Karapınar Proje Çevre Mühendisi İş İlanı

Karapınar Proje Çevre Mühen...

Karapınar Proje Çevre Mühendisi İş İlanı Tanımı: Firma bünyesinde istihdam edilmek üzere, Teknik Ofisimizde Altyapı ...

Elektrikli Ark Ocağı

Elektrikli Ark Ocaklarından K...

Günümüzde çelik üretiminin üçte ikisi kadarı birincil kaynak demir cevherinden, diğer bölümü ise başlıca ...

  • Çevresel Gürültünün Ölçülmesi

    Çevre gürültüsünün zararlı sonuçları gürültüdeki artışa paralel olarak artar, ancak kesin doz tepki ilişkilerinin kapsamı bilimsel tartışmanın konusu olmaya devam etmektedir. Kullanılan bütün yöntemlerin sosyal, ekonomik ve politik iklim dahilinde uygulanabilir olması önemlidir. Bu sebeplerle, farklı gürültü tipleri için dünya çapında halen geçerli olan çok geniş aralıkta farklı yöntemler vardır ve bu durum, uluslararası karşılaştırma ve uzlaşma bakımından önemli zorluklar oluşturur.

     

    Ses kaynakları ayrı ya da çeşitli kombinasyonlarda olabilir. Rahatsızlık tepkisinin tahmininde yöntemin uygulanması insanların ikamet ettiği alanlarla sınırlıdır ve o bölgede ne kadar yaşadıklarıyla ilgilidir.

     

    Gürültüye toplumun tepkisi, aynı akustik seviyelerine sahip olduğu gözlemlenen çeşitli ses kaynakları
    arasında önemli ölçüde değişiklik gösterebilir.

     

    Gürültü sınırları sosyal ve ekonomik faktörler dikkate alınarak insan sağlığı ve refahı (özellikle rahatsızlığa dair doz tepki ilişkileri) üzerinde gürültünün etkileri hakkında bilgiye dayalı olarak yetkili makamlar tarafından düzenlenir.

     

    Benzer sınırlar günün değişik zamanlarına (örneğin gündüz, akşam, gece, 24 saat), sürdürülecek etkinliklere (örneğin dışarı ve içerdeki yaşam, okullardaki iletişim, parklardaki eğlence), ses kaynağının tipine, durumuna (örneğin mevcut durumdaki yeni yerleşim alanlarının genişletilmesi, mevcut yerleşim alanları yakınındaki yeni endüstriyel veya ulaşım tesisleri, mevcut durumlardaki iyileştirici önlemler) ve benzeri birçok faktöre bağlıdır.

     

    Gürültü sınır yönetmelikleri hem sınır değerlerini hem de bu yönetmeliklerle uyumun doğrulanabildiği şartları açıklayan prosedürleri kapsar. Bu prosedürler ya ses tahmin modellerinden kaynaklanan hesaplamalara ya da ölçmelere dayalı olabilir.

     

    Ağırlıklandırmalar

     

    A. Zaman Ağırlıklandırma

    • F FAST (Hızlı): 1 saniyede 8 ölçüm kaydının yapıldığı, hızlı ölçüm modu olarak anılan, çabuk değişim gösterebilen gürültünün değerlendirilmesinde kullanılan moddur.
    • S SLOW(Yavaş): Saniyede bir ölçüm kaydının yapıldığı, zamanla fazla değişmeyen gürültüler için veya ani ve istenmeyen gürültülerin (kapı çarpması gibi) ölçümü etkilememesi için değişim göstermeyen kararlı gürültünün değerlendirilmesinde kullanılan ölçüm modudur.
    • I Impulse (Darbe): 35 mikro saniyede bir ölçüm kaydının yapıldığı ve patlama, darbe gibi çok ani olarak değişim gösteren gürültülerin değerlendirilmesinde kullanılan ölçüm modudur.

     

    B. Frekans Ağırlıklandırma

    • A: Çevresel gürültü ölçümlerinde A- ağırlıklandırması sıklıkla kullanılmaktadır. A- ölçümlü ses basınç seviyesinin birimi dB(A) dır. İnsan kulağının işitme sistemi, en çok 1000-4000 Hz arasındaki orta frekans aralığına daha duyarlıdır. dB ölçüleni verir, dBA Kulağımızın algıladığı sesi verir.
    • C: 31.5-8000 Hz frekansları arasındaki tüm frekanslara eşit önem verilir. Yaklaşık olarak düz bir frekans tepkisi vardır.
    • Z veya L (LINEER): Herhangi bir ağırlıklandırma uygulamadan doğrudan mevcut olan sesi verir.

     

    Günümüz teknolojisinde uzun vadeli gürültü rahatsızlığı değerlendirmesinin, “derecelendirme seviyesi” olarak ifade edilen düzenlenmiş A ağırlıklı eşdeğer sürekli ses basınç seviyesinin uyarlanmasının en iyi yöntem olacağı görünmektedir. “Derecelendirme seviyesi” terimi, fiziksel ses tahminleri veya bir ya da daha fazla düzenlemeye ilave edilen ölçmeleri açıklamak için kullanılır. Bu derecelendirme seviyeleri temel alındığında toplumun uzun vadeli tepkisi tahmin edilebilir.

     

    Frekans ağırlığı A genellikle yüksek enerjili ani ortaya çıkan sesler veya çoğunluğun düşük frekanslardan oluştuğu sesler hariç bütün ses kaynaklarını değerlendirmek için kullanılır. Frekans ağırlığı A tepe basınç ses seviyelerini ölçmek için kullanılmamalıdır.

     

    Gürültü ölçümüne başlanmadan hemen öncesinde ve sonrasında, bir veya daha fazla frekansta (94 dB veya 114 dB) ölçme sisteminin mikrofonunun doğru sonuçlar verdiğini teyit etmek amacıyla kalibratör ile doğrulanmalıdır.

     

    Kalibratörün IEC 60942’nin kurallarına uygunluğu yılda en az bir defa, ölçme sistemin IEC standardlarına uygunluğu en az iki senede bir ulusal standardlarla izlenebilen bir laboratuvarda doğrulanmalıdır.

     

    Gürültü kaynağının çalışma şartları, incelenen gürültülü ortamı istatistiksel olarak temsil etmelidir. Eşdeğer sürekli ses basınç seviyesi ile birlikte azami ses basınç seviyesinin güvenilir bir kestirimini elde etmek amacıyla, gürültü ölçümü zaman aralığı asgari sayıda gürültü olayını kapsamalıdır.

     

    Demiryolu ve havayolu trafiğine ilişkin eşdeğer sürekli ses basınç seviyeleri (LeqT) belirli bir sayıda tek olay sese maruz kalma seviyelerinin (LE) ölçülmesi ve bu verilerden eşdeğer sürekli ses basınç seviyelerinin hesaplanması ile en etkin şekilde tayin edilebilir. Eşdeğer sürekli ses basınç seviyesinin (LeqT) doğrudan ölçülmesi, yol gürültüsünde ve endüstriyel tesis gürültüsünde olduğu gibi, gürültü durağan ise veya zamana göre değişiyorsa mümkündür. Karayolu araçlarına ait tek olay, sese maruz kalma seviyesi, LE, yalnızca yollarda ve düşük trafik hacimlerinde ölçülebilir.

     

    Hava şartları

     

    Sonuçların karşılaştırılabilmesini kolaylaştırmak için, gürültü ölçümlerini belirli meteorolojik şartlar altında yürütmek gerekir.

     

    Ses basınç seviyeleri hava şartlarına bağlı olarak değişir. Yol veya demir yolu yüzeyi kuru olmalı ve zemin kar ile kaplı ya da donmuş veya aşırı miktarda su emmiş olmamalıdır. Gürültü ölçümü sırasındaki hava şartları izlenmelidir. Aşağıdaki eşitlik şartları sağlanmadığında, hava şartları gürültü ölçüm sonuçlarını önemli ölçüde etkileyebilir.

     

    Burada;
    hs : kaynağın yüksekliği,
    hr : alıcının yüksekliği,
    r : kaynak ile alıcı arasındaki mesafedir.

     

    Rüzgar etkisi, rüzgarın estiği yönde yapılan ölçüm değerlerinde bir artış sağlarken rüzgar tersi yönünde ise bir gölge alanı oluşturur.

     

    Gürültü kaynağı rüzgara karşı ise, ölçmeler büyük belirsizlikler (15 dB gibi bir azalma olabilir) içerir ve bu şartlar kısa süreli çevre gürültüsü ölçmeleri için genelde uygun değildir. Gürültü kaynağının rüzgarla aynı yönde olması durumunda ise 5 dB bir artış olur. Bu nedenle rüzgar hızı elle tutulan bir anemometre aracılığı ile ölçülmelidir.

