Patlatma Tekniği ve ÇED Uygulamaları Eğitimi

Patlatma Tekniği ve ÇED Uygu...

2001 yılında T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı bünyesinde kurulan Türkiye Çevre Koruma Vakfı, Bakanlığın ...

Doğadaki İzimiz: Ekolojik Ay...

Ekolojik ayakizi çalışmaları, insan-doğa ilişkisinin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir temele oturması için ilk ...

  • 25 Aralık 2013 tarih ve 28862 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarları Yeterlik Yönetmeliği’nin 19. Maddesi 2. Bendinde; “Bakanlık, mevzuat gereği veya gerekli gördüğü konularda eğitime katılma veya sertifika alma zorunluluğu getirebilir”, 19. Maddesi 3. bendinde ise “gerekli durumlarda eğitim konuları, içeriği, katılım şartları ve sınav gerekliliği gibi hususlar, Bakanlıkça belirlenir” hükmüne yer verilmiştir.

     

    Söz konusu hüküm gereği; Emisyon İmisyon ölçümleri raporlama personelleri için sertifika zorunluluğu getirilecektir. Bu kapsamda Çevre Ölçüm ve Analizleri Yeterlik Belgesi verilen Çevre Laboratuvarlarının; emisyon ve imisyon ölçümlerine ilişkin raporlamayı gerçekleştiren Raporlama Sorumlusu personeller için, 18-22 Şubat 2018 ve 22-26 Şubat 2018 tarihlerinde iki grup halinde mevzuat, standart, ölçüm yöntemleri ve raporlama hususlarını içeren ilk sertifikasyon eğitimi gerçekleştirilecektir.

     

    Bu eğitimin gerçekleştirilmesinin ardından emisyon ve imisyon ölçümlerine ilişkin raporları hazırlayacak Raporlama sorumluları personellerinin de, rapor hazırlamasına ilişkin sertifikasının bulunması şartı aranacaktır. Yetkili Çevre Laboratuvarlarının emisyon ve imisyon ölçümlerini gerçekleştiren raporlama sorumlularına yönelik olacak olan söz konusu eğitim sonunda sınav yapılacak olup, bu sınav sonucunda başarılı olan katılımcılara sertifika verilecektir.

     

    Verilecek olan sertifikanın geçerlilik süresi 5 yıl olup, söz konusu sertifikaya sahip laboratuvar çalışanlarının 5 yıllık süreç içerisinde iş yeri değişikliği yapmaları durumunda; hem çalışanın hem de laboratuvarın mağdur olmaması için hazırlanan mevcut sertifikaların, çalıştıkları laboratuvarlar dışında sadece bir laboratuvar için daha geçerliliği söz konusu olacaktır. Sertifikalı raporlama sorumlusu personelinin ikinci defa iş yeri değişikliği yaptığı durumda sertifikası geçersiz sayılacak ve yeniden eğitim alması gerekecektir.

     

    Emisyon İmisyon Ölçümleri Raporlama Personeli Sertifikasyon Eğitimi, raporlamalarda standart oluşturulması ve uygulamada bütünlüğün sağlanmasına yönelik olacağından, eğitimin içeriği; ölçüm personeline yönelik düzenlenen Emisyon ve İmisyon Ölçümlerinde Kullanılan Standartlar ve Ölçüm Yöntemleri Eğitiminden farklı olacaktır. Bu nedenle, daha önce ölçüm personeli olarak verilen sertifikalar raporlama personeli sertifikası olarak kullanılamayacaktır.

     

    Ölçüm personeli aynı zamanda raporlamadan sorumlu personel olarak da görev alacaksa, raporlama eğitimine de katılım sağlamak ve sertifika almak zorundadır. Raporlama personeli olarak görev alacak personelin, ölçüm personeline yönelik verilen sertifikayı alma zorunluluğu bulunmamaktadır.

     

    Eğitime katılacak raporlamadan sorumlu personellerin, en az lisans mezunu olması gerekmektedir. Emisyon ve İmisyon Ölçümlerine ilişkin Raporlama Sorumlusu olarak çalışacak laboratuvar personeli ile bireysel başvuru yapacak diğer şahısların, üniversitelerin mühendislik, tıp, fen, veterinerlik ve su ürünleri fakültelerinin ilgili bölümlerinden mezun olması şartını sağlamaları gerekmektedir. Ancak, daha önce ya da halen Yetkili Çevre Laboratuvarlarında raporlama personeli olarak görev yapan ön lisans mezunu kişilerin de; ilk eğitime mahsus olmak üzere, geriye dönük olarak en az 1 sene Emisyon ve İmisyon konusunda raporlama personeli olarak çalıştıklarını, Bakanlığa ve/veya İl Müdürlüklerine sunmuş oldukları raporları ibraz ederek ispat etmeleri durumunda, eğitime katılım sağlama ve yapılacak sınavda başarılı olmaları halinde raporlama personeli olarak sertifika alma ve görev yapma hakkına sahip olabileceklerdir.

     

    Eğitim kontenjanla sınırlıdır. Gruplandırmalar kayıt sırasına göre yapılacak olup iki grup arasında değişiklik yapılmayacaktır. Son başvuru tarihi bittikten sonra gruplandırmalar tarafınıza bildirilecektir bu yüzden kayıt esnasında lütfen güncel ve bireysel mail adreslerinizi yazarak takip ediniz.

     

    Eğitime katılmak isteyenler öncelikle bulundukları ilin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri Döner Sermayesinden “Çevre Alanında Teorik ve Pratik Eğitimi” için Referans numarası alarak, Bakanlığın Döner Sermaye Müdürlüğü Halk Bankası Kurumsal 301 no.lu hesabına 680 TL yatırdıktan sonra Banka dekontunu basvuru.tucev.org kayıt sisteminde ilgili yere yüklemeleri gerekmektedir.

     

    Ayrıca katılımcılar eğitim ve konaklama bedeli olan 1.770 TL (KDV dahil) Türkiye Çevre Koruma Vakfı İktisadi İşletmesi, T.C. Ziraat Bankası, Kamu Girişimci Şubesi, IBAN: TR71 0001 0025 3352 1264 1250 19 no’lu hesaba ödedikten sonra sistemde ilgili yere bu ücretin dekont numarasını yazarak 2 Şubat 2018 tarihine kadar basvuru.tucev.org‘dan kayıt yaptırmaları gerekmektedir. Katılımcılarımızın tek kişilik odalarda tam pansiyon konaklama (Akşam Yemeği, Sabah Kahvaltısı, Öğle Yemeği, Öğle ve Akşam yemeklerinde 1 Adet Meşrubat, Lobi genel alanında (Mercan, Yasemin ve Oyun Cafe) geçerli Çay – Nescafe , minibarda günlük kişi başı 1 adet 0,5 lt su ve Toplantı günlerinde iki adet kurabiyeli kahve molası dâhildir.), eğitim materyalleri, sarf malzemeleri, otogardan otele(14:00’da) ,dönüşte otelden otogara (13:30’da) tek transfer organizasyon tarafından karşılanacaktır. Eğitim NG Hotels/Afyon’da (NG Afyon Wellness & Convention İzmir Karayolu 7. Km. / AFYON) düzenlenecektir.

     

    İlk grup katılımcıları 18 Şubat 2018 saat 14:00 itibariyle otele giriş yapabilirler. Afyon otogardan otele toplu transfer 18 Şubat 2018 saat 14:00’da yapılacaktır. Eğitim 19 Şubat 2018 saat 09:00’da başlayacaktır. Katılımcılar 22 Şubat 2018 tarihinde saat 12:00’da odalarını boşaltmakla yükümlüdürler. 22 Şubat 2018 saat 13:30’da otelden otogara tek ve toplu transfer sağlanacaktır.

     

    İkinci grup katılımcıları 22 Şubat 2018 saat 14:00 itibariyle otele giriş yapabilirler. Afyon otogardan otele toplu transfer 22 Şubat 2018 saat 14:00’da yapılacaktır. Eğitim 23 Şubat 2018 saat 09:00’da başlayacaktır. Katılımcılar 26 Şubat 2018 tarihinde saat 12:00’da odalarını boşaltmakla yükümlüdürler. 26 Şubat 2018 saat 13:30’da otelden otogara tek ve toplu transfer sağlanacaktır.

     

    Eğitime katılmak isteyen katılımcıların yukarıda belirtilen iki ayrı ücretinde ödemesini yaptıktan sonra dekontlarıyla beraber sistemden kayıt oluşturmaları gerekmektedir. Aksi halde kayıtlar dikkate alınmayacak, silinecektir. Katılımcıların eğitime katılmaması durumunda ücret iadesi yapılmayacaktır.

     

    Katılımcılar faturalarını eğitim sırasında fatura bankosundan temin edebilirler.(Kurum ödemelerinde lütfen kurumun tam adını, vergi dairesini, vergi numarasını ve adresini başvuru formunda ilgili yere yazınız aksi halde faturalarınız tarafınıza bireysel olarak kesilir ve düzeltilmez.)

