• Bilim politikamızın yetersizliği, endemik türlerimizle ilgili kayıt tutulmaması ve istatistik oluşturulmaması, kaçakçılık konusunda gereken tedbirlerin alınmaması, halkımızın bilgisizliği ve duyarsızlığı yüzünden bitki ve hayvan türlerimiz yurt dışına kaçırılıyor.

    Dünyadaki önemli gen kaynakları genellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bulunmaktadır. Sanayileşme nedeniyle doğal kaynaklarını hızla tüketen gelişmiş ülkeler “doğal olanın çekiciliğini” fark etmişler ve diğer ülkelerin doğal kaynaklarına göz dikmişlerdir. Maalesef Türkiye’nin doğal kaynakları da hedef durumdadır. Ülkemiz 3500 endemik (Yalnızca belirli bir bölgede yetişen) bitki türüne sahip olmakla birlikte endemik olmayan birçok bitkinin de gen merkezidir. Türkiye’nin bu floristik özelliği ve zengin gen kaynaklan bütün dünyanın ilgisini çekmektedir. Bu ilgi daha çok ilaç hammaddesi olarak kullanılan bitkiler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Çünkü dünyalım hiçbir ülkesinde Türkiye’deki kadar kaliteli ve tedavi gücü yüksek bitkiler bulunmamaktadır.

    Bilim politikamızın yetersizliği, endemik bitki ve hayvan türlerimizle ilgili kayıt tutulmaması ve istatistik oluşturulmaması, flora ve fauna kaçakçılığı konusunda gereken tedbirlerin alınmaması, halkın bilgisizliği ve duyarsızlığı gibi nedenlerle bitki ve hayvan türlerimiz yurtdışına kolayca kaçılmaktadır. Kaçırılan bitki ve hayvanlarımız genetik ıslah projelerinde kullanılmakta, patentlenerek o ülkenin malı haline gelmekte ve tekrar bize satılmaktadır. Örneğin seralarda tozlaşmayı sağlayan Bombus arılarını ülkemizden kaçıran bazı ülkeler bu arıların üretimini yapıp ülkemize pazarlar hale gelmiştir. Yabancı ülkeler, endemik bitkilerimizi kaçırıp doku kültürü yaparak gen şifrelerini çözmekte, o bitkilerin farklı renk ve görünümlerinde yeni bitkiler üretip satmakta ve yüksek kârlar elde etmektedir. Dünyanın belirli bir habitatında yetişen bitkinin gen şifresini çözerek bu bitkiyi başka habitatlarda da yetiştirmek mümkündür. Böylece, o bitkinin ilaç sanayinde kullanılması, genetiğiyle oynanması veya yok olmasına neden olacak virüslerin üretilmesi sonucu rekabette üstünlük kurulmuş olacaktır.

    Kaçırılan Türler ve Kaçırma Yöntemleri

    Bitkilerimizden özellikle, zehirli bir bitki olan ve yumruları ilaç sanayinde hammadde olarak kullanılan kaplanbo­ğan (Aconitum); meme, prostat ve lenf bezi kanserlerine karşı önleyici olan aslanpençesi (Alchemilla); kış mevsiminde de çiçek açabilen ve yumrularından ilaç ve kozmetik sanayinde faydalanılan yer somunu (Cyclamen); nadide bir bitki olan ters lale (Fritillaria imperialis) türle­ri kaçırılmaktadır. Yılanyastığı (Arum), çiğdem (Colchicum), kardelen (Galant-hus), centiyane (Gentiana), iris/süsen (Iris), sığla/günlük ağacı (Liquidambar Orientalis), lale (Tulipa), Arap sümbülü (Muscari), nilüfer (Nymphaca), orkide (Orchis, Ophrys), şakayık (Paeonia), kum zambağı (Pancratium maritimum) ve Manisa lalesi (Tulipa orphanidea) kaçırılan diğer türlerimizdendir. Hayvanla­rımızdan ise özellikle Silifke kirpifaresi (Acamys cilicicus), Bombus arısı (Bombus terrestris), Malatya kelebeği (Polyommatus dama), Toros kurbağası (Rana holtzi) ve Baran engereği (Vipera barani) türlerinin kaçırıldığı tahmin edilmektedir. Faunamızdaki endemik kelebekler ko­leksiyon amacıyla kaçırılmaktadır.

