• Her su “içilebilir” değil. İçme suyunu diğer sulardan ayıran bazı ölçütler var. Suyun “içilebilir” olması için belirlenmiş standartlara uyması gerekir. Ülkemizdeki içme sularının sahip olması gereken özellikler Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından belirlenmiş durumda. Ambalajlı içme sularının etiketlerinde o suyun bazı özelliklerini gösteren bazı parametreler bulunur.
     
    Çeşme suyunu ya da bahçesindeki kuyu suyunu analiz ettirenler de test sonuçlarında bu parametrelerin daha da fazlasıyla karşılaşır. Bu veriler içtiğimiz suyun kalitesini ve temizliğini gösterir. Ne içtiğimizi bilmek önemlidir. Çeşme suyumuzun kalitesini anlamak ya da su alırken daha seçici davranabilmek için içme suyunun sahip olması gereken bazı özellikleri, içermesi ve içermemesi gereken belli başlı maddeleri inceledik.
     

    İçme Sularına Ait Bazı Parametrelerin Alabileceği En Yüksek Değerler

    Parametre Kaynak suları veya işlem görmüş kaynak suları İçme suları ve kullanma suları
    pH 6,5-9,5 6,5-9,5
    İletkenlik, 20°C (μS/cm) 650 2500
    Bulanıklık (NTU, neftelometrik bulanıklık birimi) 5 5
    Klorür (mg/L) 30 250
    Amonyum (mg/L) 0,05 0,5
    Nitrit (mg/L) 0,1 0,5
    Nitrat (mg/L) 25 50
    Sülfat (mg/L) 25 250
    Demir (mg/L) 0,05 0,2
    Alüminyum (mg/L) 0,2 0,2
    Sodyum (mg/L) 100 200
    Florür (mg/L) 1 1,5
    Toplam Koliform bakteri (/250 mL) 0 0
    Eschericha coli (E. coli) (/250 mL) 0 0
    Enterokok (/250 mL) 0 0

     

    Mikrobiyolojik Parametreler

    İçme suyunda mikroskobik canlılar olması ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Bu nedenle mikrobiyolojik parametreler içtiğimiz sularda en çok dikkat etmemiz gereken parametreler arasında yer alır. Suda pek çok virüs ve bakteri vardır. Bütün bu canlıların özel olarak tespit edilmesi hem pahalı hem de zor olduğu için toplam koliform bakteri miktarı ile ilgili testler yapılır. Bunun yanı sıra Escherichia coli ve Enterokok olup olmadığının tespit edilmesi için de test yapılır.
     
    pH
    pH asitlik bazlık durumunu gösterir ve genellikle 0-14 arasında bir değere sahiptir. pH’si 7’nin altında olan sular asidik, 7’nin üstünde olanlar ise bazik özellik gösterir. Düşük pH’li yani asidik sular, aşındırıcı oldukları için borulardaki birtakım zehirli metalleri çözebilirler. Bu nedenle içme sularının az da olsa bazik özellik göstermesi gerekir. Eğer su çok bazik olursa hem tadı kötü olur, hem de sabun gibi bir kayganlık hissi verir. pH’nin düşük ya da yüksek olması endüstriyel kirlenmeye bağlı olabileceğinden bazik sularda pH’nin yükselmesine yol açan kimyasal maddelerin zararlı olup olmadığı kesinlikle belirlenmelidir.
     
    Renk, Koku, Tat, Bulanıklık
    İçtiğimiz su renksiz olmalıdır. Eğer suda renklenme varsa, suda çözünmüş halde bazı metal iyonları (demir, mangan, krom, nikel gibi) var demektir. İçme suları aynı zamanda kokusuz olmalıdır. Sular bazen yağ gibi kokarken bazen kimyasal hatta bozuk yumurta gibi kötü kokabilir. Benzin, yağımsı madde, endüstriyel atıklar, organik kimyasal maddeler, bakteriler, mantarlar, kükürt içeren bileşikler gibi pek çok farklı şey suya bulaşarak kokuya neden olabilir. İçme suyu standartları arasında yer alan bir diğer parametre de bulanıklıktır. Bulanıklık suda asılı (süspanse) halde bulunan maddelerin miktarını belirtir. Kil, organik maddeler, mikroskobik organizmalar, çökebilir haldeki kalsiyum karbonat, alüminyum hidroksit, demir hidroksit gibi pek çok madde suda asılı durabilir. Bu maddeler suyun içinden geçen ışığı engeller ve su bulanık görünür. Renk, koku ve bulanıklığa neden olan maddeler, içme suyunun tadını da olumsuz etkiler.
     