  • Türkiye’nin arzu edilen refah düzeyine erişmesine yönelik olarak hazırlanan ve “Ulusal Teknoloji Öngörü Projesi” adıyla bilinen Vizyon 2023 projesi doğrultusunda, geri dönüşüm, atık yönetimi ve çevre teknolojileri sektörüyle ilgili ulusal yatırımlar tüm hızıyla devam ediyor. Proje kapsamında hem kamu hem de özel sektör kuruluşlarının; çevreye duyarlı, temiz üretim teknolojilerini kullanmak, atıkların değerlendirilmesini sağlayacak teknolojilere sahip olmak, kaynakların sürdürülebilir kullanımına yönelik teknolojileri geliştirebilmek, yeni kurulacak sistemleri mutlaka sürdürülebilir verimlilik modeline göre temiz teknolojilere dayalı şekilde tasarlamak ve kurmak gibi yükümlülükleri bulunuyor.

     

    Londra merkezli Tarsus Group iştiraki olan İstanbul Fuar Hizmetleri A.Ş. (İFO) tarafından T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın katkılarıyla 2005 yılından bu yana her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen REW İstanbul 14. Uluslararası Geri Dönüşüm, Çevre Teknolojileri ve Atık Yönetimi Fuarı, 15-17 Şubat 2018’de 14. kez kapılarını açıyor. Başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin bu alanda yaptığı yatırımlarla milyarlarca dolarlık bir pazar halini alan sektör, yine REW İstanbul’da bir araya geliyor. TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan organizasyon özellikle KOBİ’ler, ağır sanayi kuruluşları, atık yönetimi konusunda sorumluluğu bulunan belediyeler, Organize Sanayi Bölgesi yönetimleri, çevre teknolojileri konusunda makine ve ekipman ürüten firmalar ile bu alanda iş kurmayı planlayan yatırımcılar için önem taşıyor. “Katı Atık, Atıksu, Atık Gaz ve Yeşil Enerji” alanlarında 2018’nin en yeni ürün, teknoloji ve uygulamalarına ev sahipliği yapacak REW İstanbul’a, 20 ülkeden 170 firmanın katılımı beklenirken, bu sene yurt içi ve yurt dışından 13 bin karar verici profesyonelin fuarı ziyaret etmesi hedefleniyor.

     

    Bu yıl 20 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilecek olan REW İstanbul, atık toplama ve taşıma araçlarından ayırma, arıtma ve presleme makinelerine, geri dönüşüm sistemlerinden geri kazanım tesis ve ürünlerine, yenilebilir enerji teknolojilerinden kentsel çevre temizlik araç-gereçlerine kadar onlarca farklı kategoride yeniliklerin buluşma adresi olacak. Fuar, özellikle atıksu ve katı atıkların geri kazanımı, atıktan enerji üretimi ile hammadde ve enerji tasarrufu gibi döngüsel ekonomiye imkan veren tüm sistemleri bir arada sunacak olmasından ötürü de sektör firmaları açısından üretim maliyetlerine katma değer yaratacak önemli bir etkinlik olarak kabul ediliyor.

     

    Çevresel atıkları kazanca çeviren, yaşanabilir çevrenin geleceğini bugünden şekillendiren teknolojilerin buluşma noktası REW İSTANBUL

     

    Milyarlarca dolarlık büyük bir pazara sahip sektöre yatırım planlayan karar vericiler, Şubat 2018’de düzenlenecek olan REW İstanbul’da bir araya geliyor. Geride kalan birbirinden başarılı 14 yılın verdiği deneyimle, çevre teknolojileri yatırımlarına ışık tutan REW İstanbul, bu alanda makine ve ekipman üreten firmaları, çevre ile ilgili yatırım yapması gereken kamu ve özel sektör temsilcileriyle buluşturması açısından büyük önem taşıyor. Bununla birlikte REW İstanbul, Balkanlar, BDT Ülkeleri, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan gelen profesyonellere ürünlerini tanıtmak, yeni müşteriler kazanmak ve mevcut müşterilerle ilişkileri geliştirmek için de global bir fırsat olmaya devam ediyor.

     

    REW İstanbul 2018’de katılımcı olarak yer almak isteyen firmalar ve organizasyonu takip etmeyi planlayan profesyonel ziyaretçiler, detaylı bilgi için www.rewistanbul.com adresini ziyaret edebilirler.

  • Dünya nüfusundaki ve uygarlık düzeyindeki artışlarla birlikte toplam enerji gereksinimi artıyor ve buna karşın günümüzde kullanılmakta olan enerji kaynakları hızla tükeniyor. İşte tam bu noktada alternatif enerji kaynaklarına duyulan gereksinim kaçınılmaz hale geliyor. Petrol krizinin ve çevre sorunlarının etkisi altında, yakın gelecekte araçlarda kullanılan benzin, mazot gibi petrol kökenli konvansiyonel yakıtların yerini alacak alternatif yakıtların bulunması büyük önem taşıyor.

     

    Bugün yakıt seçiminde, motor yakıtı olma özelliği, çok yönlü kullanım, kullanım verimi, çevresel uygunluk, emniyet ve efektif maliyet ölçütleri göz önüne alınıyor. Bunlara dayalı bir değerlendirme, hidrojenin önemli bir enerji taşıyıcısı olduğunu ortaya çıkarıyor. Fosil yakıtlar yalnızca alevli yanmaya uygunken hidrojen alevli yanmaya, katalitik yanmaya, doğrudan buhar üretimine, kimyasal dönüşüme ve yakıt pili ile elektrik dönüşümüne uygun bir yakıttır.

     

    Peki, nedir hidrojen? Kokusuz, renksiz ve saydam olan, tadı olmayan, evrende en bol bulunan bu element aynı zamanda doğadaki en hafif elementtir. Gözlemlenebilir evrenin kütlece yaklaşık % 75’i hidrojenden oluşur. Kalan kısmı ise daha çok helyumdur. Özellikle genç yıldızlar, yıldızlar arasında bulunan toz ve gaz bulutları büyük miktarlarda hidrojen içerir. Güneşin kütlece yarısından fazlası da hidrojenden oluşur. Hidrojenin birim kütlesinin ısıl değeri, petrolünkinden 3,2 kat, doğal gazınkinden ise 2,8 kat fazladır.

     

    Yalnız bir konuyu da hatırlatalım, hidrojen doğada serbest halde bulunmaz. Yalnızca fosil yakıtlar dediğimiz petrol, kömür, doğal gazın ya da suyun içinde yer alır. Uygun teknolojiler kullanılarak bu kaynaklardan hidrojen elde edilir. Endüstriyel hidrojen, hidrokarbon yakıtlar ya da su kullanılarak üretilir. Üretim, kimyasal olarak yapıya bağlı bulunan hidrojenin, çeşitli parçalanma tepkimeleri ile fosil yakıtlardan termokimyasal yolla ya da sudan elektroliz ve benzeri yöntemlerle açığa çıkarılması prensibine dayanır.

     

    Peki elde edilen hidrojen nerelerde kullanılır? Dünyada üretilen hidrojenin yaklaşık olarak % 62’si gübre sanayisinin bir hammadesi olarak kullanılan amonyağın üretiminde, % 24’ü petrol rafinasyonunda ve % 10’u metanol üretiminde kullanılıyor. Kalan % 4’lük kısım ise metal ve cam sanayisinde, yağ sanayisinde hidrojenasyon tepkimelerini gerçekleştirmek için ve uzay çalışmalarında roket yakıtı olarak kullanılıyor.

     

    Amonyak üretiminden sonra hidrojenin en fazla kullanıldığı alan, halen petrol rafinasyonu. Rafinasyon işleminde yan ürün olarak açığa çıkan hidrojen ve hidrokarbon yakıtlardan hidrojen üretimi, en önemli iki hidrojen üretim süreci olarak bilinir.

     

    Petrol rafinasyonundan sonra üçüncü en büyük hidrojen tüketimi, metanol üretimi sırasında gerçekleşir. Dünyada üretilen hidrojeninin yaklaşık olarak % 10’u metanol üretiminde kullanılır. Amonyak ve metanol üretimi ile petrol rafinasyonu dışında kalan hidrojen, gaz firmaları tarafından tedarik edilir.

     

    Hidrojen de aslında elektrik gibi bir enerji taşıyıcısı. Halen uzay mekiklerinde kullanılan ve birçok uygulamada enerji üretimi için kullanılmaya başlanan yakıt pilleri, içten yanmalı motorlar, mikro türbinler ve benzeri sistemlerde değerlendirildiğinde, hidrojenden enerji üretilebilir.

