Atıksu Arıtma Tesislerinde Koku Problemi ve Kontrolü

Koku, koku alma duyusuyla hissedi­len, genelde çok düşük konsantras­yonlarda havada çözünmüş bulunan kimyasal maddelerden her biridir. Atıksu arıtma tesisleri, tavuk çiftlik­leri, kimyasal madde üreten tesisler ve diğer endüstriyel tesislerinden kaynaklı kokuya sebebiyet veren emisyonlar, gerek bölgede yaşayan insanlarda oluşturduğu rahatsızlık ve gerekse içerdiği kirleticilerin yol açtığı çevresel etkileri nedeniyle dünya çapında önemli bir çevre sorunu haline gelmiştir.

 

Koku oluşturan kaynakların başında atıksu altyapı tesisleri gelmektedir. Atıksu altyapı tesislerinde koku emisyonları genellikle kanalizasyon ve pompa istasyonlarında, arıtma kademelerinde, çamur bertaraf ünitelerinde organik maddelerin mikroorganizmalar tarafından parçalanması sırasında oluşmaktadır. Dolayısıyla atıksuyun doğası gereği, atıksu bertaraf tesislerinin tamamen kokusuz olmasını sağlamak mümkün değildir. Ancak iyi tasarlanmış bir tesis ile olası kötü koku yayılımını en aza indirmek mümkündür.

 

Bu sistemlerde koku probleminin yaygın hale gelmesinin en önemli nedenlerinden biri de, yaşanan gelişmelere bağlı olarak arıtma tesislerinin ve kapasitelerinin artması ile birlikte işletme problemi yaşayan tesis sayısındaki artıştır. Diğer bir neden ise şehirlerin gelişme durumuna bağlı olarak atıksu arıtma te­sislerinin yapılaşmaların merkezinde kalması nedeniyle bölgede yaşayan insanların kokuya yönelik şikayet ve hassasiyetlerinin artmasıdır. Son yıllarda da koku şikayetlerinin artış göstermesine bağlı olarak kanalizas­yon ve arıtma tesislerinin işletilmesi ile bu tesislerde oluşan organik ve diğer atıkların bertarafı ve taşınması esnasında oluşan koku emisyonları­nın etkilerinin belirlenmesi ve mini­mize edilmesi giderek önem kazanan konulardan biri haline gelmiştir.

 

Atıksu Kaynaklı Koku Oluşumu

 

Atıksuyun toplandığı veya iletildiği herhangi bir yerde (atıksu arıtma te­sisi ve kanalizasyon sistemleri) atıksu ile beraber gelen kimyasallar ya da organik maddelerin biyolojik olarak ayrışması sonucu oluşan gazlar, lokal kokulara sebebiyet vermektedir. Bununla birlikte; koku problemi­nin bilhassa toplama sistemleri ve ön arıtma ünitelerinde septik şart olarak bilinen “anaerobik koşullarda” oluştuğu bilinmektedir. Bu sebeple anaerobik koşulların oluşmasının beklendiği bazı ünitelerde koku problemine daha sık rastlanılmaktadır. Atıksu arıtma tesislerinde kokunun oluşabileceği üniteler; atıksu toplama yapıları, giriş yapıları, ön arıtma üniteleri, çöktürme yapıları, havalandırma havuzları, çamur yoğunlaştırma havuzları, çamur susuzlaştırma üniteleri, susuzlaştırılmış çamurun nakli, anaerobik çamur çürütücü üniteleri, çamur yakma tesisleri (sıcaklık düşük olduğunda) ve depolanması olarak örneklendirilebilir. Kanalizasyon sistemlerinde ise hava tahliye kanalları, yıkama bacaları, muayene bacaları ve ham atıksu terfi istasyonları atıksulardan salınan kokulu gazların birikimi nedeniyle koku potansiyeli yüksek bölgelerdir.