    Sertlik
    Suların sertliği, suyun içinde iyon halinde çözünmüş halde bulunan magnezyum, kalsiyum, demir gibi maddelerden kaynaklanan bir özelliktir. Kalsiyum ve magnezyum suda daha fazla bulunduğu için bu iyonların konsantrasyonlarının toplamı suyun sertliği olarak değerlendirilir. Fazlası suyun tadını bozduğu gibi sağlık sorunlarına da yol açabilir.
     
    İletkenlik
    Suyun iletkenliği, içindeki çözünmüş halde bulunan iyonlara bağlıdır. İçme suyunun iletkenliğinin artması suyun kirlendiğinin bir işaretidir, bu nedenle iletkenliğin belirlenmiş standartların üstünde olmaması gerekir.
     

    İçme Suyunda Başka Neler Var?

    Bütün bu parametrelerin yanı sıra içme sularında olması gereken ve asla bulunmaması gereken kimyasal maddeler de var. Genellikle su kaynaklarına evsel, endüstriyel, tarımsal atıkların karışması bu maddelerin artmasına sebep olur. Bu maddeler belirlenmiş sınırların üstünde olduğunda ciddi sağlık sorunlarına neden olabilirler.
     
    Yeni doğmuş bebekler ilk 6 ay içinde nitrat zehirlenmesine karşı korumasızdır, çünkü bebeklerin sindirim sisteminde nitratı (NO3) nitrite (NO2) dönüştüren bakteriler vardır. Oluşan nitritler emilerek kandaki hemoglobini methemoglobine çevirir ve bu nedenle dokulara oksijen taşınamaz ve bebek ölümleri ortaya çıkar. Bu hastalığa “mavi bebek sendromu” denir, çünkü bu hastalığa yakalanmış bebekler solunum zorluğu çeker ve ciltleri mavimsi olur.
     
    Demir
    Doğal sularda bir miktar bulunsa da aşınmış veya eskimiş borulardan da karışabilir. Suda fazla miktarda bulunan demir, suyu renklendirip bulanıklaştırdığı gibi aynı zamanda suya metalik bir tat verir.
     
    Alüminyum
    Fazlası suya bulanık mavimsi bir görünüş verir. Vücutta fazla birikmesi nörolojik rahatsızlıklara sebep olabilir.
     
    Klorür
    Suyun tadını bozar ve aşındırıcı özellik verir. Fazlası tuzluluk hissine yol açar. Klorür içeren suyun uzun süreli içilmesi halinde böbrek ve yüksek tansiyon problemleri oluşabilir.
     
    Serbest Klor
    Suya dezenfeksiyon için katılan klorun fazlası suyun tadını ve kokusunu bozar. Bazen suda bulunan diğer maddelerle bir araya gelerek yan ürünler oluşturur. Bu yan ürünler de koku ve tadı etkiledikleri gibi kanserojen özellik de gösterebilir. Bu nedenle içlerinde farklı kirlilikler bulunduğu belli olan renkli veya bulanık sulara klorlama yapılmamalıdır.
     
    Florür
    Flor, suda az bulunduğunda dişler için faydalı olsa da fazla bulunması dişlerde lekelere sebep olur ve kemik hastalıklarına yol açabilir.
     