     

    Hidrojen alevli yanma özelliği ile içten yanmalı motorlarda, gaz türbinlerinde ve ocaklarda yakıt olarak da kullanılır. Hidrojenin doğrudan buhara dönüşme özelliği, buhar türbinleri uygulamasında kolaylık sağlar. Bu özelliği ile endüstriyel buhar üretimi de kolaylaşır. Hidrojenin katalitik yanma özelliğinden kombilerde, mutfak ocaklarında, su ısıtıcılarında ve sobalarda yararlanılabilir. Hidrojen, yakıt pillerinde elektrokimyasal çevrimle doğrudan elektrik üretiminde de yüksek bir verimle (yakıt pili tipine bağlı olarak % 40-65) kullanılabilir. Yüksek verimlilikleri ve düşük emisyonları nedeniyle yakıt pillerinin yakın gelecekte ulaşım sektöründe ve elektrik üretiminde geniş bir kullanım alanı bulması bekleniyor.

     

    Türkiye’de ve Dünyada Hidrojen

     

    Peki ülke olarak biz hidrojenden bugüne kadar acaba nasıl yararlandık ve yararlanıyoruz? Ülkemizde de dünyadakine benzer şekilde, hidrojen esas olarak petrol rafinasyonunda, amonyak ve metanol üretiminde kullanılır. Yaklaşık 30 milyon ton petrolü işleyebilmek için gerekli hidrojen, başlıca İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman rafinerilerinde üretilir. Rafinerilerde kullanılan hidrojen, kısmen ham petrolün işlenmesi için kullanılan dehidrojenasyon ünitelerinde kısmen de doğal gazdan üretilir.

     

    Dünyada hidrojen üretimi oldukça geniş ve büyüyen bir endüstri. Günümüzde dünyada her yıl yaklaşık olarak 50 milyon ton hidrojen üretilir. Üretilen hidrojenin petrol cinsinden karşılığı ise yaklaşık olarak 170 milyon ton. Halen üretilen hidrojenin tamamı eğer, gaz türbinleri, gaz motorları, kojenerasyon sistemleri ve benzeri enerji sistemlerinde değerlendirilseydi, dünyanın toplam enerji ihtiyacının yalnızca yaklaşık % 2’si karşılanabilirdi.

     

    Hidrojenin depolanması ve nakledilmesi bugün için oldukça pahalı. Bu nedenle üretimin büyük çoğunluğu bölgesel olarak gerçekleştirilir ve genellikle üretici firma tarafından hemen tüketilir. 2005 yılı itibarıyla, tüm dünyada, bir yıl içerisinde üretilen hidrojenin ekonomik değeri yaklaşık olarak 210 milyar TL’dir.

     

    Gelecekte Hidrojen

     

    Alternatif enerji taşıyıcılarından biri olacağı öngörülen hidrojeni acaba nasıl bir gelecek bekliyor? Önümüzdeki 30-40 yıllık dönemde Çin, Hindistan gibi yükselen ekonomilerin hızla artan talebiyle birlikte, petrolün fiyatının bugünkü varil başına 50 dolar düzeyinin çok üstüne çıkması bekleniyor. Bu durum karşısında devletler enerji çeşitliliğinin ve güvenliğinin sağlanması için alternatif kaynak arayışına girdiler.

     

    Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimin hız kazandığı bu dönemde, geleceğin yakıtı olarak kabul edilen hidrojen, hem devlet bütçelerinde hem de şirketlerin Ar-Ge yatırımlarında önemli bir yer tutmaya başladı. Uluslararası Enerji Ajansı IEA’nın vizyonu, temiz ve sürdürülebilir enerji arzının sağlanmasında, hidrojenin anahtar bir rol üstlenebileceği yönünde.

     

    Peki hidrojen gelecekte nasıl yaygınlaşacak? Hidrojenin yaygınlaşmasını sağlayacak üç unsur, enerji sektörünün ithal petrole bağımlı olması, daha verimli ve düşük maliyetli enerji sağlaması, çevreyi kirletmeyen temiz kaynak arayışıdır. Petrolün bugünkü ve gelecekte öngörülen durumu, ithalat bağımlılığı, fosil yakıtların yarattığı karbondioksit emisyonları ve Kyoto Protokolü’nün emisyonlara getirdiği sınırlamalar doğrultusunda, hidrojen çok önemli bir kaynak olarak nitelendiriliyor. Ancak şu an hidrojenin geleceği, altyapı ve üretim maliyetleri, hükümetlerin destekleyici politikaları ve teşvikler, yeni teknolojilerin toplum ve tüketiciler tarafından kabul görmesi gibi birçok parametreye bağlı. Petrole bağlı enerji sektörünün dönüşümünün sağlanmasında özel sektör kadar, destekleyici hükümet politikalarının da kilit rol oynaması bekleniyor.

     
    Dünyada hidrojen talebine yönelik beklenen gelişmeler şöyle sıralanabilir:

    • Hidrojenli araçları teşvik etmek amacıyla hidrojen istasyonlarının yer aldığı otoyol ağı kurulması amaçlanıyor,
    • Hibrid araçlarla başlayan dönüşüm sürecinin hidrojen, biyoyakıt veya batarya ile çalışan araçların piyasaya çıkmasıyla tamamlanması öngörülüyor.
    • Gelecekte iki yakıtlı araçların (dizel/hidrojen, benzin/hidrojen) otomotiv sektöründe payının artacağı tahmin ediliyor.
    • Evlerde hidrojen kullanımının yaygınlaşacağı düşünülüyor.
    • Geleceğe yönelik pazar beklentilerini değerlendiren senaryolara göre 2025 yılında dünya genel enerji tüketiminin yıllık 12-16 milyar ton petrole eşdeğer olması bekleniyor. 2025 ve sonraki dönemde, toplam enerji ihtiyacının % 10-20’sinin hidrojenden karşılanması öngörülüyor.
    • Otomotiv sektöründe de hidrojenli araçların pazarda yer alacağı düşünülüyor ve bu konuda yoğun teknoloji geliştirme çalışmaları yapılıyor.

     

    Ticari Hidrojen Üretim Süreçleri

     

    Hidrojenin üretim kaynakları bol ve çeşitlidir. Hidrojen, daha önce de sözünü ettiğimiz gibi fosil yakıtlardan elde edilebildiği gibi, güneş, rüzgâr, hidrolik enerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrik enerjisi kullanılarak, elektroliz yolu ile sudan ve biyokütleden de üretilebilir. Suyun elektrolizi bilinen bir yöntem olmakla beraber, ekonomik hale getirilmesi konusunda çalışmalar yürütülüyor; benzer şekilde güneş enerjisinden biyoteknolojik yöntemlerle hidrojen üretimi konusunda Ar-Ge çalışmaları devam ediyor.

     

    Bugün ticari olarak üretilen hidrojenin büyük bir bölümü fosil yakıtlardan elde ediliyor. Günümüzde hidrojenin % 48’i doğal gazdan, % 30’u ham petrolden, % 18’i kömürden ve % 4’ü elektroliz yöntemi ile sudan üretiliyor.

     

    Yakıt Pilleri

     

    Yakıt pili teknolojileri, yüksek verimleri ve düşük emisyon değerleri nedeni ile hidrojenin kimyasal enerjisinin elektrik enerjisine dönüştürüldüğü önemli bir enerji dönüşüm ve üretim teknolojisi olarak bilinir. Geliştirilmekte olan yakıt pilli mikro kojenerasyon sistemlerinin temelde, hidrojen üretim sistemi, yakıcı, enerji koşullandırma sistemi ve elektrik üretiminde kullanılmak üzere yakıt pilinden oluştuğu görülmektedir. Teknoloji odaklı olarak, daha çok yüksek sıcaklıklarda (650-850 °C) çalışan ergimiş karbonatlı yakıt pilleri (EKYP) ve katı oksit yakıt pilleri (KOYP) ve düşük sıcaklıklarda (yaklaşık 80-200 °C) görev yapan PEM tipi yakıt pilleri üzerinde çalışılıyor. Hidrojen bir enerji taşıyıcısı olarak bu teknolojiler sayesinde önemini giderek artırıyor. Ancak gerçek anlamda hidrojen ekonomisine geçiş için stratejik ve teknolojik anlamda halen çözümlenmesi gereken önemli sorunlar var.

     
    Kaynaklar
    – Elvers, B., Hawkins, S., Ravenscroft, M., Schulz, G. (ed.), Ulmann’s Encylopedia of Industrial Chemistry, Cilt A13, VHS, s. 311, 1989.

    – Bade, W., Parekh, U. N., Raman, V. S., Seide, A. (ed.), Kirk-Othmer Encyclopedia of Chemical Technology, Beşinci baskı, Cilt 13, John Wiley & Sons, Inc., s. 759-808, s.837-866, 2005.

    – Spath, P. L., Mann, M. K., “Life Cycle Assesment of Hydrogen Production via Natural Gas Steam Reforming”, NREL National Renewable Energy Laboratory, 2001

  • 21 Kasım 2013 tarihinde yayımlanan ve 1 Ocak 2014 tarihinde yürürlüğe giren “Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmeliğin” Eğitim başlıklı 17. Maddesinde “Bakanlık, belge sahibi çevre görevlilerine yılda en az bir kez eğitim verir veya verdirir. Çevre görevlileri vize dönemi içinde en az bir kere bu eğitime katılmak zorundadır. Eğitim ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.” hükmü yer almaktadır.

