• Türkiye ve dünyada sanayileşmenin hızla gelişmesi çevre sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Sanayileşme sonucunda doğal kaynak tüketimi artmış ve çevre kirlenmiştir. Çevre kirliliği zincirleme bir reaksiyondur. Kaynağı yerel olarak görünse de etkileşimleri ve sonuçları küreseldir. Tüm canlıları ve ekosistemleri tehdit eder. Bu tehdidi önleyebilmek, çevreyi sağlıklı bir biçimde korumak ve gelecek nesillere daha güzel bir yaşam sağlamak amacıyla “Çevre Yönetimi” olgusu oluşturulmuştur.
     
    Çevre Yönetimi, sistematik ve disiplinli bir yaklaşımdır. Çevre kirlenmesinin ortaya çıkmasından sonraki etkilerle uğraşmaktan ziyade bu tehlikelerin ortaya çıkmaması için gerekli tedbirleri almayı hedefler. Kirlenmeyi kaynağında önler ve ekonomi ile dengeli ilişki sürdürür. Bu aşamada çevre ile ilgili yapılan yasal düzenlemeler sonucu çevre sektörü oluşturulmuş, çevre firmaları kurulmuş ve bu firmalar çevre yönetiminin vazgeçilemez destekçisi olmuşlardır. Çevre firmaları gerek kuruluş aşamalarında gerekse işletme aşamalarında zorluklarla karşı karşıya kalmaktadırlar.
     

    Çevre Danışmanlık Firmaları

     
    Çevre danışmanlık firmaları, 21.11.2013 tarih ve 28828 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik” hükümleri çerçevesinde kurulmuştur. Yine aynı yönetmeliğin 5. maddesinde, 10.09.2014 tarih ve 29115 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği’nde,

    • Ek-1 listesinde yer alan işletmelerin çevre yönetim birimlerini kurmak veya çevre danışmanlık firmalarından çevre yönetim hizmeti almak
    • Ek-2 listesinde yer alan işletmelerin bir çevre görevlisini sürekli istihdam etmek veya çevre danışmanlık firmalarından çevre yönetimi hizmeti almak veya çevre yönetim birimi kurmak zorunda olduğu belirtilmiştir.

     
    Bu yönetmeliğin 5. maddesinde belirtildiği gibi, sürekli çevre görevlisi istihdam etmeyen ve/veya çevre yönetim birimi kurmayan işletmeler, çevre danışmanlık hizmeti almak için çevre danışmanlık firmalarıyla anlaşmak durumunda kalmaktadırlar.
     

    Çevre Danışmanlık Firmalarının Karşılaştığı Zorluklar

     
    Firmaların çevre danışmanlarına yeterli zaman ayırmaması: Firma yetkilileri bazen çevre danışmanına yeterli zaman ayırmak istememekte, hatta danışmanın geleceği zamanı erteleme talebinde bulunmaktadır.
     
    Çevre danışmanlarının tesisi ve atık sahasını gezme isteğinin olumsuz karşılanması: Çevre danışmanı, sorumlusu olduğu firmanın çevreye karşı olabilecek olumsuz etkilerini tespit etmek ve bu etkilere karşı çözüm önerisi sunabilmek amacıyla tesisi gezme talebinde bulunur. Çevre danışmanının sahada yaptığı tespitler ve bu tespitlere yönelik sunduğu öneriler iş yükü olarak nitelendirilmektedir. Bu nedenle saha gezme talebi de firma yetkilileri tarafından olumsuz karşılanmaktadır.
     
    Çevre eğitimlerine zaman ayrılmaması/eğitimlerin geç bir tarihe ertelenmek istenmesi: Çevre bilincinin oluşturulmasında çalışanlara çevre eğitimlerinin verilmesi gerekmektedir. Çevre eğitimi için ayrılacak zaman firmalar tarafından iş gücü kaybı olarak nitelendirilmektedir. Bu sebeple çevre danışmanının firma yetkilisinden eğitim için zaman talebinde bulunması, firma yetkilisi tarafından olumsuz karşılanmaktadır.
     
    Firma yetkililerinin aylık değerlendirme tutanaklarını imzalamak istememesi: Çevre danışmanı yasal mevzuat çerçevesinde işlemlerini yürütür, tespit ettiği uygunsuzlukları firma yetkilisi ile paylaşarak konu hakkında çözüm önerileri sunar. Bu bilgileri ve uyarıları aylık değerlendirme tutanaklarına işleyerek çift taraflı imzalar ile kayıt altına alır. Karşılaşılan zorluklardan biri de, firma yetkililerinin aylık değerlendirme tutanaklarını imzalamada imtina etmeleridir.
     
    Tesis alanlarının dar olması, atık sahası için yeterli alan bulunmaması ve maliyet açısından atık sahasının oluşturulmak istenmemesi: Bazı tesislerde tesis alanının dar olması, nedeniyle atık sahası için yer bulunmasında güçlük çekilmektedir. Bazı tesislerde ise çevre danışmanları atık sahasının sahip olması gereken teknik özellikler hakkında firmalara bilgi vermemektedirler. Atık sahasının oluşması sırasında yapılan harcamalar, firmalar tarafından maliyet olarak değerlendirilmekte ve yapılmak istenmemektedir.
     
    Atıkların lisanslı firmalara geç verilmesi: Tehlikeli atıkların bertaraf maliyeti açısından lisanslı firmalara verilmek istenmemesi, geri kazanılabilen atıkların kazançları yönünden lisanslı firmalar yerine hurdacılara verilmesinin tercih edilmesi, çevre danışmanlarını zor durumda bırakmaktadır.
     