    Nitrit ve Nitrat
    Kanserojen etkilerinin yanı sıra kalıtsal bozukluğa, yetişkinlerde yüksek tansiyona ve özellikle altı aydan küçük bebeklerde çoğunlukla ölümle sonuçlanan mavi bebek hastalığına neden olurlar. Nitrat kokusuz ve tatsız olduğundan, sudaki miktarını ölçmek ancak bazı testlerle mümkündür.
     
    Sülfat
    Doğal kaynaklardan gelen sülfat suda belli bir orana kadar bulunabilir. Fakat içme suyunda bulunabilecek fazla sülfat suyun tadını acılaştırır ve bazen mide ve bağırsak sorunlarına yol açabilir.
     
    Amonyum
    Kötü bir tat ve kokuya sebep olur. Suda fazla amonyum olması genellikle bakteriyel bir kirlenme olduğunu gösterir ve sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca dezenfeksiyon etkinliğini azaltır ve nitrit oluşumuna da sebep olabilir.
     
    Bütün bunların yanında antimon, arsenik, baryum, siyanür, benzen ve daha pek çok madde içtiğimiz sulara karışarak sağlığımızı tehlikeye atıyor. Eğer siz de içtiğiniz suyun niteliğinden şüphe duyuyorsanız bilmelisiniz ki artık sertifikalı birçok laboratuvar bu testleri kolayca yapabiliyor.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.
Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:EYD Elit Danışmanlık İş İlanı
Sonraki Yazı:“Böcek Yiyin” Çağrısı

Benzer Yazılar

Yorumlar

Bu yazıya 15 yorum yapılmış.

  1. Uğur

    Çok güzel bir yazı olmuş.

  2. Teşekkür ederiz Uğur Bey. Çok ilgi çeken bir konu. Ziyaretçilerimiz ideal içme suyunun nasıl olması gerektiğini, kaliteli bir içme suyunun iletkenlik, pH gibi parametrelerinin değerlerinin kaç olmasını gerektiğini merak etmekteler. Bizde bu konuda merakları elimizden geldiği kadar gidermeye çalıştık.

  3. Haberlerwebte

    Okumaya değer harika bir anlatım olmuş. Ellerinize sağlık.

  4. Şebnem

    Merhaba 33 cl’lik bir suda alüminyum oranının 14.1 olması normal mi? Alüminyum bildiğim kadarıyla vücuttan atılamayan ve kansere neden olan bir madde. Bu konuda tedirginim. Alüminyumdan olabildiğince kaçmalı mıyız? Yardımcı olursanız sevinirim.

  5. Şebnem Hanım Merhaba, Kaynak suları, işlem görmüş kaynak suları, içme suları ve kullanma sularında alüminyum’un sahip olması gereken en yüksek değer 0,2 mg/L’dir. Suda alüminyum miktarının fazla olması nörolojik rahatsızlıklara sebep olabilir. 33 cl’lik bir suda alüminyum en fazla 0,066 mg olması gerekmektedir. Bahsetmiş olduğunuz miktar normal değildir.

  6. Arda

    Suda florür olması sakıncalı diye biliyorum. Araştırmalar suda yalnızca mg/L fazla olması IQ düşüklüğüne yol açtığını gösteriyor. Bir yanlışım mı var ? Her gün içtiğimiz bir şey olduğunu da düşünürsek yüksek miktarda kullanım zeka geriliğine yol açmaz mı ?

  7. Sefa

    Suyumun kalitesinden şüpheliyim sizce nasıl?
    Alüminyum: 1,40 – Amonyum: 0 – Klorür: 3,82 – İletkenlik: 100,2 – pH: 6,79 – Demir,mangan,oksitlenebilirlik: 0 – Sülfat: 2,01 – Sodyum: 8,21

  8. Arda Bey Merhaba, suda 1 mg/L’ye kadar Florür miktarı normal olarak değerlendiriliyor. Belirli bir miktar florür dişler için faydalıdır. Diş macunu firmalarının ambalajlarının üstünde “Florürlü” şeklinde yazan not dikkatinizi çekmiştir. Fakat suda florür’ün fazla bulunması dişlerde lekelere sebep olur ve kemik hastalıklarına yol açabilir.