 

Atıksu arıtma tesislerinde ve kanalizasyon içinde mikrobiyolojik faaliyetlerle oluşan ve çok düşük konsantrasyonlar da bile yüksek koku etkisine sahip olan H2S (Hidrojen Sülfür), merkaptan/disülfür gibi or­ganik sülfür bileşikleri ile protein parçalanmaları sonucu açığa çıkan amonyak kokunun en önemli nedenidir. Özellikle H2S’in ölümcül etkisinden dolayı koku, kaynağından (özellikle terfi istasyonları, giriş yapı­ları, ızgara ve kum tutucu üniteleri ve çamur sistemleri vb) doğru şekilde ve yeterli kapasitede çekilerek koku arıtma sistemlerinde arıtıldıktan sonra atmosfere verilmelidir. Atıksu arıtma tesislerindeki koku proble­minden sorumlu başlıca bileşikler; hidrojen sülfür (H2S), organik sülfür bileşikleri (merkaptanlar, dimetilsülfür), amonyak/azot bileşikleri, diğer kokulu bileşikler (asitler, uçucu yağ asitleri vb.) ve endüstrilerden gelen kokulu bileşiklerdir.

 

Atıksu Arıtma Tesislerinde Koku Giderim Yöntemleri

 

Atıksu toplama ve atıksu arıtma sistemlerinde kokuların kontrolü ve giderimine yönelik uygulanabilir pek çok farklı teknoloji mevcuttur. Kokulu gaz ve sıvıların koku oluşturan bileşiklerden arındırılması amacı ile bazı arıtma teknikleri kullanılmaktadır.

 

Bu teknikleri; fiziksel, kimyasal ve biyolojik olmak üzere üç başlık altında toplamak mümkündür. Yüksek verim istendiğinde, kimyasal ve biyolojik işlemlerin bir arada kullanılması gibi proses birleştirmeleri uygulanabilir. Tekniklerden bazıları ise; adsorpsiyon, absorpsiyon, yaygın ve etkili bir şekilde kullanılan biyo-filtreler, sulu filtreleme, yakma, termal (ısıl) oksidasyon, kimyasal koku giderimi ve çeşitli pH düzenleyici sistemlerdir.

 

Kokulu havanın arıtımında yöntem seçiminin temel kriterleri verim ve maliyettir. Verim, denemeler veya benzer koşullar altında çalışan tesislerin karşılaştırması yoluyla belirlenebilir Ayrıca, teknoloji seçiminde diğer kısıtlamalar da önemli olabilir. Yer kısıtlamaları, özellikle biyolojik filtrelerin; yükseklik kısıtlamaları ise ters akımlı biyolojik ve kimyasal yıka­yıcıların her iki tipinin de kullanımını sınırlayabilir. Kimyasal yıkayıcılarda, tehlikeli kimyasal kullanımından kay­naklanan etkiler göz önünde bulundurulmalıdır. Ulaşılabilme zorlukları, düzenli değiştirme ihtiyacının olduğu katı absorplayıcılar ile biyo-filtrelerin kullanımı sınırlandırabilir. Elektri­ğin, suyun veya nihai atıksu ile sızan sular için uygun drenaj imkanlarının bulunması diğer dikkat edilmesi ge­reken hususlardır.

 

Koku Yönetimi İçin Stratejiler

 

Dünya ve ülkemize bakıldığında atıksu arıtma tesislerinde ve atıksu topla­ma sistemlerinde koku kontrolünün, projelendirme aşamasında genellikle dikkate alınmadığı ve uygulama aşa­masında yaşanan sıkıntılara bağlı olarak kokunun önlenmesine yönelik tedbirler alındığı görülmektedir.

 

Atıksu Toplama Sistemlerinde Kokunun Önlenmesi

  • Atıksu toplama sistemlerinde koku oluşumunu kontrol altına al­mak için deşarj yönetmeliklerine göre kollektör hatlarındaki deşarj­ların düzenli olarak denetlenmesi gerekmektedir. Bazı durumlarda deşarj yönetmeliklerindeki sınır değerleri sağlanması için endüst­riyel atıksu deşarjlarına ön arıtım uygulanması gerekebilmektedir.
  • Kanalizasyon sistemlerinin akışı sağlayacak şekilde projelendiril­mesi, kanalizasyon sistemlerinin kritik noktalarına hava verilmesi ya da anaerobik mikrobiyel büyü­meyi sağlayan koşulları kontrol altına almak adına pH kontrolü ya da dezenfeksiyon işlemleri uygu­lanması gerekebilmektedir. Ayrı­ca, türbülanstan dolayı oluşacak olan kokuların minimize edilmesi amacıyla atıksu toplama sistemi­nin projelendirilmesinde türbülans durumlarına özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir.