     

    Gürültü Ölçümü İçin Uygun Meteorolojik Şartlar

    • Rüzgar baskın kaynaktan alıcıya doğru estiği (gündüz ± 60°, gece ± 90°’lik açıyla),
    • Rüzgar hızının yüksek olduğu durumlarda rüzgarın da bir gürültü kaynağı olarak ölçülen gürültü değerini yükseltebileceği öngörüsüyle rüzgar hızının yerden 3 m ile 11 m yükseklikte gündüz 2-5 m/s aralığında ve gece 0,5 m/s’den daha fazla olduğu
    • Yer seviyesine yakın güçlü negatif bir sıcaklık değişimi oluşmadığında, gündüz vakti güneş ışığı parlak olmadığı
    • Yağışlı havalardaki yağışın oluşturduğu ekstra sesler, yüksek nem ve yağışın ekipmanın duyarlılığına zarar verme ihtimaline karşı yağışlı havanın olmadığı

     

    Gürültü Ölçümü Zaman Aralığının Seçilmesi

     

    Ölçme zaman aralığı gürültü emisyonu ve yayılmasındaki bütün anlamlı sapmaları kapsayacak şekilde
    seçilmelidir. Gürültü periyodikler içeriyorsa, ölçme zaman aralığı en az üç tam periyodu içermelidir. Böyle bir periyot boyunca sürekli ölçme yapılamıyorsa, ölçme zaman aralıkları, her bir zaman aralığı çevrimin bir bölümünü temsil edecek şekilde ve hepsi birlikte tüm çevrimi temsil edecek şekilde seçilmelidir.

     

    Gürültü tek olaydan (örneğin, bir uçağının bir yerin üzerinden gelip geçmesi, bu durumda geçiş sırasında gürültü değişir, fakat referans zaman aralığının önemli bir bölümünde gürültü yoktur) ölçüldüğünde, ölçme zaman aralıkları, tek olaydan kaynaklanan sese maruz kalma seviyesi (LE) tayin edilebilecek şekilde seçilmelidir.

     

    Genel uygulamalarda tavsiye edilen süre 5-15 dakika arasında değişmekle birlikte tercihen 10 dakikadır. Özellikle kararlı bir gürültü yapısı sergilemeyen eğlence gürültüsünün ölçülmesi, mümkün olduğu sürece 10 dakikanın altına inmemelidir.

     

    Gürültü Ölçümünün Frekans Aralığı

     

    Gürültünün frekans içeriğinin saptanması gerekiyorsa, aksi belirtilmedikçe, ses basınç seviyeleri merkez orta bant frekansları aşağıdaki frekanslar olan 1/3 oktav bant filtreleri kullanılarak ölçülmelidir:
    63 Hz, 125 Hz, 250 Hz, 500 Hz, 1000 Hz, 2000 Hz, 4000 Hz, 8000 Hz.

     

    Mikrofon konumu

     

    Gürültü ölçmeleri, kaynağa ne çok yakın (kaynağın bazı bölümlerinin yakın alanında değil) ne de çok uzak (iletimde hava etkisinin asgari düzeyde olması arzu edilir) mesafede olmak üzere iyi tanımlanmış bir konumda yapılmalıdır. Gürültü kaynağı ile mikrofon arasında perdeleyici bir engel olmamalı ve ölçüm sırasında hava şartlarının etkisini asgariye indirmesi nedenliyle yüksek bir mikrofon konumu tercih edilmelidir.

     

    Dış ortamlarda mikrofon konumu

     

    Ölçüm noktaları yer dışındaki yansıtıcı yüzeylerden 3,5 metre uzakta konumlandırılmalıdır. Eğer bu konum için yeterli alan yoksa yüzeye 1 metrede konumlandırma yapılmalıdır. Yansıtıcı yüzeyden 1 metre uzakta ölçülen değer 3,5 metre mesafede ölçülen değerden daha fazladır. Bu yüzden bir düzeltme yapılmalıdır.

     

    Yansıtıcı yüzeye mikrofonun bitişik yerleştirildiği durumlarda, anlık ses alanını elde etmek için uygulanacak düzeltme -6dB’dir.

     

    Mikrofonun yansıtıcı yüzeyin 0,5 – 2 metre önünde olduğu durumlarda, anlık ses alanını elde etmek için uygulanacak düzeltme -3dB’dir.

     

    Mikrofon yüksekliği çok katlı konut bölgelerinde (4,0 m ± 0,5) m kullanılmalıdır. Tek katlı konut bölgelerinde ise mikrofon yüksekliği olarak (1,2 m ± 0,1) m veya (1,5 m ± 0,1) m kullanılmalıdır.

     

    Komşu iki ölçüm noktası arasındaki ses basınç seviyesi farkı 5 dB’den fazla olmamalıdır. Belirgin olarak daha büyük farklar ile karşılaşıldığında, araya ölçüm noktaları eklenmelidir.

     

    İç ortamlarda mikrofon konumu

     

    Odada eşit aralıklarla dağıtılmış, sesten etkilenen kişilerin muhtemelen zaman geçireceği, en az üç ayrı mikrofon konumu veya alternatif olarak sürekli gürültüler için döner mikrofon sistemi kullanılmalıdır.

     

    Düşük frekanslı gürültünün baskın olduğu düşünülüyorsa, üç mikrofon konumun biri odanın köşesinde olmalı ve döner mikrofon kullanılmamalıdır. Köşe mikrofonun konumu, tamamen duvar olan ve en yakın duvar açıklığına en az 0,5 metre mesafede olan bir köşenin bütün çevre yüzeylerinden 0,5 metre mesafede olmalıdır.

     

    Diğer mikrofonlar duvarlardan, tavandan veya döşemeden en az 0,5 metre ve pencereler veya hava girişleri gibi belirgin olarak ses ileten elemanlardan 1 metre mesafede konumlandırılmalıdır. İki komşu mikrofon arasındaki mesafe en az 0,7 metre olmalıdır. Sürekli hareket eden bir mikrofon kullanılıyorsa, mikrofonun süpürme yarıçapı en az 0,7 metre olmalıdır. Müsaade edilen oda alanının büyük bir bölümünün kapsanması için katediş düzlemi eğimlendirilmiş olmalı ve odanın herhangi bir yüzey düzleminin 10º içerisinde yer almamalıdır. Ayrık mikrofonlar için duvarlar, tavan, döşeme ve ses ileten elemanlara olan mesafelerle ilgili kurallar hareketli mikrofon konumları için de uygulanır. Katediş süresi 15 saniyeden az olmamalıdır.

     

    Bu işlemler, 300 m3’ten küçük hacimli odalar için tasarlanmıştır. Daha büyük odalarda daha fazla mikrofon konumu uygun olabilir. Bu gibi durumlarda, ilave mikrofon konumlarının üçte biri, düşük frekanslı gürültüler için, köşelerde yer almalıdır.

     

    Ölçme odası normal şekilde tefriş edilmiş veya tavana akustik bir işlem uygulanmışsa, ölçülen değerlerde hiç bir düzeltme yapılmaz. Oda boşsa ve akustik işlem uygunlanmamışsa, ölçülen değerlerden 3 dB düşülür.

     

    Karayolu Trafiği Gürültü Ölçümü

     

    Leq‘nin ölçülmesi: Leq ölçülürken ölçme zaman aralığı boyunca gelip geçen araçlar sayılmalıdır. Ölçme sonucu diğer trafik şartlarına çevrilecekse, en az “ağır araç” ve “hafif araç” olmak üzere iki araç kategorisinde ayrım yapılmalıdır. Ağır araçların genel tanımı kütlesel olarak 3500 kg’yi geçen araçlardır. Genellikle ağır araçlar aks sayılarına göre alt kategorilere ayrılırlar. Trafik şartlarının gerçeği temsil edip etmediğini saptamak amacıyla ortalama trafik hızı ölçülmeli ve yol yüzeyinin tipi kayıt edilmelidir.

     

    Münferit geçen araçlardan LE kayıt edilip, trafik istatistikleri ile birlikte referans bir zaman aralığı üzerinden Leq‘nin hesaplanması için kullanılacağı zaman her bir kategorideki asgari araç sayısı 30 olmalıdır.

     

    Lmax’ın ölçülmesi: Azami ses basınç seviyeleri araç kategorilerine göre değişiklik gösterir. Her bir araç kategorisi içinde de araçlardaki farklılıklar ile hız ve sürüş tarzlarındaki farklılıklar nedeniyle, azami ses basınç seviyelerinde belirli bir yayılma gözlenir. Azami ses basınç seviyesi, dikkate alınan araç kategorisi için en az 30 aracın geçişi sırasında ölçülen ses basınç seviyesi esas alınarak tayin edilmelidir.

     

    Demiryolu Trafiği Gürültü Ölçümü

     

    6.3.1 Leq ‘nin ölçülmesi: Ölçmeler en az geçip giden 20 trenin gürültüsünden oluşmalıdır. Toplam Leq’ine eşdeğere belirgin olarak katkıda bulunması muhtemel her tren kategorisi en az 5 tren geçişi ile temsil edilmelidir. Gerekli ise ölçmelere bir sonraki gün de devam edilmelidir.

     

    6.3.2 Lmax’ın ölçülmesi: Belirli bir tren kategorisi için azami ses basınç seviyesinin tayini için, en az 20 tren geçişinin azami ses basınç seviyesi kayıt edilmelidir. Bu sayıda kayıt yapılması mümkün değilse, raporda kaç adet trenin geçişinin dikkate alındığı belirtilmeli ve standart belirsizlik üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.

     

    Hava Trafiği Gürültü Ölçümü

     

    6.4.1 Leq ‘nin ölçülmesi: Ölçmeler tayin edilecek ses basınç seviyesine belirgin olarak katkıda bulunan her bir uçak tipinden 5 veya daha fazla uçağın geçiş gürültüsünden oluşmalıdır. İncelenen konuyla ilgili trafik şeklinin (pist kullanımı, kalkış ve iniş yöntemleri, uçak filosunda bulunan uçak çeşitleri, günün saatlerine göre trafiğin dağılımı) uygun olup olunmadığından emin olunmalıdır.

