• Yeryüzünün yaklaşık dörtte üçünün denizlerle, geri kalan kısmınınsa karalarla kaplı olduğunu hepimiz biliriz. Oranca daha küçük olmasına rağmen karaların bile öyle büyük yer kapladığını düşünürüz ki denizlerin ve okyanusların büyüklüğü bizler için neredeyse sonsuzdur.

     

    Bu yüzden şahıs olarak, işletmeler olarak, belediyeler olarak çöpleri denize boşaltırken herhangi bir endişe duymayız. Ancak uzaya uydular gönderdiğimiz bu çağda, okyanusların ve denizlerin henüz sadece %5’ini keşfedebilmiş olsak da, denizlere karışan çöpler öyle çok ki deniz canlıları ve bizler için çoktan tehlike çanları çalmaya başladı.

     

    Biriken çöpler, okyanuslar için en hızlı büyüyen tehditlerden biri. Denizleri ve okyanusları ne ölçüde kirlettiğimiz ile ilgili son çalışmalardan biri Nisan ayında PLoS ONE’da yayımlandı. Portekiz’deki Azores Üniversitesi öncülüğünde yapılan uluslararası çalışmada 1999-2011 yılları arasında, Avrupa’daki bazı kuruluşlar tarafından yapılan araştırmaların sonuçları analiz edildi. Avrupa civarındaki denizlerin 32 bölgesinden görüntüleme teknolojileri ve ağ kullanılarak elde edilen 588 örneğin incelendiği araştırmada, okyanusların çok derin kısımlarında dahi önemli miktarda şişeye, naylon torbaya, balık oltasına ve başka türden çöplere rastlandı. Üstelik büyük miktarda çöpe rastlanan bölgeler sadece sahile yakın yerler de değil. Çöplerin bulunduğu alan Avrupa Kıta Sahanlığı’ndan Orta Atlantik Sırtı’na kadar tüm Akdeniz boyunca karadan 2000 km ötelere kadar ulaşıyor. Araştırmayı gerçekleştiren bilim insanları Atlantik Okyanusu’nun kuzeydoğu kısımları, Kuzey Buz Denizi ve Akdeniz’den örnekler topladı. Bu örneklerin alındığı derinlikler 35 metre ile 4,5 kilometre arasında değişiyor. En çok çöpe rastlanan bölgeler denizaltındaki vadiler, en az çöpe rastlanan bölgeler ise kıta sahanlıkları ve okyanus sırtları olmuş. Plymouth Üniversitesi Denizcilik Enstitüsü’nden Dr. Kerry Howell, çalışmanın plajlardan denizlerin uzak ve derin kısımlarına kadar her yerde, insan kaynaklı çöpler olduğunu gösterdiğini söylüyor. Araştırmada okyanusların ilk kez gözlenebilen derin kısımlarında dahi çöplere rastladıklarını söyleyen Howell “çöplerimizin bizden önce buralara ulaşması bizi hayli şaşırttı” diyor.

     

    Deniz çöpü denizde yaşayan canlılar tarafından yanlışlıkla gıda zannedilerek yutulabiliyor. Naylon torbalar parçalandıkları zaman deniz canlıları, örneğin kaplumbağalar tarafından denizanası zannedilerek yutulabiliyor. Deniz canlıları deniz çöplerine, örneğin insanların geride bıraktığı balık ağlarına takılabiliyor. Bu durum pek çok memeli hayvan, kaplumbağa, kuş ve mercan için ciddi tehlike oluşturuyor. Ayrıca suda yüzen çöpler bazı türlerin alışık olmadıkları yeni yaşam alanlarına göç etmesine de neden oluyor. Uçsuz bucaksız görünen denizlerde bütün bunlar nasıl olabiliyor diye düşünüyorsanız, bilim insanlarının her yıl okyanuslara karışan çöp miktarını 6,4 milyon ton olarak tahmin ettiğini belirtelim.

     

    Azores Üniversitesi’nden Christopher Pham, deniz tabanında en çok rastlanan çöpün plastik olduğunu, avlanmayla ilgili olta ve ağ gibi pek çok çöpe de rastladıklarını söylüyor. Çöplerin türlerine bakıldığında %41’inin plastik, %34’ünün av malzemesi olduğu görülmüş. Geri kalanlar ise metal, ahşap, toprak, kumaş, kâğıt ve ne olduğu anlaşılamayan maddelerden oluşuyor. Camlar ve plastik malzemeler parçalandıkları için çöplerle ilgili istatistikler, sayı değil kütle kullanarak yapılmış. Plastikler suda yüzdükleri için temizlenmelerinin kolay olduğunu düşünmek pek doğru değil, çünkü genel kanının aksine plastiklerin yüzde yetmişi suda batıyor. Ayrıca ufalanan plastiklerin toplanması da sanıldığı gibi kolay değil. Üstelik plastikler, deniz canlıları için son derece zehirli olan poliklorlu bifeniller ve dioksinler içeriyor.

     

    Çalışma esnasında başka ilginç bilgilere de ulaşılmış. Deniz biyoloğu Dr. Eva Ramirez-Llodra, deniz tabanında ilk olarak 18. yüzyılın sonlarında kullanılan buharlı gemilerde yakılan kömürlerin kalıntılarına da rastlandığını, bu cürufların bulunduğu yerlerin günümüzdeki gemi rotaları üzerinde olduğunu belirtiyor. Bu durum son iki yüzyılda gemi rotalarının pek değişmediğini gösteriyor.

     

    Araştırma ekibinin üyelerinden Dr. Howell, araştırma sonuçlarının, denizlerin derinliklerine ulaşan çöplerin tüm dünya için büyük bir sorun olduğunu ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini gösterdiğini söylüyor. Teknik sorunlar ve maliyetin yüksek olması, denizlerin dibinde ne olduğunun araştırılmasını zorlaştırıyor. Bebekler bir şey gizlendiği zaman onun yok olduğunu düşünür. Galiba denizin dibini görmememiz de bizde aynı algıya neden oluyor. Ancak denizlerde giderek biriken ve yok saydığımız çöpler, yakın bir gelecekte bize geri dönebilir. Akşam yemeğinde yemek için hevesle aldığınız balığınızın içinden bir gün plastik parçaları çıktığında ne hissedeceğinizi hiç düşündünüz mü?

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.

Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:Kömürün Yeraltında Gazlaştırılması
Sonraki Yazı:Atıksu Arıtma Tesisi Proje Onay Dosyası Hazırlama Eğitimi

Benzer Yazılar

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.