     

    Bu kapsamda 31 Aralık 2018 tarihine kadar belge geçerlik süresi bulunan Çevre Görevlilerine yönelik Çevre Görelisi Vize Yenileme Eğitimi düzenlenecektir. Açılan bu eğitim; 2010, 2011 ve 2012 tarihlerinde çevre görevlisi belgesi almış olanlar için son vize yenileme eğitimi olacaktır. İzin lisans sistemi üzerinde (Çevre Görevlisi vize yenileme başvurusu yapmadığından belgesi geçersiz sayılanlar) belgesi iptal edilmiş olanlar bu eğitime katılabileceklerdir.

     

    Çevre Görevlisi Vize Yenileme Eğitimi başvuruları 03-17 Kasım 2017 tarihleri arasında kabul edilecek olup, başvurular http://uzaktanegitimcsb.gov.tr online Uzaktan Eğitim Portalı üzerinden tamamlandıktan sonra gruplar halinde eğitime başlanacaktır.

     

    Çevre Görevlisi Vize Yenileme Eğitimi Uzaktan eğitim şeklinde olup başvurular ve eğitim internet üzerinden yapılacaktır. Adaylar, online uzaktan eğitim portalı üzerinden gruplar halinde eğitime alınacaktır. Eğitime başvuruda istenilen bilgilerin eksiksiz şekilde doldurulması gerekmektedir. Başvurularda diploma ve eğitim ücreti yatırıldığına dair dekont sisteme yüklenerek yapılacaktır. Uzaktan eğitim Başvurusu için E-imza/Mobil imzaya gerek yoktur.

     

    Çevre Görevlisi Eğitim süresi 7 (yedi) takvim günü ile sınırlanacaktır. Bu süre sonunda adaylar için online uzaktan eğitim portalı kapatılacaktır. Hiçbir şekilde ilave süre uzatımı yapılmayacaktır. Adaylar belirtilen gün içerisinde sisteme giriş yaparak eğitimi tamamlamak zorundadır. Bu süre içerisinde eğitimi tamamlamayan adaylar eğitim haklarını kaybetmiş sayılacaktır ve eğitim için yatırdıkları ücreti geri alamayacaklardır.

     

    “Çevre Görevlisi Vizesi Uzaktan Eğitim Ücreti” 150 TL olup, eğitim ücretini önce http://uzaktanegitimcsb.gov.tr adresinden (yani online uzaktan eğitim portalından) “kaydol” butonuna tıklayarak kayıt yaptırıp, bilgilerini yükledikten sonra sistemin vereceği referans numarası ile Türkiye Halk Bankası A.Ş.’de açılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hesabına yatıracaklardır. Ödenen ücret Halk Bankası tarafından otomatik olarak sisteme yüklenecektir. Adaylar ayrıca sisteme dekont yüklemeyeceklerdir. Başvuru esnasında ayrıca lisans diploama/mezuniyet belgesi de yüklenecektir.

     

    Eğitim için başvuruda istenilen bilgilerin (E-Posta, Tel, v.b) eksiksiz şekilde doldurulması gerekmektedir. Eğitim ile ilgili her türlü bilgilendirme (başvuru onay-red, eğitime başlama tarihleri vb.) adaylar tarafından başvuru sırasında verilen e-posta adreslerine yapılacaktır. Uzaktan Eğitim portalı üzerinden hatalı başvuru yapanların yatırdıkları ücretin iadesi yapılmayacaktır.

     

    Çevre Görevlisi Eğitimini tamamlayan adaylara elektronik olarak e-sertifika düzenlenecektir. Eğitimi tamamlayarak sertifikasını alan adaylar, Çevre Görevlisi Vize Yenileme Başvurusu yapmak için Bakanlığın izin lisans (http://izinlisans.cevre.gov.tr) yazılım portalı üzerinden kendi kullanıcı adı ve şifreleri ile giriş sağlayarak “Vize İşlemleri Nedeniyle Belge Yenileme” başvurusunu seçerek elektronik olarak başvuru yapacaklardır.

     

    Not: Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında çalışan ve hali hazırda Bakanlık çalışanı olarak Çevre Görevlisi Belgesi alan kişiler, Vize yenileme başvurusu yaptıkları tarih itibari ile Bakanlık merkez ve taşra teşkilatının çevre ile ilgili birimlerde çalıştıklarını belgelendirmeleri durumunda, yapılacak Çevre Görevlisi Vize Yenileme Eğitimine katılmalarına gerek bulunmamaktadır. Bu durumda olanlar Çevre Görevlisi belgelerini vize yaptırmak için izin lisans yazılım sistemi üzerinden ilgili belgelerle başvuru yapabilir.

     

    Usul ve esasların Bakanlık tarafından belirlendiği eğitime, çevre görevlileri vize dönemi içinde en az bir kez katılmak zorunda. Söz konusu eğitimde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile sanayiciler arasında yaşanan sıkıntılar değerlendirilecek ve sıkıntılara çözüm önerilerinin getirilmesi sağlanacak.

     

    Vize Yenileme Eğitimi başvurusu yapıldığı esnada, eğitim süresince, eğitim sonunda yaşanacak her türlü sıkıntı (sistemin referans numarası üretmemesi, yanlış e-posta adresi, iletişim bilgileri, okul bilgileri, UEP kullanıcı adı ve şifre unutulması v.b.) için Uzaktan Eğitim Portalı (http://uzaktanegitimcsb.gov.tr) üzerindeki hata/istek bildirim butonundan başvuru yapılacaktır. (Hata/istek bildirim butonundan sadece uzaktan eğitim sistemi ile ilgili sorunlar bildirilecektir)

     

    Uzaktan Eğitim Portalı’nın eğitim ücreti için referans numarası üretmemesi durumunda adayların öncelikle Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) üzerinden adres bilgilerini kontrol ederek gerekirse güncelleme yapmaları gerekmektedir. Adres bilgilerinin hatalı veya eksik olması durumunda portal tarafından referans numarası üretilememektedir.

     

    SON BAŞVURU TARİHİ: 17 Kasım 2017

     

    Çevre Görevlisi Eğitimi Konu Başlıkları

     

    – Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği
    – Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği
    – Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği
    – Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği
    – Atık Yönetimi Yönetmeliği
    – Atıkların Yakılmasına İlişkin Yönetmeliği
    – Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik
    – Atık Getirme Merkezleri Tebliği
    – Atık Ara Depolama Tesisleri Tebliği
    – Atıktan Türetilmiş Yakıt, Ek Yakıt ve Alternatif Hammadde Tebliği
    – Atıkların Karayolunda Taşınmasına İlişkin Tebliğ
    – Atıksu Arıtma/Derin Deniz Deşarjı Tesisleri Proje Onay Genelgesi
    – Atıksu İzinleri
    – Atık Yönetimi Uygulaması
    – AAT Kimlik Belgesi
    – Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği
    – Bazı Tehlikesiz Atıkların Geri Kazanımı Tebliği
    – Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği
    – Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği
    – Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik
    – Çevre Denetim Yönetmeliği
    – Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
    – Endüstriyel Atık İzinleri
    – Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği
    – Hafriyat Toprağı İnşaat ve Yıkıntı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği
    – Hassas ve Az Hassas Alanlar Tebliği
    – Hava ve Gürültü İzinleri
    – İzin Lisans Sistemi
    – Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği
    – Koku Oluşturan Emisyonların Kontrolü Yönetmeliği
    – Kompost Tebliği
    – Kimyasalların Yönetimi
    – Laboratuvar Faaliyetleri
    – Maden Atıkları Yönetmeliği
    – Mekanik Ayırma, Biyokurutma ve Biyometanizasyon Tesisleri İle Fermente Ürün Yönetimi Tebliği
    – Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Yönetmeliği
    – Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği
    – Özel ve Evsel Atık İzinleri
    – Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Uygulamaları
    – Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği
    – Seveso
    – Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği
    – Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği
    – Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik
    – Tekstil Sektöründe Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Tebliği

  • LPG Otogaz İstasyonları Sorumlu Müdürlük Eğitimi: Ülke ve toplum yararları doğrultusunda kaliteli, sağlıklı, güvenli ve ekonomik tesislerin gerçekleştirilmesi amacıyla, LPG Otogaz İstasyonları Sorumlu Müdür hizmetlerinin yerine getirilmesinde ve denetlenmesinde görev alacak mühendislerin bilgi birikimlerinin geliştirilmesine katkıda bulunmak ve belgelendirmelerini sağlamaktır.

     

    Katılımda Aranacak Şartlar: Eğitim Ücretini Yatırmış Olmak ve Mühendislik fakültelerinden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt içi veya yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak.