     

    6.4.2 Lmax’ın ölçülmesi: Amaç belirli bir yerleşim bölgesinde hava trafiğinden kaynaklanan azami ses basınç seviyesinin ölçülmesi ise, ölçme periyodunun, bölgeye en yakın geçen uçuş yollarını kullanan en fazla gürültü yayan uçak tiplerini içerdiğinden emin olunmalıdır. Azami ses basınç seviyesi en az 5 olmak üzere tercihen 20 veya daha fazla en gürültülü uçak operasyonundan tayin edilmelidir. Azami ses basınç seviyelerinin dağılımının yüzdelik değerleri tahmin edilirken, en az 20 ilgili olay kayıt edilmelidir. Bu sayıda kayıtın elde edilmesi mümkün değilse raporda kaç adet uçak geçişin incelendiği belirtilmeli ve standart belirsizlik üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.
    Not – Geçiş gürültüsü uçak uçarken veya yerde, örneğin taksi yaparken, meydana gelebilir.

     

    Endüstriyel Tesislerde Gürültü Ölçümü

     

    Leq‘nin ölçülmesi: Ses kaynağının oluşturan çalışma şartları sınıflara ayrılmalıdır. Her bir sınıfta, tesisin ses emisyonunun zamana göre değişimi stokastik açıdan kabul edilebilecek şekilde sabit olmalıdır. Bu değişim, değişen hava şartları nedeniyle iletimdeki zayıflamadaki değişimden daha az olmalıdır. Belirli bir çalışma şartında, tesisten yayılan ses emisyonunun zamana göre değişimi, tüm ana ses kaynaklardan yayılan gürültü katkılarını içerecek kadar uzak, ancak hava şartlarının etkisini en aza indirecek kadar yakın bir mesafede ölçülen 5 dakikalık- 10 dakikalık Leq değerlerinden saptanmalıdır. Ses kaynağı çevrimli ise, ölçme zamanı, çevrimlerin tamamını içermelidir. Kriter aşılmışsa çalışma şartları için yeniden bir sınıflandırma yapılmalıdır. Kriter karşılanmışsa, her bir çalışma şartı sınıfı sırasında Leq ölçülmeli ve frekans ve her bir çalışma şartı sınıfının süresi hesaba katılarak, nihai Leq hesaplanmalıdır.

     

    Lmax’ın ölçülmesi: Amaç sanayi tesisinden kaynaklanan azami ses basınç seviyesinin ölçülmesi ise, ölçme periyodunun alıcıya en yakın en yüksek gürültü emisyonuna neden olan tesis çalışma şartını içerdiğinden emin olunmalıdır. Azami ses basınç seviyeleri, en fazla gürültüye neden olan çalışma şartında en az beş olaydan tayin edilmelidir.
    Not – Çalışma şartı, incelenen olay ve olayın faaliyetin konumu ile tanımlanır.

     

    Arkaplan Gürültü Ölçümü

     

    Çevresel gürültü ölçülürken, incelenen belirli sesler dışındaki diğer sesler (arkaplan gürültüsü) her zaman problemlidir. Bunun bir sebebi düzenlemelerin genellikle farklı ses kaynağı tiplerinden kaynaklanan gürültülerin ayrı ayrı ele alınmasını gerektirmesidir. Uygulamada bu ayrımın yapılması, örneğin endüstriyel gürültüden trafik gürültüsünün ayrılması gibi, genellikle zordur. Diğer bir sebep ise ölçümlerin genellikle dış ortamlarda yapılmasıdır. Ayrıca, rüzgardan kaynaklanan gürültüsünün doğrudan ya da dolaylı olarak ağaçlar, binalar vb.ler üzerinden mikrofona gelmesi sonuçları etkileyebilir. Bu gürültü kaynaklarının doğası herhangi bir düzeltme yapılmasını zorlaştırır, hatta imkansız hale getirebilir. Ancak, arkaplan gürültüsünün ölçülmesi gerekiyorsa, düzeltmeler şu şekilde yapılmalıdır;

     

    Arkaplan gürültüsünün ses basınç seviyesi, ölçülen ses basınç seviyesinden 10 dB veya daha fazla düşük ise, hiç bir düzeltme yapılmaz. Ölçülen değer deneye tabi tutulan kaynak için geçerlidir.

     

    Arkaplan gürültüsünün ses basınç seviyesi, ölçülen ses basınç seviyesinden 3 dB veya daha az düşük ise, hiçbir düzeltmeye müsaade edilmez. Bu durumda, ölçme belirsizliği fazladır. Ancak sonuçlar, halen rapor edilebilir ve deneye tabi tutulan ses kaynağının ses basınç seviyesinin üst sınırının tespitinde yararlı olabilir. Böyle bir veri rapor edilmişse, rapor metninde, sonuçları gösteren grafik ve çizelgelerde, rapor edilen değerden arkaplan gürültüsü etkisinin giderilmesi için düzeltme yapılamayacağı açık şekilde belirtilmelidir.

     

    Arkaplan gürültüsünün ses basınç seviyesinin ölçülen ses basınç seviyesinden 3 ila 10 dB daha düşük olduğu durumlarda düzeltme yapılır:

     

    Lcorr = 10 lg (10Lmeas/10 – 10Lresid/10 ) dB

     

    Burada;
    Lcorr düzeltilmiş ses basınç seviyesi;
    Lmeas ölçülen ses basınç seviyesi;
    Lresid artık ses basınç seviyesi
    dir.

  • Çevre Görevlisi Eğitimi

    21.11.2013 tarihinde yayımlanarak 01.01.2014 tarihinde yürürlüğe giren “Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik” kapsamında çevre görevlisi belgesi almak isteyen adaylar çevre görevlisi eğitimine katılmak zorundadırlar.

     

    Çevre görevlisi eğitimi, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olan veya olabilecek işletmeler arasında önemli bir noktada yer alacak olan çevre görevlisi adaylarına, işletmelerin çevre izin ve lisans sistemlerini kurmaların da, geliştirmelerin de ve sürekliliğini sağlamaların da yol gösterecektir.

     

    Daha önce yüz yüze yapılan Çevre Görevlisi Eğitimlerinde Çevre Görevlisi adayları, Eğitim ve Otel Masraflarının yanı sıra yol ve konaklama masrafları da eklenerek meydana gelen yüksek maliyet ile bu eğitimleri almak durumunda kalmışlardı. Ancak çalışmaları yapılan uzaktan eğitim sayesinde kişi başı sadece 100 TL’ye evde, işte, otobüste vs. online olarak eğitime katılım sağlanabilecek. Çevre Görevlisi adayları uzaktan eğitim ile internet bağlantısı bulunan her yerden 7/24 Çevre Görevlisi aday eğitimine katılabilecekler. Uzaktan eğitim portalındaki ders notları Çevre Mevzuatında yapılacak değişiklikler yansıtılarak sürekli güncel bilgilerin verilmesi sağlanacak. Eğitim sonunda verilecek e-sertifika, Çevre görevlisi belge başvurusunda kullanılacak.

     

    T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından uygulamaya geçirilen Uzaktan Eğitim Portalı” altyapısı üzerinden çevre mühendislerine yönelik “Çevre Görevlisi Eğitimi” düzenlenecektir. Eğitime yalnızca çevre mühendisleri katılabilir. Bu eğitim mevcut çevre görevlileri için vize eğitimi ve diğer meslek gruplarına yönelik bir eğitim değildir. Katılımcılar eğitim bedeli olan 100 TL‘yi (KDV dahil) Türkiye Halk Bankası A.Ş. de açılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı KUTA hesabı 113 nolu kaleme yatırdıktan sonra Çevre Görevlisi Adayları için uzaktan eğitim başvurularını 22.08.2016 ile 16.09.2016 tarihleri arasında http://uzaktanegitimbasvuru.csb.gov.tr internet sitesinden doldurarak kayıtlarını tamamlamaları gerekmektedir. Çevre Görevlisi Eğitim ücreti doğrudan banka şubesinden yapılması gerekmektedir. EFT ve/veya Havale ile yapılan işlemler kabul edilmemektedir.

     
    * Söz konusu Çevre Görevlisi Aday Eğitimi; uzaktan eğitim şeklinde yapılacak olup, başvurular internet üzerinden yapılacaktır.
    * Çevre Görevlisi Eğitimine katılacak adayların Çevre Mühendisliği Bölümünden mezun olmaları veya Çevre Mühendisliği konularında yüksek lisans veya üzeri eğitim almış olmaları gerekmektedir.
    * Çevre Görevlisi Eğitimine katılım formlarında mezun olunan üniversite adı, mezuniyet tarihi, iletişim bilgileri bulunacak olup, bunların eksiksiz doldurulması gerekmektedir.
    * Çevre Görevlisi Eğitimine alınacak adaylarda, adayların mezuniyet tarihi göz önüne alınarak sıralama yapılacak ve mezuniyet tarihi önce olan adaylara öncelik verilecektir.
    * Adaylar, online uzaktan eğitim portalı üzerinden gruplar halinde eğitime alınacaktır.
    * Çevre Görevlisi Eğitim süresi 15 gün ile sınırlanacak, bu süre sonunda online uzaktan eğitim portalı kapatılacaktır. Adaylar 15 gün içerisinde sisteme giriş yaparak eğitimi tamamlamak zorundadır. Bu süre içerisinde eğitimi tamamlamayan adaylar eğitim haklarını kaybetmiş sayılacaktır.
    * Çevre Görevlisi Eğitimini tamamlayan adaylara elektronik olarak e-sertifika düzenlenecektir. Eğitimi tamamlayarak sertifikasını alan adaylar, Çevre Görevlisi Belgesi almak için T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı izin lisans yazılım portalı üzerinden e-imza ile elektronik olarak başvuru yapacaklardır.
    * Başvurular Eğitim ücreti yatırıldığına dair dekont ve diploma sisteme yüklenerek yapılacaktır.
    * Uzaktan eğitim Başvurusu için E-imza/Mobil imzaya gerek yoktur.
    * Başvurularda, Diploma, mezuniyet belgesi, Üniversiteden alınan onaylı yazı veya E-Devlet sisteminden alınacak “Barkod doğrulama kodu” bulunan belgeler kabul edilecektir.
    * Başvurular alındıktan sonra Çevre Görevlisi adaylarının sistemde kayıtlı E-Posta adreslerine Eğitimin başlama tarihi ile ilgili bilgilendirme duyurusu 20.09.2016 tarihinde gönderilecektir.
    * Bu eğitim Çevre Görevlisi vize eğitimi değildir.