  9. Sefa Bey Merhaba, Alüminyum değeri hariç diğer değerlerde olumsuz bir şey gözükmemektedir. Yukarıdaki tabloda “İçme Sularına Ait Bazı Parametrelerin Alabileceği En Yüksek Değerler” mevcut. Buradaki değerler ile karşılaştırma yapabilirsiniz.

  10. Yusuf

    Merhaba, 0,5 litrelik pet içme suyunda demir oranı 6 qg/L, iletkenlik 68,3 olması normal mı acaba?

  11. Yusuf Bey Merhaba, öncelikle demir parametresinin yazmış olduğunuz birimi hatalıdır. “pg” pikogram olacaktır. İletkenlik parametresinin birimini yazmamışsınız. İletkenliğin birimi de ps/cm olacaktır. 6 pg/L demir değeri 0,000000006 mg/L’dir. Yukarıdaki “İçme Sularına Ait Bazı Parametrelerin Alabileceği En Yüksek Değerler” tablosunda göreceğiniz gibi İçme suları ve kullanma sularında olması gereken en yüksek değer 0,2 mg/L’dir. Sizin belirttiğiniz demir ve iletkenlik oranı çok düşük seviyededir. İçme sularıyla ilgili en güncel yasal sınır değerlere “İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik” kapsamında ulaşabilirsiniz.

  12. Tuğbam

    Merhaba, 0.33 litre su şişesi üzerindeki parametrede alüminyum 86.7 mikrogram/litre yazıyor. Bu kadar yüksek bir değeri ilk defa görüyorum. Ama yine de normal sayılıyor anladığım kadarıyla. Sizce içilmeli mi?

  13. Merhaba Tuğba Hanım, şuan için “İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik” 200 mikrogram/litre’ye kadar izin vermektedir. Daha düşük değerlere sahip bir su varsa onu içmeyi tercih edebilirsiniz. Çünkü vücutta biriken alüminyum nörolojik hastalıklara neden olmaktadır.

  14. Şerife Şahin

    Merhabalar, vermiş olduğunuz bilgiler için öncelikle teşekkür ederim. Herkesin hiç korkmadan içtiği içme suları oğlumun doğumundan sonra bende hastalık yapmaya başladı. Bugün sadece birkaç marka şu için market market dolaştık bulmak ne mümkün! İçer içmez mideme kramplar giriyor ve mide kanaması, bağırsak kanaması şeklinde benim bedenimi mahvediyor. Hani deriz ya basit bir su maalesef öyle bunu yapabiliyor nedenini bilmiyorum ama sanırım bir çok nedeni varmış. Piyasadaki bir çok markalı sular bana iyi gelmiyor reklamı bol yapılan özellikle pahalı sular dahi. Sağlık Bakanlığı veya başka hangi kurum bunla ilgileniyorsa lütfen en kısa sürede bu konuya el atsın ve çözüm üretsin. Bizler sağlığımızı içerek yiyerek maalesef kaybediyoruz. Size teşekkür ederim bilgiler için tekrardan iyi günler.

  15. Şerife Hanım Merhaba, Öncelikle çok geçmiş olsun diyerek başlamak istiyoruz. Öncelikle yazdıklarınızda maalesef haklısınız diyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın tarafından Türkiye çapında yapmış olduğu ambalajlı su taramasında piyasada satılan en ünlü su markalarının bile sınıfta kaldığına şahit olduk. Yapılan analizlerde en iyi puanı fazla bilinmeyen su markaları alırken, çok satılan ünlü su markalarının en düşük puanları aldığı görüldü. Bu gerçekte çok korkutucu bir durum çünkü analiz raporlarına göre olumsuz rapor alan sular tehlike saçıyor. İçerisinde bulunan yüksek seviyedeki nitrat ve kurşun çocuklarda zihinsel ve fiziksel gelişme bozukluklarına yol açıyor. Yetişkinlerde ise yüksek tansiyon ve böbrek sorunlarına yol açabiliyor.

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.