• Yeryüzünde 4 milyar yılı aşkın bir tarihi olan canlı yaşamın, son 450 – 500 milyon yılda değişik zamanlarda kitlesel yok oluşla karşı karşıya kaldığı anlaşılmaktadır. Bu yok oluşların en büyük nedeni küresel iklim değişikliğidir. Fosillerinden tanıdığımız ağaç eğreltiler, trilobitler, dinozorlar gibi birçok canlı türü, değişen iklim koşullarına ve ekolojik şartlara uyum gösteremeyerek yok olmuştur.
     
    İklim değişikliğinin yol açtığı, günümüze kadar süregelen biyolojik çeşitliliği de şekillendiren beş kitlesel yok oluşun ilki, 450 milyon yıl önce kara bitkilerinin ortaya çıkması ardından başlayan ve 100 milyon yıl sonraki Cambrian patlamasına kadar devam eden yok oluştur. Deniz altındaki hayvan yaşamını etkilemiştir.
     
    İkinci büyük kitlesel yok oluş 350 milyon yıl önce olup, ağaçların kömür formuna dönüşmesine neden olmuştur. Üçüncü ve dördüncü büyük kitlesel yok oluşlar, 200-250 milyon yıl önce Trias döneminde meydana gelmiştir. Beşinci büyük kitlesel yok oluş ise, büyük bir ihtimalle meteor çarpması sonucu, 65 milyon yıl önce olmuştur ve Kratase döneminin sonuna denk gelmektedir. Sürüngenlerin baskınlığı son bulmuş, bu durum memelilerin yeryüzüne hakim olmasını sağlamıştır.
     
    Yeni, yani altıncı kitlesel yok oluşu yeryüzü yaşayabilir mi? Ne zaman? Günümüzde yeryüzünde her yıl 17 bin ile 100 bin arasında canlı türü yok olmaktadır. Buna göre, şu anda yeryüzünde olan canlıların yaklaşık yarısı gelecek yüzyılı çıkaramayacak. Asıl sebep bir göktaşı düşmesi değil, küresel ve insanların yarattığı ısınma olacak. İnsanlığın hızla artan enerji ihtiyacı, nüfus artışı, doğal kaynakların hızla yok olması yaşam dengesini bozacak.
     
    Küresel ısınmanın öncelikle, karaların %20’sini oluşturan altı önemli biyolojik çeşitlilik merkezini etkileyeceği düşünülmektedir. Brezilya, Meksika ve Avustralya’nın düzlük alanları daha fazla zarar görecek, yüksek kesimlerin soğumaya başlamasından dolayı Avrupa, Avustralya, Orta ve Güney Amerika ile Güney Afrika’nın dağlık kesimleri daha az zarar görecektir.
     
    Buralarda yaşayan kuş türleri kaçabilecekleri için büyük bir şansa sahip olabilirler, ancak diğer türlerin korunabilecekleri alanlar kalmayacaktır. Avustralya’da 24 kelebek türü üzerinde yapılan araştırma, kelebeklerin üçte birinin yok olmayla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Afrika’daki ana koruma alanlarından Kruger Doğa Parkında koruma altındaki türlerin %60’ının kaybolma riskiyle karşı karşıya olduğu açıklanmıştır. Brezilya’nın beşte bir alanını kaplayan ve dünyanın başka bir yerinde bulunmayan çok sayıda ağaç ve otsu bitki türünü barındıran savanda, türlerin % 39-48’ine karşılık gelen 1700-2100 türün ve 163 ağaç türünden 70 tanesinin yok olduğu; Meksika Chinhuahuan çölünde incelenen 1870 türün üçte birinin tehlike altında olduğu anlaşılmıştır. Avrupa küresel iklim değişikliğinden en az etkilenecek kıta olsa da, burada bulunan kuş türlerinin üçte biri ve bitki türlerinin % 11-17’si yok olma tehlikesi taşımaktadır.
     
    Son 25 yılda karbondioksit ve sera etkisi yoluyla güneş ışınlarının yeryüzünde tutulması, metan ve nitrojen oksitin havaya karışması, birçok canlı türünün geleceğini belirsiz kılmaktadır.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.
Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:Netçed Mühendislik İş İlanı
Sonraki Yazı:EPA TANKS 4 Emisyon Tahmin Yazılımı

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.