     

    Çevre görevlisi kimdir?

     

    Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olan veya olabilecek ve Çevre Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan düzenlemeler uyarınca denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin mevzuata uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren, tesis içi yıllık denetim programları düzenleyen kişidir. Bu kişiye T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilecek belgeye ise Çevre Görevlisi Belgesi denir.

     

    Çevre Görevlisi Neler Yapar?

     

    Adından da anlaşılabileceği gibi çevrenin korunması ve muntazam biçimde düzende tutulması üzerine çalışmalarına devam eden çevre görevlileri, başlıca görev olarak çevre yönetimi hizmetlerini yürürlükte olan mevzuat kapsamında yürütmek, gerektiğinde koordine etmek ve bu alanda gerçekleştirilen çalışmaları aktif olarak izleyip kişi ya da işletmelerin sorumlu oldukları konularda üstlerine düşen kısımları uygulayıp uygulamadıklarını kontrol etmek üzerine yetkilendirilmiş durumdadırlar. İşletmelerin hizmet vermeye başladıkları tarihten itibaren her ay düzenli olarak faaliyet raporu hazırlamak ve söz konusu raporları sorumlulara sunmak ve sistemlere yüklenmesini sağlamak ile de yükümlü olan çevre görevlileri, aynı zamanda her yıl bir defadan az olmamak kaydı ile işletmenin genel durumunu kapsayan iç tetkik raporunu da hazırlanma ve sunumu ile uğraşmaktadırlar. Bunun yanı sıra işletme içerisindeki diğer çalışanlara da uzmanlık alanı üzerine eğitimler sunmak ve özendirici faaliyetlerde bulunmak görevini de taşıyan çevre görevlileri, bu eğitim ve faaliyetleri mutlak suretle Bakanlığın uygun gördüğü format ve kalitede gerçekleştirmeye de mecbur durumdadır.

     

    Çevre Görevlisi Eğitimine Kimler Katılabilir

     

    İşletmeler ile bunların çevre yönetim birimlerinde veya çevre danışmanlık firmalarında çalışacak çevre görevlilerinin aşağıdaki niteliklerden en az birini haiz olmaları zorunludur:

    • En az 4 (dört) yıllık üniversitelerin çevre mühendisliği bölümünden mezun olmak veya çevre mühendisliği konularında yüksek lisans veya üzeri eğitim almış olmak ve çevre mevzuatı konusunda Bakanlıkça yapılacak/yaptırılacak eğitime katılan adaylara Bakanlık tarafından çevre görevlisi belgesi verilir.
    • En az 4 (dört) yıllık üniversitelerin mühendislik bölümlerinden veya fen/fen-edebiyat fakültelerinin fizik, kimya, biyoloji, biyokimya, jeoloji bölümlerinden veya veteriner fakültelerinden mezun olmak, temel çevre bilimleri ve çevre mevzuatı konularında Bakanlıkça yapılacak/yaptırılacak eğitime katılmak, temel çevre bilimleri ve çevre mevzuatı konularında yapılacak sınavlarda 100 üzerinden 70 ve üzeri puan alarak başarılı olan adaylara Bakanlık tarafından çevre görevlisi belgesi verilir.

     

    Çevre görevlisi sınav sonuçları, ilan edildiği gün sonrasından 1 yıl boyunca geçerliliğini korurken, süreyi geçiren çevre görevlisi adayları belgeyi hak etmek için yeniden sınava girmek zorunda kalmaktadırlar.

     

    En az 4 (dört) yıllık üniversite mezunu olup, Bakanlık veya mülga Çevre Bakanlığı veya mülga Çevre ve Orman Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatlarının;

    • Çevre yönetimi, çevresel etki değerlendirmesi, çevre izni, çevre lisansı ve çevre denetimi ile ilgili teknik birimlerinde çevre mevzuatı kapsamında en az dört yıl çalışmış olanlara,
    • Çevre yönetimi, çevresel etki değerlendirmesi, çevre izni, çevre lisansı ve çevre denetimi ile ilgili teknik birimlerde şube müdürü, il müdür yardımcısı, il müdürü, daire başkanı ve üstü görevlerde en az üç yıl çalışmış olanlara,

     

    durumlarını belgelendirmeleri halinde sınav ve ücret şartı aranmaksızın çevre görevlisi belgesi verilir.

     

    Bakanlık, çevre görevlisi belge sahibi çevre görevlilerine yılda en az bir kez çevre görevlisi eğitimi verir veya verdirir. Çevre görevlileri vize dönemi içinde en az bir kere çevre görevlisi eğitimine katılmak zorundadır.

     

    Vize dönemi, Çevre görevlisi belgesi, çevre danışmanlık yeterlik belgesi ve çevre yönetim birimi belgesinin Bakanlıkça onaylandıktan sonraki 4 (dört) yıllık süreyi kapsamaktadır.

     

    Çevre Görevlisi Eğitimi İçeriği:

     

    Temel Çevre Bilimleri Eğitimi

    • İklim Değişikliği ile Mücadele Çalışmaları
    • Hava Kirliliği ve Kontrolü
    • Atıksu Arıtımı
    • Gürültü ve Gürültü Yönetimi
    • Kimyasalların Etkin Yönetimi
    • Katı Atık Yönetimi
    • Atık, Atık Yönetimi, Atıkların Sınıflandırılması
    • Katı Atıkların Düzenli Depo Sahalarında Bertarafı
    • Katı Atıkların Kompostlaştırılması ve Kompostlaştırma Esasları
    • Toprak Kirliliği, Kontamine Sahalar ve İyileştirme Yöntemleri
    • Temel Terimler
    • Endüstriyel Kirlenme Kontrolü
    • Suların Arıtımı
    • Arıtma Çamuru Kontrolü
    • Tehlikeli Atıkların Kontrolü

     
    Çevre Mevzuatı Eğitimi

    • Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik
    • Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği
    • Çevre Kanunu ve Uygulamaları
    • Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
    • Çevre Denetimi Yönetmeliği
    • Çevre Kanunu Uyarınca Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliğ
    • ÇED Yeterlik Belgesi Tebliği
    • Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği
    • Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği
    • Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği
    • Atık Ara Depolama Tesisleri Tebliği
    • Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği
    • Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik ve Atık Sınıflandırma
    • Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik
    • Atıkların Yakılmasına İlişkin Yönetmelik
    • Bazı Tehlikesiz Atıkların Geri Kazanımı Tebliği
    • Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği
    • Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik
    • Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği
    • Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği
    • Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği
    • Büyük Yakma Tesisleri Yönetmeliği
    • Koku Oluşturan Emisyonların Kontrolü Yönetmeliği
    • Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği
    • Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik
    • Tehlikeli Madde ve Müstehzarlara İlişkin Güvenlik Bilgi Formlarının Hazırlanması Hakkında Yönetmelik
    • Kimyasalların Envanteri ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik
    • Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlendirilmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmelik
    • Atıksu Arıtma/Derin Deniz Deşarjı Tesisi Proje Onayı Genelgesi
    • Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliği
    • Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği
    • Evsel Ve Kentsel Arıtma Çamurlarının Toprakta Kullanılmasına Dair Yönetmelik
    • Tekstil Sektöründe Entegre Kirlilik Önleme
    • İklim Değişikliği İle Mücadele Çalışmaları
    • Toprak Kirliliği, Kontamine Sahalar Ve İyileştirme Yöntemleri
    • Toprak Kirliliğinin Kontrolü Ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik
    • Hafriyat Toprağı, İnşaat Ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği
    • Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği
    • Maden Atıkları Yönetmeliği
    • Atık Getirme Merkezi Tebliği
    • Atıkların Karayolunda Taşınmasına İlişkin Tebliğ
    • Atıktan Türetilmiş Yakıt, Ek Yakıt Ve Alternatif Hammadde Tebliği
    • Sürekli Atıksu İzleme Sistemleri Tebliği
    • Gemi Atıklarının Yönetimi
    • Gürültü ve Gürültü Yönetimi
    • Çevre Görevlisi Belge Müracaatlarında İstenen Bilgi Ve Belgeler
    • Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesine İlişkin Risk Değerlendirmesi ve Acil Müdahale Planlarını Hazırlayacak Kurum ve Kuruluşların Asgari Özelliklerine Dair Tebliğ
  • Egetest Çevre Mühendisi İş İlanı

    Egetest Çevre Mühendisi İş İlanı Tanımı: Çevre Ölçüm ve Analiz hizmeti veren firma bünyesinde istihdam edilmek üzere, Akredite Laboratuvarın Emisyon Ölçümü hizmetlerinde görevlendirilmek üzere Saha Ölçüm Personeli olarak çalışacak bay Çevre Mühendisi alınacaktır.