    Gelişmiş ülkeler flora ve fauna ka­çakçılığını şu yollarla gerçekleştirmektedir:

    • Araştırma merkezlerinde çalışan biyolog, çevre mühendisi, ziraat mühendisi, peyzaj mimarı gibi doğa casusları turist kimliğiyle ülkemize gelmekte, ilgili habitatlara ulaşıp bitki ve hayvan türlerimizi toplayarak veya toplatarak kaçırmaktadır.
    • Dışişleri Bakanlığının izniyle Türk üniversitelerinin gözetimindeki doğa araştırmalarına katılan bilim adamları topladıkları bitki ve hayvan türlerini ülkelerine götürebilmektedir.
    • Ülkemize turist olarak gelen amatör koleksiyoncular, kişisel koleksiyon oluşturmak amacıyla bitki ve hayvan türlerimizi toplayarak veya toplatarak kaçırmaktadır.

    Kaçakçılar, ilgilendikleri bitki ve hayvan türlerinin yerlerini, köylerde ve yaylalarda yaşayan ve kötü niyetten şüphelenmeyen yerli halktan öğrenmektedir. Çoğu zaman bu iş için para ödediklerinden halkın geçim kaynağı haline bile gelmişlerdir.

    Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Bitki ve Hayvan Türlerinin Uluslararası Ticaretine ilişkin Sözleşmeye (Conven­tion on International Trade in Endan­gered Species of Wild Fauna and Flora – CITES) göre, bitki ve hayvan türlerinin ithalatı, ihracatı ve ithal edilen türün ihracatı için belirli izinlerin alınması gerekmektedir. 1983 ve 1988 yıllarında iki farklı Bakanlar Kurulu kararnamesi çıkartılarak, bilimsel amaçlı olsa dahi, Türkiye’den bitki ve hayvan materyali toplayıp yurtdışına çıkartmak belirli izinlere tabi tutulmuştur. Ülkemizden canlı materyal kaçıranlara Çevre Kanununa göre para cezası verilmekte, ayrıca tazminat istenmektedir. Yabancı kaçakçılara ise 5 kat fazla para cezası uygulanmaktadır. Bu tedbir kaçakçılığı engellememiştir. Alınabilecek diğer tedbirler şunlardır:

    1. Resmi ve sivil toplum örgütlerini, basit gibi görünen fakat ülkemiz açısından büyük öneme sahip olan bu konu hakkında bilgilendirmek.

    • Endemizm ve çeşitlilik bakımından zengin olan doğal alanları milli park ilan etmek.
    • Endemik bitkilerin mevcut olduğu bölgelerde yaşayan halkı kaçakçılık konusunda uyarmak ve bilinçlendirmek.
    • Doğadan sökme yerine bitkilerin üretim çalışmalarına hız vermek.
    • Üretimi yapılan bitkilerin doğadan sökülmesini yasaklamak.
    • Sınır kapılarında dikkatli olmak ve buralarda uzman biyologlar istihdam etmek.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TÜBİTAK, Hacettepe Üniversitesi ve Abant İzzet Baysal Üniversitesinin ortaklığında, milyarlarca dolar değerindeki şifalı bitki ve yırtıcı hayvanın gümrüklerden yurtdışına kaçırılmasını önlemek için bir proje hazırlamıştır. Bu projeye göre, ülkeye girişi ve ülkeden çıkışı yasaklanmış 35 000 bitki ve hayvan türü fotoğraftan ve bütün özellikleriyle TÜBİTAK ve Gümrük Tekel Genel Müdürlüğün­deki iki ana bilgisayara kaydedilecektir. Gümrük kapılarında şüpheli bir bitki veya hayvana rastlandığında ana bilgisayarlardan gelen bilgilere başvurulacak ve giriş çıkışı yasak olan materyallere el konacaktır. Gümrük elemanların yetersiz kaldığı durumlarda biyologlardan destek alınacaktır. Dileğimiz, bu projenin eksikliklerinin giderilerek biran evvel uygulanmasıdır.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.
Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:Bisiklet Kullanımı ve Topoğrafya İlişkisi
Sonraki Yazı:UDH Danışmanlık İş İlanı

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.