     

    Başvuru Sırasında İstenen Belgeler: Belgelendirme ücreti ödenti makbuzu, TMMOB’ye bağlı Oda üyeleri için Oda üye kimlik kartı fotokopisi ve Oda üye ödenti borcu bulunmamak.

     

    LPG Otogaz İstasyonları Sorumlu Müdürlük Eğitimi İçeriği

    • ÇMO Ana Yönetmelik ve Yönetmelikleri, Mühendislik Etiği, Sorumlu Müdürün Hak ve Sorumlulukları
    • LPG Piyasası Hukuki Düzenlemeleri
    • İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı
    • LPG depolama, dolum tesislerini, otogaz istasyonlarını, LPG tesisatını ve konut uygulamaları
    • LPG’nin Tanımı, Teknik Özellikleri ve Kullanım Alanları
    • İlgili Standartlar
    • LPG Otogaz İstasyonları Ekipmanları
    • LPG Doldurma, Boşaltma Kuralları
    • Periyodik Kontrol ve Bakımları
    • Yangın Güvenliği
    • İlk Yardım Temel Bilgileri
    • Çalışan personelin eğitimine yönelik planlama ve uygulamaları, Personel Yönetimi ve eğitimleri ile “Sorumlu Müdür Kontrol Kayıt Defteri” Uygulama Esasları

     

    Katılımcı Sayısı: 20 Kişi

     

    Eğitim Ücreti: Eğitim Ücreti: 300 TL + Belge Ücreti: 100 TL = 400 TL (Şube POS cihazına Bonus Kartınızla 4 taksitle ödeyebilirsiniz.)

     

    Hesap Numarası: Türkiye İş Bankası – Meşrutiyet Şubesi 4213-744819 (IBAN: TR870006400000142130744819)

     

    Eğitime katılım sağlayacaklar, 18 Ekim 2017 tarihine kadar ön kayıt yaptırmaları ve eğitim bedelinin %30’unu yukarıda belirtilen hesap numarasına yatırmaları gerekmektedir. Ön kayıt ücretini yatıracakların, şubeyi arayarak kontenjan bilgisi aldıktan sonra ücretlerini yatırmaları rica olunur. Katılımın, katılımcı tarafından iptal edilmesi durumunda ödenen ön kayıt bedeli iade edilmeyecektir. Eğitimin şube tarafından iptal edilmesi durumunda katılımcıya ücret iadesi yapılacaktır.

     

    Ücrete Dahil Olanlar: Eğitim Notları, Başarı Sertifikası ve İkramlar

     

    Eğitim Verileceği Yer: TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Eğitim Salonu – (Hatay 2 Sokak No:24/16 Kızılay Çankaya-ANKARA)

     

    Eğitimin Verileceği Tarih ve Saat: 21-22-23 Ekim 2017 (09:30-17:00)

     

    Eğitmen Bilgileri: Erol ÖZEN (Çevre Mühendisi)

     

    Kayıt İçin İletişim Bilgileri: 0(312) 419 80 76

     

    Kayıtlarınızı deniz@cmo.org.tr adresine adınızı, soyadınızı, iletişim bilgilerinizi, oda sicil numaranızı ve eğitimin adınızı belirterek yapabilirsiniz.

     

    LPG Otogaz İstasyonları Sorumlu Müdür

    Onur OKAY – 0(554)821 65 37 – LPG Otogaz İstasyonları Sorumlu Müdür olarak sizin de isminiz olsun istiyorsanız Bilgi İçin Tıklayınız…

     

  • Bilim insanları uzun zamandır enerji elde etmek için etkili ve çevreci alternatifler arıyor. Bu amaçla yapılan araştırmalardan biri de sahip olduğumuz teknolojileri ışık hasadını çok başarılı bir şekilde gerçekleştiren canlıların doğal teknolojileriyle birleştirmek.

     

    Yeşil bitkiler ve bazı organizmalar tarafından ışık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüştürülmesi süreci olarak tanımlanan fotosentez, canlılar için gerekli olan enerjinin sağlandığı önemli bir süreçtir. Karbonhidrat moleküllerinde depolanan kimyasal enerji ihtiyaç duyulduğunda kullanılması için canlının çeşitli kısımlarına transfer edilir.

     

    Yapraklar güneş ışığı ve karbondioksit kullanarak mükemmel bir işlem süreci ile kimyasal enerji elde edebiliyor. Bilim insanları da benzer süreçleri yapay olarak geliştirerek temiz enerji elde etmeye çalışıyor. Bu süreç aslında çok da kolay sayılmaz. Ancak bu zorlu süreç başarıyla gerçekleştirilebilirse hidrojen yakıtı ve sıvı hidrokarbon elde edilebiliyor.

     

    Atmosferdeki oksijenin tamamına yakını fotosentez yapan organizmalar tarafından sağlanıyor. Her yıl fotosentez süreçleri sonucunda yaklaşık 176 milyar ton karbonhidrat üretiliyor. Doğada her an gerçekleşen bu süreçten ilham alınarak yapılan çalışmaların en önemlisi ve şimdiye kadar en çok ilerleme kaydedileni yapay yaprak ile ilgili araştırmalar.

     

    İtalyan kimyager Giamoco Ciamician 1912’de Science’ta yayımladığı makalede Güneş’in enerjisinin hasat edilmesiyle yakıt elde edilebileceğini vurgulamış. Günümüzdeki gelişmelerle güneş enerjisinden %15-%20 oranında verimlilikle elektrik enerjisi elde edebiliyoruz. Çoğu bitkide bu dönüşüm oranı %1 civarında olmakla birlikte bazı bitkilerdeki en yüksek oran %4,5. Bitkilerde ve fotosentez sistemlerinde öne çıkan nokta ise elde edilen enerjinin yüklü parçacıklar olarak değil de kimyasal bağlar olarak depolanması, yani yakıt üretilmesi. Yakıtlar da bataryalardan daha fazla enerji depolayabiliyor. Elektrik üretiminde güneş ışınlarının her zaman aynı şekilde panellere ulaşmaması, enerjiyi depolamak için pahalı ve ağır bataryaların kullanılması ve sürekli şarj döngüsünde bu bataryaların etkinliklerinin azalması mevcut sistemlerin eksi yönleri arasında.

     

    Güneş enerjisini etkili bir şekilde kullanma çalışmaları uzun zaman öncesine dayanıyor. Aslında güneş enerjisini etkili bir biçimde kimyasal enerjiye dönüştürebilen canlılardan ilham alınması çok da mantık dışı değil. Güneş enerjisi toplama teknolojilerimizi canlıların fotosentez gerçekleştirme yetenekleriyle birleştirmek iyi bir yol gibi görünüyor. Arizona Üniversitesi’nden profesör Thomas Moore’un belirttiği gibi “doğa kimya biliyor, insanlar da elektrik üretmeyi”.

     

    Yapay fotosentez çalışmalarının öncülerinden, Harvard Üniversitesi profesörü Daniel G. Nocera 2011’de ekibi ile birlikte hayli basit ve ucuz sayılabilecek bir yapay yaprak sistemi geliştirdi. Bu sistem güneş enerjisini kullanarak katalizör emdirilmiş silikon plakalar aracılığı ile suyu oksijene ve hidrojene ayrıştırıyordu. Oluşan bu gazlar baloncuklar olarak gözlenebiliyordu. Bu gibi sistemlerle elde edilen hidrojen gazı basınç tanklarında ve yakıt hücrelerinde kolayca depolanabilir.

     

    Yapay yaprak sistemlerinin çalışması üç temel sistem üzerine kurulu. Birinci sistem güneş ışığını yakalama görevini yerine getiriyor. İkinci sistem etkili bir şekilde toplanan güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürüyor. Üçüncü sistem ise su moleküllerini oksijene ve hidrojene ayırmak için elde edilen elektrik yükünü kullanıyor.

     

    Glasgow Üniversitesi’nden profesör Richard Cogdell, güneş enerjisini sıvı yakıt haline getirebilecek yapay bir “yaprak” yaratmak için sentetik biyoloji yaklaşımı kullanmayı benimseyenlerden. Cogdell’e göre Güneş, enerjisini bize karşılık beklemeden sunar ancak bu enerjiyi kullanmanın bazı zorlukları vardır. Elektrik enerjisi elde etmek için güneş panelleri kullanılabilir ancak elde edilen enerji miktarı Güneş’in konumuna göre değişebilir, yeterince verimli olmayabilir ve elde edilen enerjiyi depolamak da zor olabilir. Yapılmaya çalışılan ise güneş enerjisini daha etkin bir şekilde yakalayıp ihtiyaç anında kullanmak için depolamak.