     

    Çevre sorunları; hava, su, toprak ve gürültü kirliliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle sera gazlarının olumsuz etkilerinin belirgin bir şekilde gözlenebilir olması, nüfus artışına paralel olarak çevre sorunlarında meydana gelen artışlar ve dünyamızın geleceği konusunda duyulan endişeler çevre bilincinin gelişmesine ve önem kazanmasına neden olmuştur. Son yıllarda özellikle hava ve gürültü kirliliklerinde meydana gelen artışlarla birlikte T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın almış olduğu önlemler çerçevesinde yayınlanan yeni ve revize yönetmeliklerle birlikte bu durum, düzenli olarak yapılacak olan ölçüm ve mühendislik hizmetleri ihtiyacını doğurmaktadır.

     

    Bu bağlamda söz konusu ihtiyaçların doğru, güvenilir ve izlenebilir olarak karşılanması oldukça önem arz etmektedir. Bu olgudan hareketle 10 yıldır kaliteli, güvenilir ve eksiksiz hizmet veren kuruluş olma hedefi ile yola çıkmış bir firmadır.

     

    Egetest Çevre Mühendisi İş İlanı Aranan Nitelikler:

    • Üniversitelerin Çevre Mühendisliği Bölümü’nden mezun
    • İzmir’de ikamet edecek ve tüm Türkiye’de görev alabilecek
    • Sık seyahat edebilecek
    • Esnek mesai saatlerine uyum sağlayabilecek
    • B sınıfı sürücü ehliyeti olan ve aktif olarak araç kullanabilen
    • Emisyon ölçümlerinin saha uygulamalarında çalışacak
    • Emisyon İlgili metotlar ve mevzuatlara hakim
    • Emisyon ölçümü ilgili cihazların kullanımını ve bakımını yapabilecek
    • Akreditasyon ve İlgili bakanlık denetlemelerine katılabilecek
    • İş ile ilgili teknik konulara hakim
    • Askerlik görevini tamamlamış
    • Uluslararası standart ve Metotları okuyup anlayacak seviyede İngilizce bilgisine sahip olmak (Tercih Sebebidir)
    • T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen Yetkili Emisyon-İmisyon Ölçüm Personeli Belgesine sahip olmak (Tercih Sebebidir)
    • SRC Belgesine sahip olmak (Tercih Sebebidir)

     

    Yukarıda belirtilen özelliklere sahip Çevre Mühendisi adaylarının fotoğraflı öz geçmişlerini verilen mail adresine yollamaları gerekmektedir. Mail dışında yapılacak başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.

     

    Egetest Çevre İletişim Bilgileri:
    Firma/Kurum Ünvanı: EGETEST ÇEVRE ÖLÇ. KALİB. VE BİLİŞİM HİZ. LTD. ŞTİ.
    Tel: 0(232) 339 23 83
    E-posta: izmir@egetest.com.tr
    Adres: Kazım Dirik Mah. 296/2 Sokak No:1 Daire:101-103 Bornova-İZMİR

     

    Çevre Mühendisi İş İlanı Son Başvuru Tarihi: 30.08.2016

  • Ormancılığın Politik Durumu

    Politikadan planlamaya, silvikültürden (orman yetiştirme) üretime bir dizi faaliyeti içeren ormancılık çalışmalarının, canlı bir varlık olduğu kabul edilen orman üzerindeki etkilerini analiz etmek için öncelikle “ormanı” tanımlamak gerekir. Ekonomik bakış açısı ile ormanlar “yenilenebilir kaynaklar” olarak tanımlanır. Gerçekten de ormandan elde edilen odun ve odun dışı ürünlerden belli bir faydalanma düzeni içinde teorik olarak sonsuza kadar yararlanmak olanaklıdır. Ne var ki, ormanın yaşayan bir varlık olduğu gerçeği bizleri madalyonun öbür yüzüne bakmaya zorunlu kılar: Ekoloji.

     

    Ekolojiye göre orman, temel öğesi ağaç ve ağaççıklar olmakla birlikte, canlı (bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar) ve cansız (toprak, su, hava) varlıklardan oluşan ve bunların birbirleri ve çevreleri ile ilişki içinde bulunduğu yaşayan bir sistemdir. Bu yönü ile orman, “doğa” denilen bütünü oluşturan sistemlerden (bozkır, sulak alan, kıyı ve deniz, maki, akarsu, yüksek dağ) biridir ve yeryüzünde yaşam, bu sistemlerin tümünün devamlılığına bağlıdır. Bu nedenle, ormanlar gibi olağanüstü çeşitlilikte bileşenlere sahip bir “canlı varlık” üzerinde gerçekleştirilen çalışmaların bu gerçek göz ardı edilmeden tasarlanması ve uygulanması yaşamsal bir önem taşır.

     

    Ormancılık çalışmaları, toplumun orman ürünlerine ve ormanın sunduğu işlev ve hizmetlere olan gereksinimlerini karşılamak için yürütülür. Ormanlar üzerinde en geniş etkiye sahip ve en kilit konu, ormancılığının politik boyutudur. Türkiye’de orman alanlarının geleneksel olarak devlet mülkiyetinde olması ilke olarak orman kaynaklarının doğasına uygun bir düzenlemedir. Ancak bu durum ormancılık politikalarının daha çok ormanların “ekonomik” yönünü ön plana çıkaracak şekilde gelişmesine neden olmuş ve doğal ormanların aleyhine gelişmeleri hızlandırmıştır. Son yıllarda özellikle büyük kentlerin çevresinde ve turistik bölgelerdeki ormanlık alanlar adeta kapanın elinde kalmıştır. Koruma amacı ile ayrılmış alanlarda ilkelerin kolaylıkla delinmesi ülkemizde alışılmış bir olay haline gelmiştir. Orman kaynaklarının kullanımı ve yönetiminde de planlama en temel çalışmadır. Ne var ki, orman yönetim planlarımız da bütüncül ve çok boyutlu bir yaklaşımın ürünü değil, odun üretimi üzerine odaklanmış dokümanlardır. Geleneksel planlar ormancılık faaliyetlerinin diğer canlılar üzerindeki etkilerini dikkate almadığı gibi, yörede yaşayanların planlama kararlarına etkin katılımına izin vermez. Bu, Türkiye ormanlarında yıllardır yaşanan trajedinin en temel nedenlerinden biridir.

     

    Yeni ormanların kurulması ve bunların yetiştirilmesi, bakımı, gençleştirilmesi ve varlıklarının en iyi şekilde devam ettirilmesine yönelik etkinliklerden oluşan silvikültürel çalışmalarda yapılan teknik hatalar da verimli orman alanlarının bozulmasına neden olabilmektedir. Bir araştırmaya göre, Antalya bölgesi kızıl çam ormanların da 1965-1971 döneminde doğal gençleştirme çalışması yapılan alanların %78’ine yeniden gençlik getirilememiş olması bunun en somut örneklerinden biridir.

     

    Gençleştirme, üzerinde orman olan bir alanda gerçekleştirilirken, ağaçlandırma çalışmaları, üzerinde orman örtüsü bulunmayan bölgelerde belli bir amaca uygun olarak orman oluşturmayı hedefler. Ağaçlandırma çalışmalarında bugüne kadar yapılmış en önemli yanlışlıklardan birisi kumul, bozkır, funda, maki gibi egemen unsuru ağaç olmayan kendine özgü ekosistemlerin ağaçlandırma suretiyle değiştirilmeye çalışılmasıdır. Bununla birlikte, çoğunlukla aynı yaşlı ve tek türden oluşan ağaçlandırmalar, biyoçeşitliliği ve ormanın dış etkilere karşı direncini azaltıcı etki yapar. 1970’li yılların başında Batı Karadeniz Bölgesinde hızlı gelişen yabancı türler ile ağaçlandırılan alanlarda daha sonra kitlesel böcek ve mantar yıkımları ortaya çıkmıştır. Hızlı geliştiği için geçmişte dört elle sarıldığımız yabancı türlerden (okaliptüs, akasya, radiata çamı gibi) kaçınarak, yerel türlerden yararlanmak bugünün en geçerli yaklaşım biçimidir.

     

    Canlı bir varlık olan ormanlar yangın, kar, çığ, böcek, mantar gibi çeşitli sorunların etkisi altındadır. Yangın, genel olarak ormanlar için bir afet olarak kabul edilmekle birlikte, sanılanın aksine kimi orman tipleri için kendini yenileme aracıdır. Bu nedenle uzmanlar, konunun bir “yangın söndürme” tavrından öte bir “yangın yönetimi” ile ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Ormanlardan, odun ve odun dışı ürün hasadına yönelik üretim çalışmaları, tekniğine uygun ve ekolojik bütünlük dikkate alınarak yapılmadığında doğal zincirin halkaları kırılabilmekte ve sistem onarılamaz yaralar alabilmektedir. Yalnızca odun üretimine odaklanan üretim çalışmaları fiziki ortamı veya genç fidanları tahrip edebilmektedir. Öte yandan, bu yaklaşımlar sistemin vazgeçilmez parçası yaban hayvanları, kuşlar, mantarlar, otsu bitkiler ve diğer canlıların yaşam ortamlarını da ortadan kaldırabilmektedir. Reçine, sığla yağı, defne yaprağı, soğanlı bitki toplanması gibi ikincil orman ürünü hasadı sırasında da tekniğine uygun olmayan faydalanma, ağaçların hastalanmasını, türlerin yok olmasını kolaylaştırabilmektedir.