    Atık geri kazanım/bertaraf firmalarının atıkları almaya gelmemesi veya geç gelmesi: Atık alan bazı firmalar teslim edilecek atık miktarını az bulup, atık almaya gelmek istememektedirler. Bu durum, atık sahalarında biriktirilen atıkların miktarının artmasına, düzensizliğe ve görüntü kirliliğine yol açmaktadır.
     
    Geri kazanım/bertaraf firmalarının Ulusal Atık Taşıma Formlarının B nüshalarını geç göndermesi: Atığın yasal mevzuat çerçevesinde bertaraf edildiğine dair belgenin (UATF formu B nüshası) atık üreticisine gönderilmesi ve atık üreticisinin de bu belgeyi muhafaza etmesi gerekmektedir.
     
    Yapılması gereken ölçüm ve analizleri (atık yağ, emisyon, atıksu vb.) zamanında yaptırmak istememeleri: Çevre danışmanları, çevre mevzuatı çerçevesinde yapılması gereken ölçüm ve analizleri yetkili çevre laboratuvarına iletir. Firmalar ölçüm ve analizler için gerekli harcamaları yapmaktan kaçınmakta ya da ölçüm zamanını ertelemeyi istemektedirler.
     
    Resmi kurum ve kuruluşlardan gelen yazı ve tutanakları zamanında paylaşmamaları: Özellikle bu yazılarda zaman kısıtlamasının olması ve çevre danışmanına geç haber verilmesi, işlerin aksamasına yol açmaktadır.
     
    Çevre izinlerinin alınması, endüstriyel atık yönetim planlarının onaylanması gibi süreçlerin uzun zaman alması: Bu süreçlerin zaman alması hem iş yükü miktarını artırmakta hem de planlamalarda sıkıntıların yaşanmasına yol açmaktadır.
     

    Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarları

     
    Çevre mevzuatı kapsamında, sonuçları Bakanlığa veya Bakanlık tarafından denetim yetkisi devri yapılmış kurum ve kuruluşlara ibraz edilecek her türlü izin, iç izleme ve denetimlere esas teşkil edecek ölçüm, analiz ve örneklemeleri yapmak ve numune almak üzere bu Yönetmelik hükümlerine göre yetkilendirilen özel veya kamu laboratuvarlarıdır.
     
    Çevre laboratuvarları, 25.12.2013 tarih ve 28862 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarları Yeterlilik Yönetmeliği” hükümlerine tabidir ve yeterlilik belgesi almak zorundadırlar. Yine bu yönetmeliğin 5. maddesinin “b” bendinde, “Laboratuvarların TS EN ISO/IEC 17025 Deney ve Kalibrasyon Laboratuvarlarının Yeterliği için Genel Şartlar” standardına göre akreditasyon kurumundan akredite olma zorunluluğunun olduğu belirtilmektedir.
     

    Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarlarının Karşılaştıkları Zorluklar

     
    Denetim sürecinin uzun ve ağır olması: Çevre Laboratuvarlarının denetim süreci oldukça ağırdır. Yetki almalarından sonraki süreçlerde hem Türk Akreditasyon Kurumu hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından her yıl gözetim-denetiminden geçerler. Denetim öncesi ve sonrası süreci her birini 3 ay olarak düşünürsek, laboratuvarın yılın 6 ayı denetlenme süreci içerisinde geçirdiğini ve bu durumun da laboratuvarın iş yükünü artırdığını söyleyebiliriz.
     
    Akreditasyon Kurumu ve Bakanlığın aynı konuda farklı taleplerde bulunması: Aynı konuda farklı kararlar verilmesi, laboratuvarın hangi kuralı uygulayacağı konusunda belirsizliğe yol açmaktadır.
     
    Tecrübeli ve kalifiye elemanın bulunamaması: Ölçüm yapacak personelde aranılan özelliklerin yüksek
    olması, personel bulma zorluğuna yol açmaktadır.
     
    Ölçüm şartlarının zor ve iş kazası riskinin yüksek olması sebebiyle ölçümde çalışacak personelin bulunamaması: Özellikle, kapsamında emisyon ölçümü ve sürekli emisyon ölçüm sistemleri (SEÖS) olan çevre laboratuvarlarında bu sıkıntı yaşanmaktadır. Yüksekte çalışma sebebiyle iş kazası riskinin yüksek olması da bu durumun dezavantajlardan birisi olmuştur.
     
    Firmaların ölçümlerini kirlilik yükünün minimum olduğu zamanda yaptırma talebinde bulunması: Firmalar, ölçüm sonuçlarının düşük çıkmasını istedikleri için tesisin minimum çalıştığı zamanlarda ve/veya atığın kirlilik seviyesinin en düşük olduğu zamanlarda ölçüm yapılmasını istemektedirler.
     
    Ölçüm sonuçlarının yüksek çıkması: Firmalar, ölçüm sonuçlarının yüksek çıkması halinde yapılması gereken diğer ölçümlerini, ölçümü yapan aynı laboratuvara yaptırmak istememektedirler.
     
    Bazı laboratuvarların Bakanlık tarafından belirlenen asgari fiyat tarifesine uymaması: Bazı laboratuvarların ölçüm ve analiz ücretlerinde asgari fiyat tarifesinin altında fiyat vermesi, laboratuvarlar için başlı başına bir sorun olmaktadır. Çünkü işletmelerin yüzde 90’ı en düşük fiyat veren işletmeyi seçer. Bu durum, yapılan işteki kaliteyi düşürmekle beraber, haksız rekabeti de artırmaktadır.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.
Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:Yazlık Sebze Yetiştiriciliği
Sonraki Yazı:Pasif Örnekleme Tüpleri İle Hava Kalitesi Ölçümü

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.