• ABD’de karbon salımının % 38’inden, elektrik tüketiminin % 72’sinden, su tüketiminin % 12’sinden, atık üretiminin % 65’inden binalar ve yerleşimler sorumludur. Hesaplamalar, yeşil” ve “çevreci” diye tabir edilen binaların karbon salımında % 33-39, elektrik tüketiminde % 24-50, su tüketiminde % 40, atık üretiminde % 70’lere varan azalmalar sağlayabildiğini ortaya koymuştur.

     

    Yeşil Bina Konseyleri (WORLD GREEN BUILDING COUNCIL)
    Binaların çevre krizindeki önemli rolü ve alınabilecek tedbirlerin çokluğu dolayısıyla, sürdürülebilir yapı sektörünü geliştirmek üzere 2002’de Dünya Yeşil Bina Konseyi kurulmuştur. Bu konseyin üyesi olan Ulusal Yeşil Bina Konseyleri ticari oluşumlar değildir ve günümüzde inşaat faaliyetlerinin % 50’sini temsil etmektedir.

     

    BREEAM
    Binaların çevreye etkilerini değerlendirmek ve azaltmak için oluşturulmuş metodlardan biri olan BREEAM ilk defa 1990’da İngiltere’de uygulanmış, zamanla kapsamlı ve ayrıntılı hale getirilmiştir. Buna göre bir bina 10 başlık altında değerlendirilmektedir: Bina Yönetimi, Sağlık ve İyi Hal, Enerji, Su, Arazi Kullanımı ve Ekoloji, Ulaşım, Malzeme, Atıklar, Kirlilik, İnovasyon. Bu başlıklar ülkenin ve coğrafyanın koşullarına göre ağırlık kazanmaktadır. Avrupa ülkelerinde Enerji’ye % 19, Sağlık ve İyi Hal’e % 15, Malzeme’ye % 12.5, Bina Yönetimine % 12, Arazi Kullanımı ve Ekoloji’ye % 10, Kirliliğe % 10, İnovasyon’a % 10, Ulaşım’a %8, Atıklar’a % 7.5, Su’ya %6 ağırlık verilmektedir. BREEAM, farklı ülke ve coğrafyalara uyma açısından diğer metodlara göre avantajlıdır. Örneğin, Körfez ülkelerine uyarlandığında, suyun o coğrafyadaki önemi gözönüne alınarak ağırlığı % 30’a çıkarılmıştır.

     

    Aynı esneklik ana başlıkların altındaki bölümler için de geçerlidir. Örneğin, Ulaşım başlığının altındaki Farklı Ulaşım Alternatifleri bölümünde binanın çevreci ulaşım alternatiflerini teşvik edip etmediği ölçülmektedir. Binaya bisikletle ulaşmak isteyenler için, belirtilen standartlarda bisiklet park yeri, sürücülerin eşyasını saklayacağı dolaplar, duş imkânı; elektrikli arabayla ulaşmak isteyenler için park yerlerinde arabalarını şarj edebilecekleri istasyonlar olup olmadığı gibi ayrıntılar önem kazanmaktadır. Ancak, küçük bir tatil köyü ile büyük bir şehir bisiklet kullanımı açısından farklı biçimde değerlendirilmektedir.

     

    BREEAM kılavuzları her yıl ülkelerdeki yeni koşullar ve yönetmelikler gözönüne alınarak güncellenmektedir. BREEAM sertifikası için başvuran binalar beş derecede sertifikalanmaktadır:

    • BREEAM Pass (geçer)
    • BREEAM Good (iyi)
    • BREEAM Veıy Good (çok iyi)
    • BREEAM Excellent (mükemmel)
    • BREEAM Outstaııdkıg (sıradışı)

    BREEAM’in 1990’dan bu yana 4.5 milyon ton CO2 salımını engellediği hesaplanmaktadır. Bu rakam, İngiltere’deki 40 bin evin toplam veya 750 bin evin ülke standardının üzerindeki salım miktarına eşdeğerdir.

     

    ÇEDBİK
    Çevre Dostu Yeşil Binalar Konseyi (ÇEDBİK), Türkiye’deki yapı sektörünün sürdürülebilir ilkeler ışığında gelişmesine öncülük etmek üzere 2007’de kurulmuş, 2009’da “emerging” (oluşmakta olan konsey) statüsüne kavuşmuştur.

     

    ÇEDBİK’in ana hedefi Türkiye’ye özgü “Bina Çevresel Değerlendirme Metodu” oluşturmaktır. Yeni bir metot oluşturmaktansa, mevcutlardan birini Türkiye’ye uyarlayıp zaman içinde de daha özgün hale getirmenin en akılcı yaklaşım olduğuna karar verilmiştir.

     

    Çalışmalar neticesinde, en eski, en yaygın ve güvenilir bir sistem olan BREEAM’in uyarlanmasında karar kılınmış ve lisans sahibi kuruluşla iyi niyet anlaşması imzalanmıştır. Hükümetle işbirliği içinde BREEAM’in en kısa zamanda uyarlanması ve yaygınlaştırılması; yeşil bina standartlarının kamu binalarından başlayıp uzun vadede özel binaları da kapsayacak şekilde zorunlu hale getirilmesi hedeflenmektedir.