     

    Doğa koruma için yapılması gereken en temel çalışma, korunacak alanların ve koruma amaçlarının sistematik bir yaklaşımla belirlenmesidir. Gerek dünyada, gerek ülkemizde uzun yıllardan beri bu yaklaşım göz ardı edilmiştir. Bu durum, önemli orman tiplerinin korunan alanlar sistemi içine girmemiş olmasına, bazı orman tiplerinin ise bu sistem içerisinde gereğinden fazla tekrarlanmasına, dolayısıyla ekolojik çeşitliliğin iyi temsil edilememesine neden olmuştur. Adı “milli park” olsa da etkin bir yönetimden yoksun koruma alanları, adeta yoğun kullanımın merkezi olmuştur. Katılımcılıktan yoksun, ilgi/çıkar gruplarının ve yerel halkın desteğini almamış doğa koruma çalışmaları hep düş kırıklığı ile sonuçlanmıştır. Son Anadolu’nun ormanları ancak ekolojik temellere dayalı ormancılık politikalarıyla kurtulabilir.

  • Endüstriyel Atıksuların Anaerobik Arıtımı

    Anaerobik arıtmanın verimi ve performansı, çok yavaş çoğalabilen anaerobik mikroorganizmaların reaktördeki kalış süresine bağlıdır. Biyoreaktördeki aktif biyokütle miktarının artırılabilmesi ancak çok uzun bekletme süreleri ya da hidrolik bekletme süresi (HBS) ile çamur yaşının birbirinden ayrılması ile mümkündür. Bu zamana kadar yüksek katı maddeli çamurların ya da düşük partiküler madde içerikli atıksuların arıtımında tam karışımlı (örneğin anaerobik çamur çürütücü) ve çamur yataklı anaerobik reaktörler (örneğin havasız çamur yataklı reaktör/HÇYR) başarıyla kullanılmıştır. Tam karışımlı reaktörlerde hidrolik bekletme süresi ile çamur yaşı (yani partiküllerin ve mikroorganizmaların reaktördeki kalış süresi) teorik olarak birbirine eşittir. Örneğin anaerobik çürütücüler genelde 20 gün çamur yaşı (ya da hidrolik bekletme süresi) ile işletilirler. HÇYR’lerde ise hidrolik bekletme süresi saatler mertebesinde iken, çamur yaşı 100 günler mertebesindedir. Bu durum mikroorganizmaların birleşerek çok hızlı bir şekilde çökelen granüller (iri ve yoğun floklar, taneler) oluşturması sayesinde gerçekleşir. Yani reaktöre beslenen su çok kısa sürede reaktörü terk ederken, biyokütle ve diğer partiküller oldukça uzun bir süre reaktör içerisinde kalabilir. Çamur yataklı reaktörlerde granül oluşumu, floküler biyokütlenin düşük hidrolik bekletme süresi kullanılarak sistemden uzaklaştırılması ile gerçekleştirilebilir. Ancak, özellikle çok yüksek sıcaklık, tuzluluk, inhibitör, yağ-gres ve partiküler madde içeren endüstriyel atıksuların anaerobik arıtımında granül oluşumunun olumsuz etkilendiği ve arıtma veriminin düştüğü belirlenmiştir.

     

    Mikroorganizmaların biyoreaktörlerdeki kalış sürelerinin artırılabilmesi için partiküler maddeleri fiziksel olarak tutabilen membran sistemleri de kullanılabilmektedir. Arıtılan su, membrandan geçerek reaktörü terk ederken, içerisindeki partiküller ve mikroorganizmalar reaktör içerisinde kalır. Anaerobik membran biyoreaktörler (AnMBR), anaerobik arıtma prosesleri ile membran sistemlerinin başarılı bir şekilde birarada kullanılması ile teşkil edilir.
    Anaerobik Membran Biyoreaktörler
    Biyoreaktör olarak tam karışımlı ya da yukarı akışlı reaktörler kullanılabilir. Tübular, plaka ya da boşluklu fiber membranların kullanıldığı membran modülleri batık ya da çapraz akışlı olarak reaktöre bağlanırlar. Bu tip reaktörlerin düşük organik yüklü anaerobik çamur çürütücüler ile yüksek yüklü granüler çamur yataklı sistemler arasındaki boşluğu doldurması beklenmektedir. Anaerobik membran biyoreaktörler özellikle granül oluşumunun sağlanamadığı atıksu tipleri ve koşullar için oldukça uygundur. Bu tür durumlarda membranlar partiküler madde ve biyokütlenin reaktör içerisinde tutulması amacıyla kullanılabilir.

     

    Anaerobik membran biyoreaktör prosesinin en önemli dezavantajı membran tıkanmasıdır. Membran tıkanması, zamanla membran porları ve membran üzerinde biriken maddelere bağlı olarak transmembran basıncının artması ya da akının azalması olarak tanımlanabilir. Membran tıkanmasının nedenleri ve azaltma yolları, bu zamana kadar birçok bilimsel araştırmanın konusu olmuştur. Ancak, bu konu oldukça karmaşık olması sebebiyle günümüzde de halen önemini korumaktadır. Bu bakımdan, substrat kompozisyonunun ve çamur yaşı gibi işletme parametrelerinin Anaerobik membran biyoreaktör sistemlerinde oluşan membran tıkanmasına etkilerinin incelenmesi  önem arz etmektedir.

     

    Mısırdan biyo-etanol üretimi atıksuları ve peynir altı sularının Anaerobik membran biyoreaktör prosesi ile arıtımı incelenmiştir. Biyo-etanol üretimi özellikle son yıllardaki petrol fiyatlarının dengesizliği, politik karmaşalar ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına olan ilgi nedeniyle oldukça artmıştır. Biyo-etanol endüstrilerinde proses sonucunda partiküler madde içeriği yüksek ve organik madde bakımından oldukça kirli bir atıksu oluşmaktadır. Bu atıksu genelde kurutularak, elde edilen ürün hayvan yemi olarak satılmaktadır. Ancak kurutma işlemi sırasında oldukça fazla enerji harcanmakta ve sistemin fizibilitesi olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu bakımdan, biyo-etanol atıksularının hem biyogaz üretimi sağlayan hem de arıtılan atıksuyun endüstri içerisinde yeniden kullanımına olanak tanıyan Anaerobik membran biyoreaktör prosesi ile arıtımı oldukça avantajlıdır.

     

    Peynir altı atıksuyu ise peynir üretimi sırasında açığa çıkan ve karbonhidrat (laktoz) içeriği çok yüksek,
    partiküler madde konsantrasyonu düşük atıksulardır. Günümüzde peynir altı atıksularından birçok yan ürün geri kazanımını sağlayan teknolojiler mevcut olmasına rağmen, özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde
    genellikle bu teknolojilerin uygulanması tekno-ekonomik olarak fizibil olmamaktadır. Bu bakımdan, peynir
    altı sularının Anaerobik membran biyoreaktör ile arıtımı hem biyogaz/enerji geri kazanımı hem de deşarj standartlarının sağlanmasında büyük avantaj sağlamaktadır.

     

    Yapılan çalışmada, laboratuvar ölçekli çapraz akışlı Anaerobik membran biyoreaktörlerde her iki atıksuda %95’in üzerinde kimyasal oksijen ihtyacı (KOI) giderme verimi elde edilmiştir. Aşağıdaki şekilde biyo-etanol atıksuları için elde edilen reaktör performansı gösterilmektedir. Organik yükleme hızları her iki atıksu için de 6-8 kg KOI/(m3.gün) aralığında gerçekleşmiştir. Ancak, özellikle biyo-etanol üretimi atıksularında bulunan yüksek konsantrasyonlu yağlar ve yağların hidroliz ürünleri uzun zincirli yağ asitleri (UZYA) biyolojik arıtma verimini olumsuz etkilemiştir. Uzun zincirli yağ asitleri mikroorganizma flokları üzerine adsorbe olarak inhibisyona neden olmaktadır. Bu nedenle biyokütle aktivitesi düşmektedir. Ancak, atıksu beslemesi durdurulduğunda biyokütle yavaş da olsa aktivitesini tamamen geri kazanabilmektedir. İşletme açısından oldukça zorlayıcı olan bu durum kesikli beslemeli paralel reaktörlerin kullanımı ile yönetilebilir.
    Biyo-etanol atıksuları için elde edilen reaktör performansı
    Atıksu içerisindeki kalsiyum ve magnezyum gibi 2 değerlikli katyonların uzun zincirli yağ asitleri ile birleşerek onları sabunlaştırdığı ve iri taneli çökelekler oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bu sayede uzun zincirli yağ asitlerinin mikroorganizma üzerindeki inhibisyonu azalmaktadır. Ancak, uzun zincirli yağ asitleri sabunları suda çok zor çözündüklerinden, metana dönüşümleri sınırlı olmakta ve metan üretimi azalmaktadır. uzun zincirli yağ asitlerinin biyokütle üzerine adsorpsiyonu çamurun yüzey karakteristiklerini de değiştirdiğinden filtre edilebilirlik ve membran tıkanması üzerinde de etkili olmaktadır. uzun zincirli yağ asitler çamura adsorbe olduğunda flokların hidrofobik (suyu emmeyen, suyla birleşmeyen) özelliği artmaktadır. Bu çalışmada, membran tıkanmasının çamurun hidrofobikliği ile ters orantılı olduğu gözlemlenmiştir.

