanlar aldıkları yiyeceğin gerçekten organik olduğuna nasıl inanabilirler?
    Sınıflandırma farkı değil ama bazı standart farkları olabiliyor. Ancak bu farklar organik ürünün niteliğini değiştirmiyor. İnsanlar ürünün sertifikasını görerek veya organik pazardan alışveriş ederlerse emin olabilirler. Çünkü organik pazarlar belediyeler ile işbirliği içinde çok sıkı bir şekilde denetlenmektedir.

     

    Organik üretim dünyayı besleyebilir mi?
    Evet besleyebilir; eğer bütün gıda sistemi buna göre organize edilirse. Sorun gıdanın üretim yetersizliğinden çok dağılımın ve gıdaya erişimin adaletsizliği ile ilgilidir.

     

    “Yemek yemek aynı zamanda politik bir eylemdir” diyen gazeteci ve yazar Michael Pollan tüketicinin cehaletinin endüstriyel tarım sisteminin devamı için şart olduğunu söylüyor. Ne dersiniz?
    Doğru söylüyor. Ama insanlar muazzam dezenformasyon ve yanlış yönlendirme ile karşı karşıya. O yüzden doğrudan insanları suçlamamak gerekir. Gerçek gıda bilincinin sağlanması için sivil toplum örgütleri, aydınlar ve bilim adamları çalışmalıdır.

     

    ABD Başkanı Obama’da artık endüstriyel tarımın ucuz petrole dayandığını kabul ediyor ve eşi Beyaz Ev’de organik bahçecilik yapıyor. Kişi kendi organik sebze meyve bahçesini kurmak isterse nereden başlayabilir?
    Öncelikle bahçesindeki toprağı tahlil ettirerek kimyasal açıdan kirli olup olmadığını anlamalı, sorun varsa temizlenmesini sağlamalıdır. Yeşil gübre veya hayvan gübresi ile beslemekle işe başlamalıdır. Mevsimine göre organik fide edinerek dikmeli ve bahçesine iyi bakmalıdır. Tabii, bütün ilaç veya gübre ihtiyacını organik veya doğal, geleneksel karışımlardan karşılamalıdır.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.
Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:Esas Çevre İş İlanı
Sonraki Yazı:Bulanıklık Analizi

Benzer Yazılar

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.