     

    Örneğin Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü tarafından üretilen 1 cm2 yüzey alanına sahip prototip, 40 saat süreyle %10 verimlilikle çalışıyor ve saniye başına 0,8 mikrolitre hidrojen üretiyor (https://www.youtube.com/watch?v=mul7rLCZbC0 bağlantısından prototipin çalışmasını izleyebilirsiniz). Kullanılan katalizörlerin kolay bulunabilen maddelerden olması da bu işlemi mantıklı kılıyor. Güneş enerjisinden elektrik üretimi oturmuş bir endüstri olarak kabul edilse de, enerjinin hidrojen olarak depolanması hem kullanım hem de depolama kolaylığı göz önünde bulundurulduğunda daha tercih edilebilir görünüyor. Kararlı bir kimyasal olarak depolanabilen hidrojen yakıtları bozulmaya dayanıklı, yüksek enerji yoğunluklu ve kolayca transfer edilebilir olmaları yüzünden daha fazla tercih ediliyor.

     

    Temiz Enerji İçin Bir Adım Ötesi

     

    Nocera’nın araştırmaları temiz enerji elde etmek için hayli ilgi çekici olmasına rağmen insanlığın beklediği enerji devrimi için yeterli değildi. Bunun başlıca sebebi ise hidrojenden elektrik üretiminin az bulunan metal katalizörler yoluyla gerçekleştirilebilmesi ve pahalı olmasıydı. Dünyanın karbon temelli yakıt kullanmaktan vazgeçmesi için bu çalışmalardan daha fazlasına ihtiyaç olduğu açık.

     

    Bitkilerde ise bu sorun yok. Hasat edilen güneş enerjisi sindirilebilir yakıt olarak depolanıyor. Burada asıl üzerinde durulması gereken soru şu: Güneş enerjisi kullanarak elektrik üretebiliyoruz ancak etkili bir şekilde yakıt üretebilir miyiz?

     

    Bitkilerdeki doğal süreçlerden ilhamla günümüz teknolojisini geliştirerek bu soruya olumlu yanıt vermek mümkün.

     

    Nocera ve ekibi bu soruya yanıt arayan ilk araştırmacılardan. Daha önceden geliştirdikleri yapay yaprak ile bir toprak bakterisi olan Ralstonia eutropha’yı birlikte kullandılar. Bu işbirliği sonucunda ilk aşamada üretilen hidrojen, karbondioksit eşliğinde bakteriyi beslemek için kullanıldı ve sonuçta bakteri hücreleri biyoyakıt salgıladı. Sistem kısa süre de olsa başarıyla çalıştı. Çünkü kullanılan katalizör aynı zamanda reaktif oksijen atomları da üretiyor ve bu da bakterinin biyokimyasal yapısını bozarak ölmesine sebep oluyordu.

     

    Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de profesör olan ve yapay fotosentez araştırmalarının öncülerinden sayılan Çinli araştırmacı Peidong Yang, elektrik yüklü silikon kabloları canlı organizmalar üzerinde kullanarak aslında yeni bir sürdürülebilir enerji kaynağının var olduğunu gösterdi. Araştırmasında, çok uygulanabilir görünmese de bazı organizmaların elektrik akımında haftalarca hayatta kalmayı başardığını gözlemledi. Böylece doğal bir kaynak olan güneş enerjisinin hepimiz için ucuz ve çevreci bir enerji kaynağı haline gelmesinin yolu da açılmış oldu.

     

    İlerleyen süreçte, Nocera ve Harvard Üniversitesi’nden çalışma arkadaşı Pamela Silver karşılaştıkları problemi çözmek için seçtikleri ve geliştirdikleri bakteriyle uyumlu çalışan yeni bir katalizör kullandı. Ayrıca kullandıkları yapay yaprağı öncekinden daha ucuz ve daha verimli hale getirmeyi başardılar. Ekip bir katalizör çifti kullanarak suyu oksijen ve hidrojene ayrıştırdı ve elde edilen hidrojeni karbondioksit eşliğinde bakterileri beslemek için kullandı. Nocera ve Silver’in çalışmasında %10 verimlilik elde edildi, diğer bir ifadeyle güneş enerjisinin onda birlik kısmı yakıt dönüşüm sürecinde kullanıldı. Bu oran doğal fotosentez süreçlerindeki değerlerin hayli üzerindeydi.

     

    Biyomühendislik süreçleri sayesinde geliştirilmiş bakteriler aracılığı ile farklı sıvı yakıtlar sentezlenebiliyor. Nocera ve arkadaşları yeni katalizör sistemleri ve genetiği değiştirilmiş bakteriler kullanarak yakıt olarak izobütanol ve izopentanol de elde etmeyi başardı.

     

    Bu başarıların elde edildiği sırada Yang da çalışmalarına farklı bir yönde devam etti. Bakterileri hidrojen yerine saf elektronla beslemek istiyordu. Bazı bakteri türleri saf elektrik varlığında yaşayabilir. Örneğin Geobacter türleri elektronları alıp bazı kimyasal tepkimeleri gerçekleştirirken kullanır.

     

    Yang ve ekibi, 2013’te başladıkları araştırmalarda bazı bakteri türlerinin ışık hasadı yapan silikon nano tellerin içinde çoğaltılabileceğini gösterdi. Daha sonra bu nano teller aracılığıyla bakterilere elektron transferi yapıldı. Bakteriler gösterdikleri mükemmel uyum sayesinde elektronları kullanarak karbondioksit, su ve sıvı yakıt (asetat) üretti.

     

    Bir sonraki aşamada ise Moorella thermoacetica bakterisi (doğal süreçlerle asetat üretebilen bir bakteri) ve bazı kimyasallar kullanarak bakterilere ışığı soğurma yetisi kazandıran bir ceket oluşturduklarını bildiren Yang ve ekibi geliştirdikleri bu sistemin kendini yenileyen, güneş enerjili bir yakıt fabrikası olduğunu belirtti.

     

    Enerji Elde Ederken Başka Kazanımlar Kazanmak

     

    Konu sadece enerji elde etmek ile sınırlı kalmıyor. Oluşturulan yapay yaprak sistemleri aslında enzimler ve biyolojik makineler içeren özel tasarımlar. Her biri farklı kimyasal dönüşümler gerçekleştirmek üzere tasarlanabilir. Burada amaç karmaşık kimyasal süreçleri basite indirgemek.

     

    Bunun bir örneği olarak amonyak üretimini gösterebiliriz. 2016’da tüm dünyada amonyak kullanımı 166 milyon ton civarındaydı. Amonyak üretim sürecinde karbondioksit salımı gerçekleşir. Colorado Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı’nda araştırmacı olan Paul King, amonyak sentezini güneş ışığı ve bakteri kullanarak gerçekleştirdi. Hatta bir sonraki adımda sistemi sadece enzimler aracılığı ile çalışacak şekilde geliştirdi.

     

    Sürdürülebilir olan ve kendini yenileyen bu üretim bantlarıyla yakıt dışında plastik malzemeler ve ilaçlar da üretilebilir. Yang ve ekibi NASA tarafından desteklenen projelerinde astronotlar için uzayda gerekli olan yakıtı, oksijeni ve kimyasalları canlı organizmalar kullanarak sentezleyebilecek bir sistem üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca farklı türdeki mini fabrikaları bir arada kullanarak çalışma programını kendi kendine ayarlayabilen sistemler üzerinde de çalışıyorlar.

     

    Güneş enerjisinin etkin bir şekilde kullanılması için araştırmacılar yeni tasarımlar üzerinde çalışmaya devam ediyor. Çevreci, maliyeti düşük, sürdürülebilir ve verimli sistemler için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Şimdiye kadar gerçekleştirilen çalışmalarda elde edilen başarılı sonuçlar, enerji sorunumuza ve fosil yakıtlara bağımlılığımıza çevreci çözümler bulunması açısından ümit verici. Enerji dışındaki üretim çeşitliliğinin farklı kimyasal süreçler kullanılarak artırılmasına yönelik araştırmaların fazladan getirileri olacak gibi görünüyor.

     

    Kaynaklar
    – Azvolinsky, A., “Make like a leaf”, New Scientist, s. 28-31, 15 Nisan 2017.
    – Chong, L., Brendan, C. C., Ziesack, M., Silver, A. S., Nocera, D. G., “Water splitting-biosynthetic system with CO2 reduction efiiciencies exceeding photsynthesis”, Science, Cilt 352, Sayı 6290, s. 1210-1213, Haziran 2016.
    – Sakimoto, K. K., Wong, A. B., Yang, P., “Self-photosensitization of nonphotosynthetic bacteria for solar to chemical production”, Science, Cilt 351, Sayı 6268, s. 74-77, Haziran 2016.

  • T.R.B. Çevre Mühendisi İş İlanı Tanımı: Firma bünyesinde istihdam edilmek üzere “Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği” kapsamında Çevre Danışmanlığı Hizmeti dahilinde firma ziyaretleri gerçekleştirecek, Periyodik saha denetimlerini gerçekleştirerek gerekli raporlamaları yapacak, Çevre eğitimi için gerekli organizasyonu yapacak, Resmi kurum ve kuruluşlar ile gerekli görüşmeleri sağlayacak ve takip edecek, Çevre Yönetimi faaliyetlerini mevzuata uygun bir şekilde yürütecek ve koordine edecek Çevre Mühendisi alınacaktır.