     

    Asidifiye olmamış ve çözünmüş karbonhidrat içeriği yüksek peynir altı atıksuların Anaerobik membran biyoreaktörler ile arıtımında çamurun filtre edilebilirliğinin çok hızlı azaldığı gözlemlenmiştir. Bu duruma özellikle çözünmüş karbonhidrat türü kolay ayrışabilen organik maddeleri kullanan asidojen bakterileri neden olmaktadır.

     

    Asidojen bakterilerin fazla çoğalması, çamurun partikül dağılımının daha düşük boyutlara kaymasına neden olmaktadır. Bu durum, çamurun özgül kek direncinin (ÖKD) artmasına neden olmaktadır. Anaerobik membran biyoreaktörlerdeki en önemli tıkanma mekanizmasının kek oluşumu olduğu birçok çalışmada gözlenmiştir. Özgül kek direncinin artması memban üzerinde porozitesi düşük ve hızlı bir şekilde konsolide olan kompakt bir kek tabakasının oluşacağını göstermektedir. Buna ek olarak, substrat:biyokütle (S:B) oranının çamur filtre edilebilirliği için önemli bir parametre olduğu belirlenmiştir. Bu parametrenin artması durumunda çözünmüş mikrobiyal ürünlerin arttığı ve özellikle çamurun filtre edilebilirliğinin düştüğü gözlemlenmiştir.

     

    Membran teknolojilerinin atıksu arıtma proseslerinde kullanılmaya başlanması birçok avantaj ve fırsat yaratmıştır. Bu çalışma kapsamında, Anaerobik membran biyoreaktörlerin özellikle mikroorganizma granül oluşumunun sağlanamadığı endüstriyel atıksuların arıtımında hem biyogaz hem de partiküler madde içeriği çok düşük, yüksek kalitede arıtılmış su geri kazanımı sağlanabilen, yenilikçi bir proses olduğu gösterilmiştir. Gelecekte, endüstrilerde su geri kazanımı ve yeniden kullanımının artacağı düşünüldüğünden, üretilen atıksuların karakterlerinin de değişmesi ve arıtımının zorlaşması beklenmektedir. Bu bakımdan Anaerobik membran biyoreaktörler gibi yenilikçi arıtma teknolojilerine olan ihtiyaç artacaktır.
    Kaynaklar:

    – Dereli, R.K., Ersahin, M.E., Ozgun, H., Ozturk, I., Jeison, D., van der Zee, F., van Lier, J.B. (2012). Potentials of Anaerobic Membrane Bioreactors to Overcome Treatment Limitations Induced by Industrial Wastewaters. Bioresource Technology, 122, 160-170

    – Dereli, R.K., van der Zee, F.P., Heffernan, B., Grelot, A., van Lier, J.B. (2014a) Effect of Sludge Retention Time on the Biological Performance of Anaerobic Membrane Bioreactors Treating Corn-to-ethanol Thin Stillage with High Lipid Content. Water Research, 49, 453-464.

    – Dereli, R.K., Grelot, A., Heffernan, B., van der Zee, F.P., van Lier, J.B. (2014b). Implications of Changes in Solids Retention Time on Long Term Evolution of Sludge Filterability in Anaerobic Membrane Bioreactors Treating High Strength Industrial Wastewater. Water Research, 59, 11-22.

    – Dereli, R.K., Heffernan, B., Grelot, A., van der Zee, F.P., van Lier, J.B. (2015a). Influence of High Lipid Containing Wastewater on Filtration Performance and Fouling in Anmbrs Operated at Different Solids Retention Times. Separation And Purification Technology, 139, 43-52.

    – Dereli, R.K., Loverdou, L., van der Zee, F.P., Van Lier, J.B. (2015b). A Systematic Study On The Effect of Substrate Acidification Degree and Acidogenic Biomass on Sludge Filterability. Water Research, 82, 94-103.

  • Vadi Mühendislik Çevre Mühendisi İş İlanı

    Vadi Mühendislik Çevre Mühendisi İş İlanı Tanımı: Firma bünyesinde istihdam edilmek üzere, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında ÇED Raporları ve Proje Tanıtım Dosyası hazırlanması işleri için tecrübeli Çevre Mühendisi alınacaktır.

     

    Vadi Mühendislik, çevre politikalarını doğaya ve insana saygılı çözümler üretmek, gelişen teknolojiyi ve yenilikleri yakından izleyerek sektöre bu konuda katkı sağlamak amacıyla kurulmuştur. Kuruluşundan bu yana hep, “Günümüzde ve Gelecekte Yaşanılabilir Bir Çevre” anlayışını benimsemiş, ufkunu genişleterek, sürekli kendini yenilemiştir.

     

    Vadi Mühendislik; topluma ve çevreye saygılı, sürekli iyileşme ve gelişimi hedefleyerek verimli, etkin ve yüksek sorumluluk bilinci içerisinde saygın, güvenilir ve lider bir şirket olmaya çalışmaktadır.

     

    Vadi Mühendislik Çevre Mühendisi İş İlanı Aranan Nitelikler:

    • Üniversitelerin Çevre Mühendisliği Bölümü’nden mezun
    • Ankara’da ikamet eden veya edebilecek olan
    • B sınıfı sürücü ehliyeti olan ve aktif olarak araç kullanabilen
    • CAD Çizim programlarını bilen
    • İyi derecede İngilizce bilen
    • Diksiyonu düzgün
    • Günü birlik seyahat engeli olmayan
    • Bay adaylar için askerlik ile ilişiği olmayan adaylar

     

    Yukarıda belirtilen özelliklere sahip Çevre Mühendisi adaylarının fotoğraflı öz geçmişlerini verilen mail adresine yollamaları gerekmektedir. Mail dışında yapılacak başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.

     

    Vadi Mühendislik İletişim Bilgileri:
    Firma/Kurum Ünvanı: VADİ MÜHENDİSLİK SAN. İNŞ. LTD. ŞTİ.
    Tel: (0312) 468 69 40
    E-posta: kariyer@vadimuhendislik.com
    Adres: Cinnah Cad. No:31/B-7 06680 Çankaya-ANKARA

     

    Çevre Mühendisi İş İlanı Son Başvuru Tarihi: 15.11.2016

  • İşletmeye Uygun Proses Suyu Hazırlamak

    Sanayi tesislerinde kullanılan suyun kalitesi çok önemlidir. İşletmelerde bulunan değişik su kullanım yerleri için, her kullanım yerine uygun su kalitesi istenir. Bu sebeple, bir işletme için genelde tek tür su kalitesi değil, birkaç tür su kalitesi hazırlamak daha doğru ve daha ekonomik olur.

     

    Örneğin, bir tekstil boyahanesinde bahçe sulaması, yerlerin temizliği, personel duşları, içme suyu, kumaş boyama prosesi, buhar kazanı, soğutma suyu, laboratuvar distile cihazı gibi değişik cihaz ve sistemler için birbirinden farklı su kaliteleri gerekir. Bu işletmede istenen en saf su, genellikle laboratuvarın ihtiyacı olan sudur. Laboratuvarın ihtiyacı gözönüne alınarak bütün suların bu saflıkta hazırlanması hiç de ekonomik bir çözüm değildir. Yukarıda adı geçen sekiz kullanım noktası için sekiz ayrı kalitede su hazırlamak da işletmecilik açısından hiç pratik değildir. Dolayısıyla her işletmenin, elindeki ham su kalitesine ve kullanım yerlerine göre bir su hazırlama sistemi projesi hazırlamak en uygun çözümdür.

     

    İşte bu noktada proses suyu tekniğinin ve tecrübesinin önemi ortaya çıkıyor. İşletmenin ham su analizi ve proseslerde istenen suların kriterleri bilindiğinde, bugünkü teknolojileri kullanarak, bu işletmeye uygun proses suyu hazırlamak için öncelikle bir “akım şeması” oluşturmak doğru olur. Tecrübeli işleticiler ile işbirliği yapılarak akım şeması oluşturulduğunda, çok daha verimli ve işletimi daha kolay bir proje ortaya çıkar. Çünkü işletici, kendi işletmesinin hangi mevsimlerde, hangi şartlarda çalıştığını iyi bilir; işletmenin su hazırlamadan sorumlu grubunun bilgi seviyesi hakkında fikri vardır, işletmenin su kalitesi toleransları hakkında tecrübelidir.

     

    “Proses suyu” ile ilgili konuları aşağıda özetleyeceğiz…

     

    1. Kuyu suları

     

    Ülkemizdeki işletmelerin çoğu su ihtiyacını kuyulardan temin etmeye çalışır. Oysa her tesisin arazisi altında yeterli yeraltı suyu bulunmayabilir veya bulunsa dahi bu su çok kötü karakterli olabilir. Ayrıca, tekniğe uyulmadan açılan kuyular kısa zamanda çökebilir veya çokça kum getirebilir. Yer üstünden yeraltına sızan kirli ve gübreli sular ile kuyu sularının kirlenme riski de çok yüksektir. Örneğin, zirai bitkiler için kullanılan üre ve amonyak içeren suni gübreler genelde yağmur suları ile kuyu sularına sızar ve belli mevsimlerde kuyu sularındaki amonyak (NH4) seviyesi çok yükselir; bunun sonucunda işletmede istenmeyen olaylar olur, hatta bu suyu içen görevlilerin zehirlenip hastaneye kaldırıldığı olaylara şahit olduk.