     

    LEED
    Birleşik Devletler Yeşil Bina Konseyinin öncülüğünde geliştirilen LEED sertifikası için başvuran binalar beş derecede sertifikalanmaktadır: sertifikalı, gümüş, altın ve platin. Yeni binaların inşaatında LEED standartları 2000’de yayınlandı; 2004’te mevcut binaların iyileştirmeleri de sertifikalandırılmaya başlandı. Yeni binalar için sertifikasyon süreci inşaat alanı seçimi ile başlıyor ve enerji verimliliği, su verimliliği, madde kullanımı ve iç çevre kalitesine geçiyor. inşaat alanı seçiminde metro, tramvay ve otobüs gibi toplu ulaşıma yakınlık puan getirmektedir. Daha yüksek puan almak için bisiklet parkı ve duş tesisleri sağlanmalıdır. Yeni binalar azami seviyede gün ışığı alabilmelidir; kullanılan alanın % 75’inde asgari gündüz aydınlatması kullanılmalıdır. Yenilenebilir enerji kullanımı puan getirmektedir. Bu binalar alıcılar için caziptir, çünkü işletme maliyetleri düşük, kira oranları yüksektir ve bina sakinleri daha sağlıklı ve huzurludur.

     

    LEED platin derecesini kazanan ilk bina Maryland Annapolis yakınındaki Chesapeake Bay Foundation binasıdır. 100 çalışanı olan binada, ısıtma ve soğutma için yerden ısı pompası, çatı üstü güneş su ısıtıcısı ve binanın çevresindeki alanı gübrelemek için zengin bir humus üreten kompost tuvaletler yer almaktadır.

     

    Toyota’nın Kaliforniya’daki Kuzey Amerika merkezi LEED altın derecesine sahiptir. 2000 çalışanı olan binada elektriğin çoğu geniş bir güneş enerjisi sistemi ile sağlanmaktadır. Susuz pisuvarlar ve yağmur suyunun geri dönüşümü sayesinde aynı ölçülerde klasik bir binaya nazaran % 94 daha az su kullanmaktadır. Daha az su kullanımı daha az enerji kullanımı demektir.

     

    Chicago’da inşa edilen 60 katlı bir ofis binası, soğutma için yazları nehir suyunu kullanıyor. Emilmeyen yağmur suyunu ve ısı kaybını azaltmak için ise çatısı bitkilerle kaplı. Enerji muhafaza önlemleri bina sahibine yılda 800 000 $’lık tasarruff sağlayacak. En büyük kiracı Chicago’lu bir hukuk firması olan Kirkland ve Ellis LLP; onlar binanın altın sertifikalı olmasında ısrar etti.

     

    Bir yeşil bina danışman firması olan Capital E, Kaliforniya eyaletindeki 33 LEED sertifikalı binanın ekonomisini analiz etti. Standart ve gümüş sertifikalı binalar geçen 20 yılda foot kare başına 49 dolarlık bir kazanç getirirken, altın ve platin sertifikalı binalar foot kare başına 67 dolar kazanç getirmiştir.

     

    2007’de Clinton Vakfı bir Clinton İklim İnisiyatifi (CCI) projesi olarak Enerji Verimliliği Bina Uyarlaması Programını duyurmuştur. Büyük şehirler iklim liderliği grubu olan C40’la işbirliği içinde yürütülen program, binaların enerji kullanımlarının % 50 oranında azaltılması için mali kuramlar ile dünyanın en büyük bazı enerji ve teknoloji şirketlerini biraraya getirmiştir. Bu şirketler yapılan uyarlama projesinin giderlerini tam olarak karşılamayı üstlenmiştir. Bill Clinton programınla bankaların, enerji sağlayıcı şirketlerin ve ev sahiplerinin para kazanacağını, karbon salımının düşeceğini belirtmiştir.

     

    Yaklaşık 80 yaşındaki 102 katlı New York Empire State binasının sahipleri 2.6 milyon feet karelik ofis alanını enerji kullanımını yaklaşık % 40 oranında azaltmak üzere dönüştürecekler. Yılda 4.4 milyon dolar enerji tasarrufunun dönüşümün maliyetini üç yıl içinde karşılaması beklenmektedir.

     

    1975 ile 2002 arasında kişi başına konut enerji kullanımı ABD çapında % 16 oranında düşerken, enerji verimliliği standartlarını belirleyen sıkı yapı yönetmelikleri dolayısıyla Kaliforniya’da % 40 oranında düşmüştür.

     

    Kanada’nın Vancouver şehrinde özel binalar dahil bütün yeni yapılar LEED sertifikasını almak zorundadır.

Yazar

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.
Twitter Facebook Google+ Linkedin YouTube
Önceki Yazı:Eko Trend Arıtma Teknolojileri İş İlanı
Sonraki Yazı:Rüzgar Enerjisinde Yerli Teknoloji

Benzer Yazılar

Yorumlar

SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ

Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Copyright © 2013 - 2017 • Tüm Hakları Saklıdır.