     

    2011 yılında kurulmuş olan T.R.B. Çevre Danışmanlık Mühendislik Temizlik Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti. başarılı geçmişi ile Trabzon ilinin önde gelen firmaları arasında yer almakta ve hizmet sektöründe bölgesel lider olma vizyonu ile hareket etmektedir.

     

    T.R.B. Çevre Danışmanlık, çevrenin korunmasına yeterince önem veren, bunun yanında; sürdürülebilir kalkınmayı temel alan bir anlayışla çevreyi etkileyecek olan her türlü yatırımcı kurum ve kuruluşu, kanunlara göre pratik ve akademik çözümler üreterek Danışmanlık Hizmetleri ile yönlendirmektedir.

     

    Hedefi, Türkiye ve Dünya genelinde en rekabetçi, en üretken, en doğru çözümleri üreten Çevre Danışmanlık Firması olmaktır. Ana uzmanlık alanları olan Çevre Danışmanlığı, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme Raporu) konularında kendi sınıflarının en iyisi olabilmek için sürekli yenilenmektedir.

     

    T.R.B. Çevre Mühendisi İş İlanı Aranan Nitelikler:

    • Üniversitelerin Çevre Mühendisliği Bölümü’nden mezun
    • Trabzon İlinde ikamet eden/edebilecek
    • Çevre Görevlisi Belgesine sahip (Tercih Sebebi)
    • Çevre Mevzuatını bilen
    • Seyahat engeli olmayan ve aktif araç kullanabilen
    • Microsoft Office (Word, Excel, Powerpoint vb.) programlarına hakim
    • Öğrenmeye ve kendini geliştirmeye açık
    • Planlama, süreç ve zaman yönetimi becerileri gelişmiş
    • Takım ruhu bilincine sahip, disiplinli çalışmayı seven ve sorumluluk sahibi
    • Erkek adaylar için askerlik görevini tamamlamış

     

    Yukarıda belirtilen özelliklere sahip Çevre Mühendisi adaylarının fotoğraflı öz geçmişlerini verilen mail adresine yollamaları gerekmektedir. Mail dışında yapılacak başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.

     

    T.R.B. Çevre İletişim Bilgileri:
    Firma/Kurum Ünvanı: T.R.B. Çevre Danışmanlık Müh. Tem. Hizm. ve Tic. Ltd. Şti.
    E-posta: info@trbcevre.com
    Tel: 0(530) 965 21 61 – 0(462) 321 30 33
    Adres: 2 No.lu Beşirli Mah. Devlet Sahil Yolu Cad. Nokta Apt. No:182/1 Ortahisar-TRABZON

     

    Çevre Mühendisi İş İlanı Son Başvuru Tarihi: 16.07.2017

  • Yeşil Büyüme, çevre ve doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı en aza indirirken, üretimde enerji ve su sarfiyatlarının en az seviyede tutularak, en üst düzeyde faydanın elde edilmesini öngören, iklim değişikliğine neden olan sera gazlarının azaltılarak kontrol altına alınmasını sağlayan, küresel finansman kaynakları ve teşvik mekanizmaları oluşturarak yoksulluk ile mücadele eden, tüketim modellerinde ve ürünlerdeki ekolojik verimliliği yükselten ekonomik bir modeldir.

     

    OECD, UNEP gibi uluslararası örgütler “Yeşil Büyüme” veya “Yeşil Ekonomi” kavramını çevresel iyileştirmelere katkı sağlayan mal ve hizmetlerin yatırım ve tüketimini önceliklendiren bir anlayış olarak tanımlamaktadır.

     

    Yeşil kalkınma, büyümeyi kaynak kullanımına, karbon emisyonlarına ve çevresel zararlara yönelik ağır bağımlılıktan kurtaran bir kalkınma modeli olup, yeşil kalkınma yeni yeşil ürün pazarlarının, teknolojilerin ve yatırımların, tüketim ile koruma davranışında değişiklikler yaratması yoluyla büyümeyi teşvik etmektedir.

     

    Ekonominin bakış açısına yeni bir güncelleme getiren Yeşil Büyüme, yüksek kaliteli kalkınma modeli anlamına gelmektedir. Mevcut sıcaklığının 2°C’den yukarı çıkması önlenecekse, sera gazı emisyonlarının azaltılması için küresel çapta çok güçlü çabalara ihtiyaç vardır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için hem küresel ekonomide hem de tek tek her ülkenin ekonomisinde bir takım değişiklikler gerekecektir.

     

    Ekonomik faaliyetlerin daha çevreci hale getirilmesi mantığıyla oluşturulan sürdürülebilir kalkınma modelindeki konuların bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz:

    • Doğal kaynakların verimli kullanımı,
    • Eko verimlilik,
    • Düşük karbonlu kalkınma,
    • İklim değişikliğine uyum,
    • Sürdürülebilir kent yönetimi,
    • Yenilikçi istihdam alanlarının oluşturulması-Yeşil İstihdam,
    • Sürdürülebilir Atık Yönetimi,
    • Çevreci Ar-Ge çalışmalarının ilerletilmesi,
    • Ekolojik binalar,
    • Eko vergi-Yeşil bütçe reformları,
    • Cinsiyet Ayrımcılığının Giderilmesi
    • Sürdürülebilir Ulaşım
    • Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilir Tarım
    • Sosyal Projeler-Uygulamalar

     

    Tüm dünyada toplumsal seviyeden hükümetlere oradan iş dünyasına kadar günlük hayatın bir parçası olarak temiz üretim teknolojilerinin kullanılması ve inovasyon ile temiz enerji ve düşük karbon çözümlemesi gittikçe önemli hale gelmektedir.

     

    Dünya çapında sürdürülebilir bir kalkınma anlayışına geçiş için dünyanın her yerinde devletlerin, politikacıların, iş dünyasının, sivil toplum kuruluşlarının, bilim adamlarının, medyanın ve kamu yararı güden vakıfların hep birlikte işbirliği içinde olmaları gerekmektedir. 

     

    Geleneksel sınırsız kalkınma ve sı­nırsız tüketim modelleri yerini sür­dürülebilir ve dengeli kalkınma mo­delleri olan yeşil ekonomi ve yeşil politikalara bırakmaya başlamıştır. Konuya dünya genelinde baktığımız­da kişi başı emisyon ve milli gelir parametreleri ile kıyaslandığında bir­birine yakın olduğumuz Çin, Güney Kore, Brezilya, Meksika gibi ülkemi­zin kalkınma kriterlerine paralel ve hızlı bir biçimde gelişmekte olan ül­kelerin de; düşük karbon ekonomisi çerçevesinde stratejiler geliştirdiği ve çalışmalar başlattığı görülmektedir. 2023 yılı dünya ekonomi klasmanında ilk 10 ülke içerisine girmeyi hedefle­yen ülkemizin de rekabet halinde ol­duğu ülkeler yine bu ülkelerdir.

     

    İnovasyon, sürdürülebilir kalkınma­nın olmazsa olmaz bir ön koşuludur ve bu bağlamda yeşil ekonomi; yeni bir küresel ekonomi vizyonudur. Eski teknolojiler halihazırda daha ucuz­dur ve yeşil teknolojilere göre yakın gelecekte de daha ucuz olacaklardır. Bundan dolayı, yeşil teknolojilerin daha fazla geliştirilmesi ve maliyet açısından eski teknolojiler ile rekabet edebilir hale getirilmesi gereklidir ve bu bağlamda yeşil ekonominin olum­suz etkileri dikkate alınmalı ve bu etkilerin nasıl en aza indirilebileceği detaylı bir şekilde analiz edilmelidir.

     

    Finansal ve teknolojik imkânların azlığı, yeşil ekonomi politikalarının uygulanmasındaki en önemli sorun­lardır. Yenilenebilir enerji kaynakları ve temiz teknolojilerin yaygınlaştırıl­masında tüm ülkelere yönelik ekono­mik ve istihdam fırsatlarının en üst seviyeye çıkarılması gerekmektedir. Tüketim ve katma değer vergileri gi­rişimciler için teşvik edici hale getirilmelidir.

     

    Türkiye, bu alanda kapsamlı bir İklim Değişikliği Eylem Planı (İDEP) hazır­layarak ve bu planı 2011 yılı Temmuz ayında yayınlayarak iklim değişikli­ği alanındaki uluslararası çabalara sunduğu katkılar bağlamında geliş­me kaydetmiştir. Bu belge aynı za­manda yeşil büyüme çerçevesinde hazırlanmış Türkiye’nin ilk stratejisi­dir. İklim Değişikliği Eylem Planı’nın genel amacı sera gazı emisyonlarını sınırlandırmaya yönelik ulusal ko­şullara uygun eylemler belirleyerek iklim değişikliği ile mücadele edil­mesi, iklim değişikliğinin etkilerinin yönetilerek dayanıklılığın artırılması ve iklim değişikliğine uyumun teşvik edilmesidir. Bunun yanında enerji, ulaştırma, atık yönetimi, sanayi, bi­nalar ve tarım ile ormancılık sektör­leri çevre, ekonomi ve ekoloji boyut­ları bir arada tutularak ele alınmıştır.