     

    Kuyunun en iyi tekniklerle açılması, bu kuyunun sağlıklı olacağı anlamına gelmez. Bir kuyudan, yeraltı suyunun besleme debisi üzerinde su çekilmesi ile kuyu suyu kalitesi bozulabilir: yeraltında değişecek olan basınç dengeleri dolayısıyla istenmeyen yönlerden kuyuya sular gelebilir, sular kirlenir veya tuzlanır. Kuyunun bulunduğu bölgede yapılacak hafriyat gibi zemin oynamaları ve depremler nedeniyle de kuyuya yer üstünden istenmeyen suların karışması ve dolayısıyla kuyunun kirlenmesi mümkündür. Uzun zaman kullanılmayan kuyuların bazılarında kuyunun verimi düşer. Kuyuların sağlıklı işletilmesi de kuyunun iyi açılması kadar önemli bir husustur.

     

    2. Su Depoları

     

    Su depoları için iki konuya dikkat edilmesi gerekir:

    – Su depolarına hiçbir yerden ışık girmemelidir; aksi halde depo içinde yosun türü canlılar ve bunlar ile beslenen başka mikroorganizmalar üremeye başlar ve bunlar suyun kalitesini bozar.

    – İşletmenin günlük su ihtiyacına kıyasla su depolarının hacmi büyük olduğunda, bu depolardaki suyun dezenfeksiyonu tam olarak yapılamaz ve depolarda üreyen bakteriler (mikro-organizmalar) önce su hazırlama cihazlarına ve daha sonra üretime zarar verir. Bu sebeple, büyük hacimli depoların dezenfeksiyonu için özel tasarımlar yapılmaktadır.

     

    3. Suların Filtrasyonu

     

    Su filtrasyonu çok geniş ve derin bir konudur. Daha doğrusu, su filtrasyonu bir ilim değil, tecrübe birikimidir. Su filtrasyonu ile ilgili ana fikirler şunlardır:

    – Proses suyu filtrasyonu genelde tek bir filtre cihazı ile yapılamaz, çoğu zaman kademeli filtrasyon gerekir, her işletmeye göre bir filtrasyon sistemi tasarlanır.

    – Çok kaliteli ham su temin eden tesislerin dahi su filtresine ihtiyacı vardır. Çünkü su filtresi “sigorta” görevi yapar, ileride olabilecek risklerden su sistemini ve prosesi korur.

    – Her işletme ve her proses için filtrasyon sistemi tasarlanır. Su filtrasyonunun hangi noktalarda yapılacağı işletmenin türüne göre değişir.

    – Filtreler katıları tutmakla kalmazlar, içlerinde bakteri de üretirler. Bu bakteriler hem filtrenin kendisine, hem de su sistemine ve prosese zarar verir. Bakterilerin ürememesi için tedbirler alınmalıdır.

     

    4. Suların Dezenfeksiyonu

     

    Her işletmede proses gereği veya personelin korunması maksadıyla “Su Dezenfeksiyonu” gerekir. Dezenfeksiyon, su içinde bulunan, insana veya prosese zararlı canlıların (mikropların) alınması veya yok edilmesi işlemidir. Dezenfeksiyonun önemi ve uygulama şekli her işletmeye göre değişir. Bugün dünyada dezenfeksiyon maksadıyla birçok yöntem kullanılmaktadır. Her yöntemin işletme açısından iyi ve kötü tarafları tartışılmalı ve buna göre en uygun yöntem seçilmelidir.

     

    5. Su Sisteminde Kireçlenmenin/Kristal Oluşumunun Önlenmesi

     

    Tesislerdeki “su” sorunlarından biri de su sistemimde katı kristallerin oluşmasıdır. Genelde “kireç” veya “kireçlenme” olarak adlandırılan bu olay, her zaman suyun sertliği ile, yani suda bulunan Kalsiyum ve Manyezyum mineralleri sebebiyle oluşmaz. Bazı sularda yüksek oranda Silikat (SiO2) iyonu bulunur ve bunlar buhar kazanı, soğutma sistemi gibi yerlerde aynı kireç gibi kristal oluşturur.

     

    Soğutma kulesi bulunan sistemlerde, kule fanlarının ortamdan çektiği havanın içindeki katıların soğutma suyuna girmesi sonucu da soğutma suyu sisteminde katı tabakalar oluşur. Bu olay için çoğu zaman sudaki “kireç” suçlanır, oysa havadan gelip soğutma suyuna giren katıların miktarı, suda bulunan kireç miktarından kat kat fazladır. Havadan soğutma suyuna karışan katıların sudan alınması için soğutma suyunu filtreleyen ve kulelerin yanına yerleştirilen otomatik yıkamalı filtreleri öneriyoruz.

     

    Su sistemlerinde oluşan “Kireçlenme”nin sebebi hakikaten suyun sertliği ise, kireçlenmeye karşı mücadelede etkili olan bugünkü yöntemlerin başında su yumuşatma cihazı gelir. Ayrıca, suda bulunan Kalsiyum mineralinin su sisteminde “CaCO3” kristali oluşumunu fiziksel olarak önleyen frekans jeneratörü de, kullanılan etkili yöntemlerden biridir.

     

    6. Suyun Kimyasal Kalitesinin İyileştirilmesi

     

    Birçok işletmede çözünmüş mineraller içeren suyun içindeki minerallerin azaltılması, yani suyun saflaştırılması istenir.

     

    Sudaki minerallerden suyun arındırılması iki yöntemle yapılabilir: Reçineli “Demineralize” cihazları ve “Mambran” teknikleri (Ters Ozmoz ve EDI cihazları). Her iki yöntemin de avantaj ve dezavantajı vardır. Ancak, istatistik bilgilere göre son yıllarda mambran yöntemi kullanımı, reçineli yöntemine göre artmaktadır.

  • LPG Otogaz İstasyonlarında Sorumlu Müdür Eğitimi

    LPG Otogaz İstasyonlarında Sorumlu Müdür Eğitimi: Ülke ve toplum yararları doğrultusunda kaliteli, sağlıklı, güvenli ve ekonomik tesislerin gerçekleştirilmesi amacıyla, LPG Otogaz İstasyonlarında Sorumlu Müdür hizmetlerinin yerine getirilmesinde ve denetlenmesinde görev alacak mühendislerin bilgi birikimlerinin geliştirilmesine katkıda bulunmak ve belgelendirmelerini sağlamaktır.

     

    Katılımda Aranacak Şartlar: Eğitim Ücretini Yatırmış Olmak ve Mühendislik fakültelerinden veya bunlara denkliği Yüksek öğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt içi veya yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak.

     

    Başvuru Sırasında İstenen Belgeler: Belgelendirme ücreti ödenti makbuzu ve TMMOB’‘ye bağlı Oda üyeleri için Oda üye kimlik kartı fotokopisi ve Oda üye ödenti borcu bulunmamak.

     

    LPG Otogaz İstasyonlarında Sorumlu Müdür Eğitiminin İçeriği

    • ÇMO Ana Yönetmelik ve Yönetmelikleri, Mühendislik Etiği, Sorumlu Müdürün Hak, Yetki ve Yükümlülükleri
    • LPG Piyasası Hukuki Düzenlemeleri
    • İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı
    • LPG depolama, dolum tesislerini, otogaz istasyonlarını, LPG tesisatını ve konut uygulamaları
    • LPG‘’nin Tanımı, Teknik Özellikleri ve Kullanım Alanları
    • İlgili Standartlar
    • LPG Otogaz İstasyonları Ekipmanları
    • LPG Doldurma, Boşaltma Kuralları
    • Periyodik Kontrol ve Bakımları
    • Yangın Güvenliği
    • İlk Yardım Temel Bilgileri
    • Çalışan personelin eğitimine yönelik planlama ve uygulamaları, Personel Yönetimi ve eğitimleri ile  “Sorumlu Müdür Kontrol Kayıt Defteri” Uygulama Esasları

     

    Katılımcı Sayısı: 25 Kişi

     

    Eğitim Ücreti: Eğitim Ücreti 270 TL + Sertifika Ücreti: 50 TL (Bonus Karta 4 taksit yapılabilmektedir). Eğitime katılım sağlayacakların, ön kayıt yaptırmak için eğitim bedelinin %30`unu aşağıda belirtilen hesap numarasına yatırmaları gerekmektedir. Ön kayıt ücretini yatıracakların, ÇMO’nı arayarak kontenjan bilgisi aldıktan sonra ücretlerini yatırmaları rica olunur. Katılımın, katılımcı tarafından iptal edilmesi durumunda ödenen ön kayıt bedeli iade edilmeyecektir. Eğitimin ÇMO tarafından iptal edilmesi durumunda katılımcıya ücret iadesi yapılacaktır.

     

    Hesap Numarası: T. İşbankası Meşrutiyet Şb. 4213 – 744819 (IBAN: TR870006400000142130744819)

     

    Ücrete Dahil Olanlar: Ders Notları, Başarı Belgesi ve İkramlar

     

    Eğitim Verileceği Yer: TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi – (Hatay 2 Sokak No:24/16 Kızılay ANKARA)

     

    Eğitimin Verileceği Tarih ve Saat: 19-20-21 Ağustos 2016 / 09:30-17:30

     

    Eğitmen Bilgileri: Fatih ŞAHİN (–Çevre Mühendisi)

     

    Kayıt İçin İletişim Bilgileri: 0(312) 419 80 76 / deniz@cmo.org.tr

Sayfa 1 Toplam: 551234102030...Son Sayfa »

Copyright © 2013 - 2016 • Tüm Hakları Saklıdır.