 

Atıksu Arıtma Tesislerinde Kokunun Önlenmesi

  • Atıksu Arıtma Tesislerinde, ön­celikle; önemli koku kaynakları mümkün olduğunca, tesis çevresinde bulunan hassas yerlerden uzağa konumlandırılmalıdır. Ayrı­ca atıksu arıtma tesisinin peyzaj çalışmaları sırasında güzel koku veren ağaç ve bitkilerin seçilmesi kokunun perdelenmesi için tercih edilebilir.
  • Uygun ve doğru tasarlanmış giriş ve çıkış savak yapıları, boru ve kanallar boyunca hidrolik sıçramaların elimine edilmesi gibi tasarım ayrıntılarının göz önüne alınması ve işletme koşullarında su seviye­sinin kontrolü ile serbest düşüşten kaynaklı türbülansın minimize edilmesi gerekmektedir.
  • İşletme aşamasında projelendir­meye uygun kirlilik yüklerinin ve debilerin arıtma tesisine girişinin sağlanması, prosese aşırı organik yükün gelmesi durumunda biyolojik arıtma proseslerinde havalandırma oranının arttırılması, debi artışına yönelik olarak kapa­site artışının yapılması ya da ilave edilen ünitelerin devreye alınması, fazla çamurun atımına ait pom­pa işlemlerinin sıklıkla yapılması, çamur yoğunlaştırma işleminde seyreltilmiş klorlu su ilave edilmesi vb önlemler alınması, aerosol bileşiklerinin salınımının kontrol altına alınması, ızgara ve kum tu­tucu atıklarının bertarafına yönelik işlemlerin arttırılması ile koku oluşumu kontrol altına alınabil­mektedir.

 

Yukarıda sıralanan tedbirlere rağmen; koku probleminin kaynağında önlenemediği durumlarda koku oluşan veya kokulu işlemlerin olduğu terfi merkezi ve çamur susuzlaştırma gibi kapalı ünitelerde kokulu gaz­ların toplanması ve arıtılması ile arıtma tesislerinde serbest haldeki koku minimize edilebilir.

 

Kaynak;
– Tchobanoglous, F.L. Burton, and H.D. Stensel. Wastewater Engineering: Treatmentand Reuse. 4th ed. Metcalf&Eddylnc. Newyork. NY: McGraw-Hill, 2003.

Admin

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.

Atıksu Arıtma Tesislerinde Koku Problemi ve Kontrolü” için 2 yorum

  • 20 Temmuz 2018 tarihinde, saat 05:35
    Permalink

    Merhabalar evimizin yanında bir arıtma tesisi var. Bunu nasıl kaldırabiliriz? En az eve kaç metre olmalıdır. Bayağı rencide edici, gürültülü ve ara ara kokuyor. Yardımcı olabilirseniz sevinirim. Teşekkürler.

  • 20 Temmuz 2018 tarihinde, saat 19:52
    Permalink

    Ahmet Bey Merhaba, arıtma tesislerinin yerleşim yerlerine uzaklığı hakkında bir mesafe sınırı olup olmadığını bilmiyoruz. Kesimhaneler, kümesler ve ahırlar için bahsettiğiniz mesafe mevcut. Bu değerler “Koku Oluşturan Emisyonların Kontrolü Hakkında Yönetmelik” te yer almaktadır. Konuyla ilgili şikayeti belediyeye dilekçe ile veya CİMER, BİMER aracılığı ile yapabilirsiniz. Şikayet sonrası ilgili alanda Koku ve Gürültü ölçümleri yapılacaktır. Çevre mevzuatlarında geçen sınır değerleri sağlamadığı tespit edilirse konuyla ilgili tedbirler alınması istenecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir