• Toplu taşıma alternatifine rağmen fosil yakıt tüketerek otomobil kullanmayı tercih eden kişi, küresel ısınmada kendi payını düşünmek istemez; buzdağlarının hızla eridiğini, yağışların ve su rezervlerinin azaldığını ispatlayan resimler, videolar ve sayısal değerler, riski anlaşılır kılmıştır.

     

    Trafik kazalarının ve küresel ısınmanın sebep­lerinin aynı olduğunu söylemek çok iddialı olmaz. Bu sebepler üç kategoride ele alınabilir: ülkemizde yıllardır karayolu ağırlıklı ulaşım politikalarının izlenmesi, buna bağlı olarak ortaya çıkan otomobil merkezli ulaşım sistemleri ve bu koşullara uyum sağlayan insan davranışları.

     

    9. Ulusal Kalkınma Planında, ülkemizde taşıma türleri açısından dengesiz ve verimsiz bir ulaşım sisteminin varolduğu; yurtiçi yük taşımacılığında karayolu payının % 90 seviyesine ulaştığı, demiryolu payının % 4.7 olduğu, denizyolu payının % 2.8 olduğu belirtilmiştir. Oto­mobil merkezli ulaşım sistemleri, özellikle kent içi ulaşımda yürüme, bisiklet kullanma ve toplu taşı­ma imkânlarını zayıflatmakta, hem can güvenliği hem de çevre açısından tehdit oluşturmaktadır. Trafik İstatistik Yıllığı verilerine göre, Türkiye’de otomobillerin bütün motorlu taşıtlara oranı 1973 yılında % 34.8 iken, 2002 yılında % 53.7 olmuş­tur. İstanbul’da trafiğe çıkan motorlu taşıtların % 88.1’i hususi, % 11.5’i ticari, % 0.4’ü resmi araçtır. İstanbul’da otomobillerin hususi amaçlı kullanım oranı ise % 98.5’tir.

     

    Trafik kazalarının % 54’üne otomobiller karışmaktadır. Otomobilli kazaların % 40.76’sı yerleşim yerlerinde, % 13.41’i yerleşim yerleri dışında ger­çekleşmektedir. Bu oranlar, otomobillerin trafik kazalarında belirleyici olduğunu göstermektedir. Buradan hareketle, otomobilleşmenin artmasıyla trafikte insan hayatı için risklerin de arttığını söylemek mümkündür.

     

    Bugün dünyadaki petrol tüketiminin % 48’i ulaşım sektöründen, sera etkisi yaratan karbondioksit salımının en az % 28’i ulaşım araçlarından, bunun % 84’ü karayolu ulaşımından kaynaklanmaktadır. Bu oranlar, ulaşım sektörünün çevre üzerinde cid­di bir tehdit oluşturduğunu ortaya koymaktadır.

     

    Payımıza düşen sorumluluğu düşünmek

    Ulaşım sistemlerinin otomobil mer­kezli olmasında, otomobilin ülkenin ekonomik gücünün göstergesi olarak kabul edilmesi kadar, hayat tarzının, kimliğin ve kişisel gücün göstergesi ola­rak da algılanması yatmaktadır. Trafik güvenliği ve çevre koruma konularına önem atfedilmeyen ülkemizde, açık, tutarlı ve kişisel tercihlere imkân vermeyen toplumsal kurallar bulmak zor­dur. Otomobil kullanıp kullanmama, trafik kurallarına uyup uymama gibi davranışlarımızın ortak paydası, kişisel tercihlere bırakılmış olmasıdır. Çocuk­luğumuzun, trafik güvenliği ve çevre koruma konularında olumlu örnek davranışlar açısından zayıf bir ortamda geçmesi, olumlu tutumların oluşmasını zorlaştırmaktadır.

     

    Henüz gerçekleşmeyen, ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen ve sonuçları belirsiz olan durumlar için tavır almak soyut düşünme becerisi gerektirir. Za­man kaybetmek istemediği için kırmızı ışıkta geçen sürücü açısından “zaman kazancı” hemen ortaya çıkan kesin bir sonuçken, polisin kırmızı ışık ihlalini belirlemesi ve ceza kesmesi geç ortaya çıkan bir sonuçtur. Toplu taşıma alter­natifine rağmen fosil yakıt tüketerek otomobil kullanmayı tercih eden kişi, trafik tıkanıklığında ve küresel ısınmada kendi payını düşünmek istemez, in­sanlar küresel ısınmanın etkilerini, yaşadığımız zaman ve mekânda -şimdi ve burada- somut olarak gözleyene kadar konuya duyarlılık kazanmamıştır. Son yıllarda, buzdağlarının hızla eridiğini, kutup ayılarının öldüğünü, yağışların ve su rezervlerinin azaldığını ispatla­yan resimler, videolar ve sayısal değer­ler yayımlandıkça “risk” herkes için an­laşılır hale gelmiştir.

     

    Belediyelerin, yürümeyi, bisiklet kullanmayı ve toplu taşıma araçlarını tercih eden kent sakinleri için, otomo­bile alternatif, güvenli, konforlu ve te­miz ulaşım imkânları sunması şarttır. Otomobil sahibi olan veya olmak is­teyen kent sakinlerinin ise yürümeyi, bisiklet kullanmayı ve toplu taşıma imkânlarından faydalanmayı sağlık­lı ve çevreye dost alternatifler olarak görmeye başlaması gerekmektedir.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.
Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:Bitkisel Lifler
Sonraki Yazı:Yeryüzünün Çevre Kabusu

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.