     

    Uzun vadeli olarak 2023 yılını öngö­rerek hazırlanılan bu eylem planı ile “gelişmekte olan çevreci bir ülke” şuuruyla yoluna devam eden Türki­ye’nin kalkınma ve çevre ile ilgili ge­lecek hedeflerinin entegrasyonunun kesintisiz bir şekilde hızla devam etmesi beklenilmektedir. Yeşil büyü­me stratejileri kapsamında ele alınan uluslararası kriterler ile Türkiye ik­lim değişikliği eylem planının karşı­laştırılması tabloda gösterilmektedir.

     

    YEŞİL BÜYÜME STRATEJİSİ KRİTERLERİ TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EYLEM PLANI
    YENİLENEBİLİR ENERJİ (hidroelektrik, biyoya kıtlar, btyokütle…vs)
    • Hidroelektrik enerji teknik ve ekonomik potansiyelinin tamamının, ekonomik, çevresel ve sosyal koşullar göz önünde bulundurularak havza bazında değerlendirilmesi
    • Biyoyakıtlar için enerji katkısı göz önüne alınarak yeni araştırmalara hız verilmesi
    • Biyokütle yol haritası çıkarılması
    • Güneş enerjisi kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla yasal düzenlemeler yapılması ve uygulamaya geçirilmesi
    • Denizlerde rüzgâr enerjisi konusunda yol haritası hazırlanması ve finansman modelinin geliştirilmesi
    ENERJİ VERİMLİLİĞİ
    • Enerji verimliliği uygulamaları için ETKB tarafından verilen teşvik miktarının 2015 yılına kadar %100 artırılması,
    • Enerji verimliliği danışmanlık şirketlerinin (EVD’ler) etkinliğinin artırılması amacıyla mevcut mevzuatın gözden geçirilmesi, EVD’lerin desteklenmesi ve sayısının artırılması
    • Binalarda enerji verimliliğinin artırılması için eylem planı geliştirilmesi
    SANAYİ (Emisyonlar ve Atık)
    • 2023 yılına kadar sanayi sektöründe sera gazı emisyonlarının sınırlandırılmasına yönelik yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması
    • Ambalaj atıkları yönetim planının tamamlanması,
    • Geri kazanım tesislerinin kurulması
    MOBİLİTE (Hava Emisyonları, Gürültü)
    • Trafik yoğunluğuna bağlı gürültü ve hava kirliliğinin önlenmesi
    • Kent merkezlerine otomobil girişi sınırlandırılmasına yönelik uygulamaların değerlendirilmesi
    İNOVASYON
    • 2014 yılına kadar temiz üretime yönelik Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin güçlendirilmesi
    • Enerji ve Sanayi Sektörlerinde sera gazı emisyonlarının sınırlandırılmasına yönelik Teknoloji ihtiyaç analizlerinin yapılması
    ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME/STRATEJİK ÇEVRESEL DEĞERLENDİRME
    • Kentiçi ulaşım planlarının her ölçekteki imar planları ve çevre düzeni planlarıyla bütünleşik olarak hazırlanması
    ŞİRKETLERİN SOSYAL SORUMLULUKLARI
    • Özel sektörün sosyal sorumluluk faaliyetleri çerçevesinde kamuoyunun emisyon sınırlandırma ve iklim uyum konularında bilinçlendirmesi
    YASAL DÜZENLEMELER
    • Sera gazı emisyonlarının sınırlandırılmasına ve enerji verimliliğine yönelik olarak yeni yasal düzenlemeler yapılması
    • 2023 yılına kadar alternatif yakıt ve temiz araç kullanımını arttırmaya yönelik yasal düzenlemelerin yapılması
    • Temiz kömür uygulaması teknik kriterlerine yönelik yasal düzenlemelerin yapılması

     

    Türkiye, hazırlanan bu iklim değişikliği eylem planı ile sadece yeşil büyüme kriterleriyle yetinmeyip, sürdürülebilir şehircilik, sürdürülebilir gıda üretimi, sürdürülebilir tarım ve hayvancılık, doğal afet risk yöneti­mi, ekosistem hizmetleri, biyolojik çeşitliliğin korunması ve ormancılık faaliyetlerindeki çalışmaları ile yeşil istihdam olanaklarının arttırılmasını hedeflemektedir.

     

    Türkiye, sürdürülebilir kalkınma il­kesi çerçevesinde sosyal ve ekono­mik kalkınmasını hızla sürdürmekte kararlı olan bir ülkedir. Ekonomik gelişme ve istihdama yönelik fırsatlarını yenilenebilir enerji kaynaklarının ve temiz teknolojinin genişletilmesi ile arttırma isteğindedir. Son on yıl süre­since; su, rüzgâr ve jeotermal enerji potansiyelimizden verimli bir şekilde faydalanılmaktadır. Türkiye, 2023 yı­lında toplam enerji üretim içerisinde yenilenebilir enerji üretim payını %30 seviyesine çıkartmayı hedeflemekte­dir. Özelikle ulaştırma alanında toplu taşımayı özendirici yatırımlar, hızlı tren uygulamaları, yakıt kalitesi iyi­leştirmeleri ve biodizel kullanımının yaygınlaştırılması gibi politikalar benimsenmektedir.

     

    Türkiye için yeşil büyüme politika­sı oluşturmak, ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilir esaslarının uyumlu bir şekilde birleştirilmesini sağlayacaktır. Bu nedenle kalkınma­nın bu üç boyut üzerinden düşünül­mesi gereklidir.

     

    Geleceğin ajandasında ortaya çıka­bilmesi kuvvetle muhtemel sorunla­rın önceden öngörülerek, şimdiden bunlara yönelik çözüm altyapılarının hazırlanması, enerji ve sanayi üre­timi ile çevresel değerleri çatışan alanlar olarak değil, insanlığın refahı ve kaliteli hayat standartlarının oluş­ması için; enerjinin üretilmesi ve bu aşamalarda çevrenin korunması temelinde bir bütüncül yaklaşımla ele alınması gereken konular olarak görülmesi gereklidir.

     

    Türkiye’de Elektrikli Otomobiller

    Türkiye’de 2012’nin ilk on bir ayında 95 adet elektrikli otomobil satışı ya­pılmıştır. Elektrikli araç dönüşümüne dair yönetmelik Bilim Sanayi ve Tek­noloji Bakanlığı tarafından yayınlan­mıştır. Elektrik şarj altyapısı büyük şehirlerde kurulmaya başlanmış­tır. Türkiye’de elektrikli otomobillere motor güçlerine göre üç kademeli bir vergi indirimi uygulanmaktadır. Hibrit modellerde bu indirimden faydalanılamamaktadır. Yerli elektrikli oto­mobil üretimi ile ilgili gelişmeler de yaşanmaktadır.

     

    Ülkemizde iç pazarında 2013 yılında 85 kW altı 31 adet elektrikli otomobil satışı gerçekleşmiştir. 2015 yılı üç aylık dönemde ise, 85 kW altı 8 adet, 121 kW üstü ise 13 adet elektrikli oto­mobil satışı gerçekleşmiştir.

     

    Talep ve tüketimimizde herhangi bir değişikliğe gidilmediği takdirde, 2050 yılında şu anda kullanılanın 3 katı hammaddeye ve %70 daha fazla gıda ürünlerine ihtiyaç duyacağız, hat­ta önümüzdeki 20 yıl içerisinde %40 daha fazla enerji ve su ihtiyacımız or­taya çıkacaktır.

     

    Kaynakların etkin kullanımını temel edinmiş olan yeşil büyüme yeni sa­nayi ve iş imkanları doğuracaktır. Eko-sanayi sayesinde AB’de ki is­tihdam, kriz olduğu halde yılda %3 oranında artmaya devam etmiştir 2000-2008 yılları arasında sadece atık sektörü %20’den fazla büyümüş, benzer şekilde geri kazanım alanın­daki iş imkanları %80 artmıştır. Yeşil büyüme sadece eko-sanayi ile sınır­lı kalmayıp, inşaat sanayiinden gıda sanayiine, ulaşımdan enerji üretimi ve hizmet sektörüne, turizme kadar birçok sektörde iş imkanı oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, çevre mevzuatı aslında engelleyici değil, iş fır­satları yaratan bir araçtır.

     

    Kaynaklar

    http://www.oecd.org/greengrowth/45529850.pdf

    http://europa.eu/rapid/press-release_SPEECH-13-359_en.htm

    http://energytransition.de/2013/03/from-coal-to-renewables-the-jobs-perspective/

    http://www.pbl.nl/node/60481

Sayfa 1 Toplam: 601234102030...Son Sayfa »

Copyright © 2013 - 2018 • Tüm Hakları Saklıdır.